Türkiye’nin içini acıtan orman yangınları gibi halkın mutfağı da alev alev yanıyor.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre temmuz enflasyonu yüzde 1.80 olarak gerçekleşti. Bu oran piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde. Haziranda yüzde 17.53 düzeyinde olan yıllık enflasyon yüzde 18.95’e yükseldi.   Yüzde 1.80’lik artış son 18 yılın temmuz  ayı enflasyonu olarak kayıtlara geçti. 


Resmi rakamlar bile halkın mutfağını yakan hayat pahalılığını artık  gizleyemiyor. Aslında çarşı pazar ve market fiyatları TÜİK’in açıkladığı rakamın hayli üstünde. Yurttaş, alış verişe çıktığında pahalılığı bizzat  yaşıyor. Temmuzda aylık ve maaşlara yapılan yüzde 8.45 oranındaki zamlar şimdiden aşınmaya başladı. Yıl sonuna doğru aylıklar daha da eriyerek satın alma gücünü yitirecek milyonlarca memur, işçi, emekli, esnaf ve çiftçi.


34 yıldır periyodik olarak “Açlık ve Yoksulluk Sınırı” araştırması yapan Türk-İş, mutfak enflasyonunun emekçiyi, emekliyi, memuru nasıl ezdiğini gözler önüne serdi. Temmuz ayı araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2 bin 903 liraya, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt) ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının tutarı ise (yoksulluk sınırı) 9 bin 457 liraya yükseldi.


Başka bir ifadeyle dört kişilik bir ailenin evine 2 bin 903 liradan az para giriyorsa o aile aç, 9 bin 457 liranın altına gelire sahipse yoksul sayılıyor. Oysa bu tutarların altında kalan aylık ve maaşla geçinmeye çalışan o kadar çok insan var ki…
 Araştırmaya göre, mutfak enflasyonu yıllık bazda yüzde 20.65 arttı.


Hal böyle iken Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık enflasyon yüzde 18.95 düzeyinde. Çarşı pazarın el yakan fiyatlarına yakından tanık olan dar gelirli kitle doğal olarak resmi enflasyonu inandırıcı bulmuyor.  Cebi ve mutfağını yakan gerçek hayat pahalılığı altında eziliyor.


Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, bir açıklamasında hissedilen enflasyonun yüzde 30 düzeyinde olduğunu ima ederek, ücret ve maaşlara da bu oran kadar artış yapılması gerekliliğine dikkat çekti. Lakin, o sözlerin siyasi irade üzerinde etki yapacağını sanmıyorum.


Bilindiği üzere hükümet ile memur sendikaları arasında 4.4 milyon memur ile 2.2 milyon memur emeklisinin maaşına 2022 ve 2023 yıllarında yapılacak zamma ilişkin toplu sözleşme görüşmeleri sürüyor. Hükümet zam önerisini 12 Ağustos’ta sendikalara iletecek. Yüzde 21 ve yüzde 17 artış isteyen sendikalara taleplerini karşılayacak bir önerinin gelmeyeceği aşikar. Çünkü, hükümet 2022 yılı için yüzde 8 enflasyon öngörüyor. Sendikalara da bu düzeyde bir önerinin gelmesi kuvvetle muhtemel. 


Bugüne dek toplu sözleşmeler en çok 6’şar aylık dilimler halinde yüzde 8, 9 gibi son derece düşük zamlarla bağıtlanmıştı zira. Bu sözleşmenin öncekilerden çok farklı olacağını ummak safdillik olur.  
Yine 700 bin kamu işçisini kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri de sürüyor. Hükümetin Türk-İş’e önerdiği zam çok düşük. 


Milyonların gözünü çevirdiği her iki sözleşmede de emekçi ve emekliyi sevindirecek artışın çıkması olası görünmüyor.