<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Reform Haber Gaziantep - Gaziantep Haber</title>
    <link>https://www.reformhaber.com</link>
    <description>Gaziantep'te yaşanan son dakika haberleri, Şehitkamil, Şahinbey, Karkamış, Nizip, Oğuzeli, Nurdağı, İslahiye, Araban, Besni, Yavuzeli, Kilis son dakika haberleri, defin listesi ve Gaziantep FK, transfer ve maç haberleri sitemizde mevcuttur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.reformhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>reformhaber.com Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 26 Sep 2026 21:08:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Aktaş: “Kanser tedavisi alan hastalar sonbahar-kış döneminde enfeksiyonlara karşı nelere dikkat etmeli?”]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/doc-dr-aktas-kanser-tedavisi-alan-hastalar-sonbahar-kis-doneminde-enfeksiyonlara-karsi-nelere-dikkat-etmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/doc-dr-aktas-kanser-tedavisi-alan-hastalar-sonbahar-kis-doneminde-enfeksiyonlara-karsi-nelere-dikkat-etmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş, kanser tedavisi alan hastaların sonbahar ve kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesi nedeniyle enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, tedavi sürecinde beslenme, yeterli sıvı tüketimi ve günlük yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesi ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması, enfeksiyonlara maruz kalma riskini artırabiliyor. Kemoterapi başta olmak üzere bazı kanser tedavilerinin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle hastaların bu dönemde sağlıklarına daha fazla özen göstermesi gerekiyor.</p>

<p><strong>“Enfeksiyon belirtileri önemsenmeli”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser tedavisi sırasında bağışıklık sisteminin baskılanabileceğini ifade eden Doç. Dr. Gökmen Aktaş, hastaların ateş, titreme, öksürük, nefes darlığı ve genel durum değişikliği gibi belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Gökmen Aktaş, “Kanser tedavisi alan hastalarımızda enfeksiyonlar daha ağır seyredebilir. Özellikle kemoterapi sonrasında bağışıklık hücrelerinin sayısında geçici düşüşler yaşanabilir. Özellikle 38°C ve üzeri ateş, titreme, öksürük, nefes darlığı veya belirgin halsizlik gibi şikâyetler ortaya çıktığında hastalarımızın kendi kendine ilaç kullanmak yerine gecikmeden takip eden sağlık ekibiyle iletişime geçmeleri gerekir” dedi.</p>

<p><strong>“Enfeksiyonlardan korunmak için günlük önlemler önemli”</strong></p>

<p>Enfeksiyonlardan korunmada günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Gökmen Aktaş, el hijyenine özen gösterilmesi ve enfeksiyon riski bulunan ortamlara karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Doç. Dr. Gökmen Aktaş, “Özellikle sonbahar ve kış aylarında el hijyenine dikkat edilmesi, solunum yolu enfeksiyonu bulunan kişilerle yakın temastan mümkün olduğunca kaçınılması ve kapalı, kalabalık ortamların iyi havalandırılması önemlidir. Kanser tedavisi alan hastalarda mevsimsel grip aşısı da hastanın tedavisi ve bağışıklık durumu göz önünde bulundurularak takip eden hekimle birlikte planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Beslenme tedavi sürecinin önemli bir parçası”</strong></p>

<p>Tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmenin önemine de değinen Doç. Dr. Aktaş, hastaların tek tip beslenme programlarından ve bilimsel dayanağı olmayan diyetlerden uzak durması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Doç. Dr. Gökmen Aktaş, “Kanser tedavisi sırasında yeterli enerji ve protein alımı, hastanın genel durumunun korunması açısından önem taşıyor. İştahsızlık, bulantı, ağız yaraları veya yutma güçlüğü gibi sorunlar beslenmeyi etkileyebilir. Böyle durumlarda hastanın beslenme düzeni kişisel ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirilmelidir. Özellikle sosyal medyada önerilen ve ‘kanseri tedavi ettiği’ iddia edilen kısıtlayıcı diyetler veya takviyeler konusunda mutlaka hekim görüşü alınmalıdır” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Yeterli sıvı tüketimi ihmal edilmemeli”</strong></p>

<p>Sonbahar ve kış aylarında havaların serinlemesiyle birlikte susama hissinin azalabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Gökmen Aktaş, yeterli sıvı tüketiminin önemini vurguladı.</p>

<p>Doç. Dr. Gökmen Aktaş, “Hastalarımızın gün içerisinde yeterli sıvı tüketmesi önemli. Ancak sıvı ihtiyacı her hastada aynı değildir. Özellikle böbrek, kalp veya başka kronik hastalıkları bulunan kişilerin günlük sıvı tüketimi konusunda kendi hekimlerinin önerilerine uymaları gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Günlük yaşam mümkün olduğunca korunmalı”</strong></p>

<p>Kanser tedavisi gören hastaların kendilerini tamamen sosyal yaşamdan izole etmelerinin her zaman gerekli olmadığını belirten Doç. Dr. Aktaş, hastanın genel durumuna uygun şekilde günlük hareketliliğin sürdürülmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Gökmen Aktaş, “Hastalarımızın tedavi sürecinde yeterli dinlenmeye zaman ayırması kadar, kendilerini iyi hissettikleri ölçüde günlük aktivitelerini sürdürmeleri de önemlidir. Hafif yürüyüşler ve kişinin durumuna uygun fiziksel aktiviteler genel iyilik haline katkı sağlayabilir. Ancak aktivite düzeyi mutlaka hastanın genel sağlık durumu ve aldığı tedaviye göre belirlenmelidir” dedi.</p>

<p><strong>“Her hastanın tedavi süreci farklıdır”</strong></p>

<p>Kanser tedavisi gören hastaların sonbahar-kış döneminde alması gereken önlemlerin hastalığın türüne, uygulanan tedaviye ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişebileceğini belirten Doç. Dr. Gökmen Aktaş, hastaların hekimlerinin önerilerini dikkate almasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Doç. Dr. Aktaş, “Kanser tedavisinde her hastanın süreci kendine özgüdür. Bu nedenle beslenme, fiziksel aktivite, enfeksiyonlardan korunma ve günlük yaşamla ilgili öneriler de kişiye göre değişebilir. Hastalarımızın tedavilerini aksatmaması, planlanan kontrollerine devam etmesi ve yeni ortaya çıkan şikâyetleri hekimleriyle paylaşması tedavi sürecinin sağlıklı şekilde ilerlemesi açısından önemlidir” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/doc-dr-aktas-kanser-tedavisi-alan-hastalar-sonbahar-kis-doneminde-enfeksiyonlara-karsi-nelere-dikkat-etmeli</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/09/7-6.jpg" type="image/jpeg" length="25596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetle incelmeyen bacakların nedeni lipödem olabilir]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/diyetle-incelmeyen-bacaklarin-nedeni-lipodem-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/diyetle-incelmeyen-bacaklarin-nedeni-lipodem-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzenli beslenmesine ve kilo vermesine rağmen bacaklarında belirgin bir incelme olmayan, dokunmakla ağrı ve hassasiyet hisseden ya da kolay moraran kadınlarda şikâyetlerin nedeni lipödem olabilir. Çoğu zaman kilo fazlalığı veya selülitle karıştırılabilen lipödem, doğru tanı konulmadığında uzun süre fark edilmeyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, lipödemin özellikle kadınlarda görülen, çoğunlukla kalça ve bacaklarda simetrik ve orantısız yağ dokusu artışıyla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>“Kilo veriliyor ama bacaklardaki orantısızlık devam ediyor”</strong></p>

<p>Lipödemin obeziteden farklı bir tablo olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, hastaların önemli bir bölümünün uzun süre yalnızca kilo vermeye çalıştığını ifade etti.</p>

<p>Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, “Lipödemli kişiler kilo verebilir; ancak gövde incelirken bacaklardaki orantısız görünüm belirgin biçimde devam edebilir. Yağ dokusundaki artış çoğunlukla iki bacakta simetriktir. Ayakların genellikle etkilenmemesi ve yağlanmanın ayak bileği üzerinde adeta bir manşet görünümü oluşturması da lipödem açısından dikkat çekici bulgulardandır” dedi.</p>

<p><strong>Bu belirtiler varsa lipödemden şüphelenilebilir</strong></p>

<p>Lipödemin yalnızca görünümle ilgili olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, bacaklarda ağrı, dokunmakla hassasiyet, ağırlık hissi, kolay morarma ve gün içerisinde artabilen şişlik gibi yakınmaların da görülebileceğini söyledi.</p>

<p>Lipödem açısından dikkat edilmesi gereken belirtileri sıralayan Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, “<i>Her iki bacakta benzer ve orantısız kalınlaşma, diyet ve kilo kaybına rağmen bacakların yeterince incelmemesi, dokunmakla ağrı veya hassasiyet, kolay morarma, bacaklarda ağırlık ve gerginlik hissi, ayaklar korunurken ayak bileğinin üzerinde belirginleşen yağ dokusu ve uzun süre ayakta kalmakla yakınmaların artması değerlendirilmesi gereken bulgulardır</i>” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Sorun irade eksikliği değil”</strong></p>

<p>Lipödemli kadınların çevrelerinden daha fazla diyet yapmaları veya daha fazla egzersiz yapmaları yönünde yorumlar duyabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, bunun hastalarda suçluluk ve çaresizlik hissine neden olabileceğini belirtti.</p>

<p>Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, “Lipödem bir irade eksikliği değildir. Hastaların yaşadığı orantısız yağ dokusu artışı, ağrı ve hassasiyet gerçek bir sağlık sorunudur. Kişinin uzun süre yalnızca diyet ve egzersizle sonuç almaya çalışması hem tanının gecikmesine hem de psikolojik olarak yıpranmasına neden olabilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>Tedavi her hasta için ayrı planlanmalı</strong></p>

<p>Lipödem tanısının klinik değerlendirmeyle konulduğunu belirten Uzm. Dr. Demiroğlu, benzer görünüme yol açabilecek obezite, lenfödem ve toplardamar hastalıklarının da ayırt edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Tedavi planının hastalığın evresine, kişinin şikâyetlerine ve günlük yaşamındaki etkilenmeye göre düzenlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, “Uygun egzersiz programları, kilo yönetimi, kompresyon uygulamaları, cilt ve doku sağlığının korunması ile gerekli durumlarda ödem kontrolüne yönelik rehabilitasyon yaklaşımları tedavinin parçaları olabilir. Buradaki amaç yalnızca bacakların görünümünü değiştirmek değildir. Ağrıyı ve ağırlık hissini azaltmak, hareketliliği korumak ve kişinin yaşam kalitesini yükseltmek temel hedefimizdir” dedi.</p>

<p><strong>“Bacaklardaki değişiklik yalnızca kilo problemi olarak değerlendirilmemeli”</strong></p>

<p>Lipödemin ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ve fiziksel aktiviteyi etkileyebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, erken farkındalığın hastalığın yönetiminde önemli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, “Bacaklarınızın vücudunuza göre orantısız olduğunu düşünüyor, kilo vermenize rağmen bu bölgelerde belirgin bir değişiklik görmüyor, ayrıca ağrı, hassasiyet veya kolay morarma yaşıyorsanız bunu yalnızca kilo problemi olarak değerlendirmeyin. Lipödem konusunda deneyimli bir hekim tarafından yapılacak muayene, doğru tanı ve kişiye özel takip planının ilk adımıdır” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/diyetle-incelmeyen-bacaklarin-nedeni-lipodem-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/09/32-1.jpg" type="image/jpeg" length="34525"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Abdullah Erzurum: “Bel ve boyun ağrısını hafife almayın. Bazı belirtiler acil müdahale gerektirebilir!”]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/op-dr-abdullah-erzurum-bel-ve-boyun-agrisini-hafife-almayin-bazi-belirtiler-acil-mudahale-gerektirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/op-dr-abdullah-erzurum-bel-ve-boyun-agrisini-hafife-almayin-bazi-belirtiler-acil-mudahale-gerektirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ve boyun ağrılarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdullah Erzurum, her ağrının fıtık veya ameliyat anlamına gelmediğini, ancak bazı belirtilerin ciddi sinir ve omurilik basısının habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ve boyun ağrılarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdullah Erzurum, her ağrının fıtık veya ameliyat anlamına gelmediğini, ancak bazı belirtilerin ciddi sinir ve omurilik basısının habercisi olabileceğini söyledi. Erzurum, özellikle ani gelişen güç kaybı ile idrar ve dışkı kontrolünde bozulma gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Omurganın insan vücudunun hareket kabiliyeti ve dengesi açısından hayati bir görev üstlendiğini ifade eden Op. Dr. Abdullah Erzurum, omurganın yalnızca vücudu ayakta tutan bir yapı olmadığını, içerisinde bulunan omurilik nedeniyle aynı zamanda merkezi sinir sisteminin önemli bir parçasını koruduğunu belirtti.</p>

<p><strong>“Her bel ağrısı fıtık değildir”</strong></p>

<p>Bel ve boyun bölgesindeki ağrıların farklı nedenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Bel ve boyun fıtıkları, omurga kireçlenmesi, kanal darlığı ve omurga eğrilikleri toplumda sık karşılaştığımız sorunlar arasında. Ancak her bel veya boyun ağrısını fıtık olarak değerlendirmek doğru değil. Ağrının kaynağının doğru şekilde belirlenmesi, tedavinin de doğru planlanabilmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p>Omurga hastalıklarının yalnızca ağrı ile kendini göstermeyebileceğini aktaran Op. Dr. Abdullah Erzurum, sinirlerin etkilenmesi halinde hastalarda kollara veya bacaklara yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı görülebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Güç kaybı varsa beklemeyin”</strong></p>

<p>Vatandaşların özellikle nörolojik belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Ani gelişen veya giderek artan güç kaybı, kol ya da bacakta belirgin kuvvetsizlik, idrar veya dışkı kontrolünde bozulma gibi durumlar önemsenmelidir. Bu tür belirtiler ortaya çıktığında kişinin kendi kendine geçmesini beklemek yerine vakit kaybetmeden doktora başvurması gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Op. Dr. Abdullah Erzurum, erken değerlendirme sayesinde bazı hastalarda ilerleyebilecek sinir hasarının önüne geçilebileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>“Ameliyat her zaman ilk seçenek değil”</strong></p>

<p>Bel ve boyun fıtığı tanısı alan hastaların önemli bir bölümünde ameliyat gerekmeyebileceğini belirten Op. Dr. Abdullah Erzurum, tedavinin hastaya göre planlandığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Her bel veya boyun ağrısı ameliyat gerektirmez. Hastanın şikayetleri, nörolojik muayenesi ve gerekli durumlarda görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilir. Hastanın durumuna göre ilaç tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi cerrahi dışı yöntemler tercih edilebilir. Cerrahi tedavi ise gerekli görülen hastalarda gündeme gelir” diye konuştu.</p>

<p><strong>Uzun süren ağrılar ihmal edilmemeli</strong></p>

<p>Günlük yaşamda yanlış duruş, hareketsizlik ve omurgaya aşırı yük bindirilmesinin şikayetleri artırabileceğini belirten Op. Dr. Abdullah Erzurum, uzun süren, tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen bel ve boyun ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Vatandaşların özellikle ağrıya eşlik eden uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi belirtilerde uzman değerlendirmesine başvurmasının önem taşıdığını ifade eden Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Doğru tanı ve uygun tedaviyle birçok omurga rahatsızlığı kontrol altına alınabilir. Önemli olan şikayetleri doğru değerlendirmek ve gerekli durumda zamanında sağlık kuruluşuna başvurmaktır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/op-dr-abdullah-erzurum-bel-ve-boyun-agrisini-hafife-almayin-bazi-belirtiler-acil-mudahale-gerektirebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/09/adsiz-tasarim-2899.png" type="image/jpeg" length="88870"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Kaplan: Sanal anjiyo, kalp damarlarının detaylı görüntülenmesine imkan sağlıyor]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/doc-dr-kaplan-sanal-anjiyo-kalp-damarlarinin-detayli-goruntulenmesine-imkan-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/doc-dr-kaplan-sanal-anjiyo-kalp-damarlarinin-detayli-goruntulenmesine-imkan-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, halk arasında “sanal anjiyo” olarak bilinen BT koroner anjiyografinin, kalp damarlarının ayrıntılı şekilde görüntülenmesine imkan sağlayan önemli bir tanı yöntemi olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıklarında erken tanının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Kaplan, BT koroner anjiyografinin özellikle koroner arter hastalığı şüphesi bulunan uygun hastalarda hekimlere önemli bilgiler sunduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>“Doç. Dr. Kaplan: Sanal anjiyo girişimsel bir işlem değil”</strong></p>

<p>BT koroner anjiyografinin klasik koroner anjiyografiden farklı bir yöntem olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kaplan, “Sanal anjiyo olarak da bilinen BT koroner anjiyografi, bilgisayarlı tomografi cihazı ile kalp damarlarının görüntülenmesini sağlayan bir yöntemdir. İşlem sırasında damar yoluyla kontrast madde verilerek koroner damarlar ayrıntılı biçimde görüntülenir. Elde edilen görüntüler sayesinde damarlarda daralma, kireçlenme veya plak oluşumu gibi durumlar değerlendirilebilir” dedi.</p>

<p></p>

<p>Klasik anjiyografide kateter aracılığıyla kalp damarlarına ulaşılırken BT anjiyografinin bu anlamda daha az girişimsel bir yöntem olduğunu kaydeden Doç. Dr. Mehmet Kaplan, “BT koroner anjiyografi, uygun hastalarda tanısal açıdan önemli bilgiler sağlayabilir. Ancak her hastaya uygulanabilecek bir yöntem değildir. Hastanın klinik durumu, kalp ritmi, böbrek fonksiyonları ve diğer risk faktörleri değerlendirilerek hekim tarafından karar verilmelidir” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>“Göğüs ağrısı önemsenmeli”</strong></p>

<p>Kalp damar hastalıklarının erken dönemde tespit edilmesinin tedavi başarısı açısından önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Mehmet Kaplan, özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı ve eforla ortaya çıkan şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Doç. Dr. Mehmet Kaplan, “Kalp damar hastalıkları bazı hastalarda uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle özellikle risk faktörleri bulunan kişilerin düzenli kardiyoloji kontrollerini yaptırması önem taşıyor. Göğüs ağrısı veya kalp hastalığını düşündüren başka şikayetler ortaya çıktığında ise vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>BT anjiyografi nasıl uygulanıyor?</strong></p>

<p>BT koroner anjiyografi öncesinde hastanın değerlendirmesinin yapıldığını belirten Doç. Dr. Mehmet Kaplan, işlem sırasında damar yolundan kontrast madde verildiğini ve ardından tomografi görüntülerinin alındığını aktardı.</p>

<p></p>

<p>Doç. Dr. Mehmet Kaplan, elde edilen görüntülerin özel yazılımlar aracılığıyla ayrıntılı olarak incelendiğini belirterek, “Bu yöntem sayesinde koroner damarların anatomik yapısı ve damar duvarındaki değişiklikler hakkında önemli bilgiler elde edilebiliyor. Ancak görüntüleme sonucunun hastanın şikayetleri ve diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>Doç. Dr. Mehmet Kaplan, kalp hastalıklarından korunmada düzenli hekim kontrolünün yanı sıra sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve tansiyon, kolesterol ile kan şekeri gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının önemine de dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/doc-dr-kaplan-sanal-anjiyo-kalp-damarlarinin-detayli-goruntulenmesine-imkan-sagliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/09/43.jpg" type="image/jpeg" length="64839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazdan sonbahara geçişte çocuk sağlığı: Ani hava değişimlerine dikkat]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/yazdan-sonbahara-geciste-cocuk-sagligi-ani-hava-degisimlerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/yazdan-sonbahara-geciste-cocuk-sagligi-ani-hava-degisimlerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, yaz mevsiminden sonbahara geçiş döneminde çocukların değişen hava koşullarından daha fazla etkilenebileceğine dikkat çekerek, ailelere önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının sıcak ve güneşli günlerinin ardından eylül ayıyla birlikte hava sıcaklıklarında gün içerisinde belirgin değişiklikler yaşanabiliyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde serinleyen hava, çocukların günlük yaşamını ve sağlık durumunu etkileyebiliyor. Bu dönemde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları, burun akıntısı, öksürük ve boğaz şikâyetleri daha sık görülebiliyor.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, mevsim geçişlerinde çocukların hava değişimlerine karşı korunmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Ani sıcaklık değişimlerine dikkat</strong></p>

<p>Çocukların vücutlarının sıcaklık değişimlerine uyum sağlamasının yetişkinlere göre farklılık gösterebildiğini belirten Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, özellikle sabah erken saatlerde ve akşam dışarı çıkarken hava koşullarının göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, “Mevsim geçişlerinde gün içerisinde sıcaklık farkları belirgin hale gelebiliyor. Çocukların terli kıyafetlerle kalmaması, hava koşullarına uygun şekilde giydirilmesi ve özellikle sabah-akşam saatlerinde daha serin havaya karşı önlem alınması önem taşıyor.” dedi.</p>

<p><strong>Bağışıklık için düzenli beslenme ve uyku önemli</strong></p>

<p>Sonbahara geçiş döneminde çocukların bağışıklık sistemini desteklemek için dengeli beslenme ve yeterli uykunun önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, çocukların günlük beslenme düzeninde sebze ve meyvelere, yeterli sıvı tüketimine ve protein kaynaklarına yer verilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Çocukların yaşlarına uygun ve düzenli uyku alışkanlığının da sağlık açısından önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, yaz döneminde bozulan uyku düzeninin sonbaharla birlikte yeniden düzenlenmesini önerdi.</p>

<p><strong>Kapalı ortamlarda havalandırmaya dikkat</strong></p>

<p>Mevsim geçişlerinde çocukların daha fazla kapalı ortamlarda zaman geçirmeye başlamasıyla birlikte ortamların düzenli havalandırılmasının önem kazandığını belirten Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, özellikle kalabalık ortamlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>El hijyeninin enfeksiyonlardan korunmada en basit ve etkili yöntemlerden biri olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, çocuklara düzenli el yıkama alışkanlığının kazandırılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Alerjisi olan çocuklar daha yakından takip edilmeli</strong></p>

<p>Özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda mevsim değişikliklerinin bazı şikâyetleri artırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, tekrarlayan burun akıntısı, hapşırma, öksürük, hırıltı veya nefes darlığı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, ailelerin çocuklarında uzun süren veya tekrarlayan şikâyetler gözlemlemeleri halinde çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurmalarının önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Her öksürük ve burun akıntısı antibiyotik gerektirmez”</strong></p>

<p>Çocuklarda mevsim geçişlerinde görülen her öksürük ve burun akıntısının antibiyotik kullanılması gereken bir hastalık anlamına gelmediğini vurgulayan Altuncu, ilaç kullanımında mutlaka hekim değerlendirmesinin esas alınması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, ailelere şu önerilerde bulundu:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Çocukları hava sıcaklığına uygun giydirin.</li>
 <li>Terli kıyafetlerle uzun süre kalmalarına izin vermeyin.</li>
 <li>Yeterli sıvı tüketmelerini sağlayın.</li>
 <li>Dengeli ve çeşitli beslenmelerine özen gösterin.</li>
 <li>Uyku düzenlerini mevsim değişikliğine göre yeniden oluşturun.</li>
 <li>Ev ve sınıf gibi kapalı ortamları düzenli olarak havalandırın.</li>
 <li>El hijyenine dikkat edin.</li>
 <li>Uzun süren ateş, nefes darlığı, hırıltı veya genel durumda belirgin bozulma gibi durumlarda hekime başvurun.</li>
</ul>

<p>Mevsim geçişlerinin çocuk sağlığı açısından yakından takip edilmesi gereken bir dönem olduğunu belirten Uzm. Dr. Mehmet Erkan Altuncu, küçük önlemler ve doğru alışkanlıklarla çocukların bu dönemi daha sağlıklı geçirmelerinin mümkün olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/yazdan-sonbahara-geciste-cocuk-sagligi-ani-hava-degisimlerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/08/55.jpg" type="image/jpeg" length="57244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi'nde yeni nesil HIFU teknolojisi hizmete girdi]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/medical-point-gaziantep-hastanesinde-yeni-nesil-hifu-teknolojisi-hizmete-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/medical-point-gaziantep-hastanesinde-yeni-nesil-hifu-teknolojisi-hizmete-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi, dermatoloji alanındaki teknolojik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Hastane bünyesinde hizmet vermeye başlayan yeni nesil Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason (HIFU) cihazı ile ameliyatsız yüz gençleştirme, cilt sıkılaştırma ve lifting uygulamaları artık dermatoloji kliniğinde gerçekleştiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medical Point Gaziantep Hastanesi Dermatoloji Uzmanları Uzm. Dr. Kıvılcım Çınkır Özsaraç ve Uzm. Dr. Halil İbrahim Gazioğlu,</strong> HIFU teknolojisinin cerrahi işlem gerektirmeyen cilt yenileme uygulamalarında etkili seçeneklerden biri olduğunu belirtti.</p>

<p>HIFU teknolojisinin yüksek yoğunluklu ultrason enerjisini cildin hedeflenen alt katmanlarına odaklayarak kolajen üretimini desteklemeyi amaçladığını ifade eden Uzm. Dr. Kıvılcım Çınkır Özsaraç, "Yaşlanmayla birlikte ciltte meydana gelen elastikiyet kaybı, gevşeme ve sarkmalar birçok kişinin ortak şikâyetleri arasında yer alıyor. HIFU teknolojisi, cildin yüzeyine zarar vermeden derin dokularda kontrollü etki oluşturarak doğal kolajen üretimini harekete geçirmeyi hedefliyor. Böylece zaman içerisinde daha sıkı, daha toparlanmış ve daha genç bir cilt görünümünün elde edilmesine katkı sağlanabiliyor" dedi.</p>

<p>Uzm. Dr. Halil İbrahim Gazioğlu ise uygulamanın kişiye özel planlanmasının önemine dikkat çekerek, "HIFU tedavisi öncesinde hastalarımızın cilt yapısını, yaşını, beklentilerini ve dermatolojik ihtiyaçlarını ayrıntılı şekilde değerlendiriyoruz. Her hasta için uygun tedavi planı oluşturuyoruz. İşlem sonrasında günlük yaşama kısa sürede dönülebilmesi de yöntemin önemli avantajları arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ameliyatsız estetik uygulamalara ilginin her geçen gün arttığını belirten uzmanlar, HIFU teknolojisinin özellikle yüz, boyun, çene hattı ve dekolte bölgesindeki cilt sıkılaştırma uygulamalarında tercih edildiğini, elde edilen etkinin kişinin cilt yapısına bağlı olarak zaman içerisinde belirginleştiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Amacımız, hastalarımıza bilimsel temellere dayanan, güvenilir ve güncel tedavi seçeneklerini sunmak. Dermatoloji alanında gelişen teknolojileri yakından takip ediyor, uygun hasta seçimiyle kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. HIFU teknolojisini de bu anlayışla kliniğimizde hizmete sunduk. Hastalarımızın cilt sağlığını korurken aynı zamanda estetik beklentilerine güvenli ve etkili çözümler sunmayı hedefliyoruz." ifadelerini kullanan Uzm. Dr. Kıvılcım Çınkır Özsaraç ve Uzm. Dr. Halil İbrahim Gazioğlu, Medical Point Gaziantep Hastanesi'nde ileri teknoloji uygulamalarını uzman hekim yaklaşımıyla hastalarla buluşturmaya devam edeceklerini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/medical-point-gaziantep-hastanesinde-yeni-nesil-hifu-teknolojisi-hizmete-girdi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/07/adsiz-tasarim-2564.png" type="image/jpeg" length="66340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Akif Şirikçi: “Karaciğer tümörlerinin tedavisinde girişimsel radyolojinin artan rolü”]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/prof-dr-akif-sirikci-karaciger-tumorlerinin-tedavisinde-girisimsel-radyolojinin-artan-rolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/prof-dr-akif-sirikci-karaciger-tumorlerinin-tedavisinde-girisimsel-radyolojinin-artan-rolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğer tümörlerinin tedavisinde minimal invaziv yöntemler giderek daha fazla tercih edilirken, girişimsel radyoloji uygulamaları uygun hastalarda cerrahiye alternatif veya tamamlayıcı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, görüntüleme eşliğinde uygulanan ablasyon tedavisinin seçilmiş hastalarda başarılı sonuçlar sunduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer tümörlerinin tedavisinde minimal invaziv yöntemler giderek daha fazla tercih edilirken, girişimsel radyoloji uygulamaları uygun hastalarda cerrahiye alternatif veya tamamlayıcı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, görüntüleme eşliğinde uygulanan ablasyon tedavisinin seçilmiş hastalarda başarılı sonuçlar sunduğunu belirtti.</p>

<p>Karaciğer kanserleri ile farklı kanser türlerine bağlı karaciğer metastazlarının tedavisinde girişimsel radyolojinin önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akif Şirikçi, gelişen teknoloji sayesinde tümörlere milimetrik hassasiyetle müdahale edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Ablasyon tedavisinin, ultrason veya bilgisayarlı tomografi rehberliğinde tümör dokusuna özel iğnelerle ulaşılarak uygulandığını anlatan Prof. Dr. Akif Şirikçi, "Bu yöntemle tümör dokusu yüksek ısı veya diğer özel enerji kaynakları kullanılarak hedef alınır. Özellikle erken evre karaciğer tümörlerinde ve uygun boyuttaki lezyonlarda etkili sonuçlar elde edilebilmektedir. İşlemin minimal invaziv olması sayesinde hastalar çoğu zaman daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmektedir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi planlamasında multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Akif Şirikçi, her hastanın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Karaciğer tümörlerinin tedavisinde tek bir yöntem her hasta için uygun olmayabilir. Cerrahi, sistemik tedaviler ve girişimsel radyolojik uygulamalar; genel cerrahi, medikal onkoloji, gastroenteroloji ve radyoloji ekiplerinin birlikte değerlendirmesiyle planlanmalıdır. Uygun hastalarda ablasyon tedavisi hem etkili hem de güvenli bir seçenek olarak değerlendirilmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Girişimsel radyolojinin yalnızca ablasyonla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Akif Şirikçi, karaciğer tümörlerinin tedavisinde damar içinden uygulanan embolizasyon yöntemlerinin de önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Hastaya ve tümörün özelliklerine göre farklı girişimsel tedavi seçeneklerinin uygulanabildiğini kaydeden Prof. Dr. Akif Şirikçi, amaçlarının hastaya en uygun, en az girişimsel ve en etkili tedaviyi sunmak olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Akif Şirikçi, karaciğer tümörlerinde erken tanının tedavi başarısını artıran en önemli faktörlerden biri olduğunu belirterek, risk grubundaki bireylerin düzenli hekim kontrolü ve görüntüleme tetkiklerini ihmal etmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/prof-dr-akif-sirikci-karaciger-tumorlerinin-tedavisinde-girisimsel-radyolojinin-artan-rolu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/07/21-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="12396"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Gül: 'Genç yaşta kolon kanseri: Alarm zilleri çalıyor mu']]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/doc-dr-gul-genc-yasta-kolon-kanseri-alarm-zilleri-caliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/doc-dr-gul-genc-yasta-kolon-kanseri-alarm-zilleri-caliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mesut Gül, genç yaşta kolon kanserinin artık istisnai bir tablo olmaktan çıktığını belirterek, 'Eskiden kolon kanseri denildiğinde akla daha çok 60 yaş üzeri bireyler gelirdi. Ancak bugün 30'lu ve 40'lı yaşlarda tanı alan hasta sayısında belirgin bir artış görüyoruz. Yaşın genç olması, hastalığın göz ardı edilmesine neden olmamalı' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mesut Gül, genç yaşta kolon kanserinin artık istisnai bir tablo olmaktan çıktığını belirterek, 'Eskiden kolon kanseri denildiğinde akla daha çok 60 yaş üzeri bireyler gelirdi. Ancak bugün 30'lu ve 40'lı yaşlarda tanı alan hasta sayısında belirgin bir artış görüyoruz. Yaşın genç olması, hastalığın göz ardı edilmesine neden olmamalı' dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Gül, 'Kolon kanseri uzun yıllar boyunca ileri yaş hastalığı olarak bilinse de son yıllarda genç erişkinlerde görülen vakalardaki artış, tıp dünyasının en önemli gündemlerinden biri haline geldi. Bilimsel çalışmalar, özellikle 50 yaşın altındaki bireylerde görülen erken başlangıçlı kolorektal kanser vakalarının birçok ülkede yükseliş eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor' dedi.</p>

<p><strong>Belirtiler hafife alınmamalı</strong></p>

<p>Doç. Dr. Mesut Gül, özellikle uzun süre devam eden bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, 'Geçmeyen kabızlık veya ishal, dışkıda kan görülmesi, nedeni açıklanamayan kansızlık, sürekli karın ağrısı, kilo kaybı ve uzun süren şişkinlik gibi belirtiler mutlaka değerlendirilmelidir. Genç yaşta görüldüğü için bu şikâyetlerin hemoroid ya da beslenme kaynaklı olduğu düşünülerek ihmal edilmesi, tanının gecikmesine yol açabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kesin nedeni bilinmiyor</strong></p>

<p>Erken yaşta kolon kanserindeki artışın tek bir nedene bağlanamadığını belirten Doç. Dr. Mesut Gül, beslenme alışkanlıkları, obezite, hareketsiz yaşam, işlenmiş gıda tüketimi, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler ve genetik yatkınlık gibi birçok faktörün birlikte rol oynayabileceğinin düşünüldüğünü söyledi.</p>

<p>Kolon kanserinin büyük oranda poliplerden geliştiğini hatırlatan Doç. Dr. Mesut Gül, tarama programlarının önemine dikkat çekerek, 'Kolonoskopi yalnızca kanseri teşhis eden bir yöntem değildir. Kanserleşme potansiyeli taşıyan poliplerin aynı işlem sırasında çıkarılabilmesi sayesinde hastalık oluşmadan da önlenebilir. Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan bireylerin risk durumuna göre daha erken yaşlarda tarama yaptırmaları büyük önem taşıyor' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Sağlıklı yaşam riski azaltabilir</strong></p>

<p>Doç. Dr. Mesut Gül, kolon kanserini tamamen önlemenin mümkün olmasa da riskin azaltılabileceğini belirterek, 'Düzenli fiziksel aktivite yapmak, ideal kiloyu korumak, liften zengin beslenmek, sebze ve meyve tüketimini artırmak, işlenmiş et tüketimini sınırlamak, sigara ve aşırı alkol kullanımından kaçınmak kolon sağlığını korumaya yardımcı olur. En önemlisi ise vücudun verdiği sinyalleri ciddiye almak ve şikâyetler devam ediyorsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmaktır' diye konuştu.</p>

<p>Doç. Dr. Mesut Gül, kolon kanserinin artık yalnızca ileri yaş hastalığı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, genç bireylerde de farkındalığın artırılmasının erken tanı ve başarılı tedavi açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/doc-dr-gul-genc-yasta-kolon-kanseri-alarm-zilleri-caliyor-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/07/doc-dr-gul-genc-yasta-kolon-kanseri-alarm-zilleri-caliyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="38105"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep'in sevilen sağlıkçısı öldü!]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/gaziantepin-sevilen-saglikcisi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/gaziantepin-sevilen-saglikcisi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep sağlık camiası, görevi başında hayatını kaybeden fedakar bir sağlık çalışanının acısıyla sarsıldı. Sağlık Bakanlığı Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı 25 Aralık Devlet Hastanesi’nde uzun yıllardır hemşire olarak görev yapan sağlıkçı bu sabah mesaisini sürdürdüğü esnada aniden rahatsızlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meslektaşlarının ilk müdahalesine rağmen kurtarılamayan tecrübeli hemşire, tüm sağlık çalışanlarını ve hastane yönetimini yasa boğdu.</p>

<p><img alt="25 Aralik Devlet Hastanesi" class="detail-photo img-fluid" height="593" src="https://reformhabercom.teimg.com/reformhaber-com/uploads/2026/07/25-aralik-devlet-hastanesi.webp" width="1000" /></p>

<p>Başhekim Doğan’dan Taziye Mesajı:</p>

<p><br />
Acı haberin ardından Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Doğan bir taziye mesajı yayımladı. Hastane adına yayımlanan resmi vefat ve başsağlığı mesajında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Hastanemizde uzun yıllardır görev yapan değerli çalışma arkadaşımız Hemşire Ayla Çiçek, bu sabah görev başında aniden rahatsızlanarak vefat etmiştir. Merhumeye Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve tüm mesai arkadaşlarımıza başsağlığı dileriz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Uzun yıllar boyunca Gaziantep halkına sağlık hizmeti sunan ve hastaları ile çalışma arkadaşları tarafından oldukça sevilen Ayla Çiçek’in ani vefatı, kentteki sağlık camiasında derin bir üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/gaziantepin-sevilen-saglikcisi-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2026/07/25-aralik-1.webp" type="image/jpeg" length="32843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NAC ve NAC-C Efervesan nedir, Nac C 900 ilacı ne işe yarar ve fiyatı ne kadar?]]></title>
      <link>https://www.reformhaber.com/nac-ve-nac-c-efervesan-nedir-nac-c-900-ilaci-ne-ise-yarar-ve-fiyati-ne-kadar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.reformhaber.com/nac-ve-nac-c-efervesan-nedir-nac-c-900-ilaci-ne-ise-yarar-ve-fiyati-ne-kadar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NAC C merak konusu olmaya devam ediyor. NAC Efervesan, NAC- C 900 nedir, ne işe yarar, fiyatı nedir ve yorumları gibi aramalar artmaya başladı. Nasıl kullanılır? İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde NAC ve NAC-C Efervesan konusu en çok merak edilenler arasına girmeye başladı. Vatandaşlar, NAC ve NAC-C Efervesan&nbsp; ne olduğuna dair araştırmaları sıklaştırdı. Peki NAC 900- 600 ve NAC-C Efervesan nedir, ne işe yarar ve fiyatı ne kadar? İşte merak edilen tüm detaylar...</p>

<h2>NAC C NEDİR ve NE İŞE YARAR?</h2>

<p>NAC (N-Asetil Sistein’in kısaltması) vücutta sistein amino asidine dönüştürülür. Sistein vücudun en güçlü antioksidanı GLUTATYON oluşumu için gerekli bir aminoasittir. (glisin ve glutamin)</p>

<p>dremretopal.com haberinin bazı bilgilerine göre, NAC C nedir? DR. Emre Topal'ın verdiği o bilgiler... (Siteye girerek tam bilgileri de oradan alabilirsiniz.)</p>

<p>Sistein seviyeleri glutatyonun ne kadar miktarda ve ne kadar hızlı yapıldığını belirleyebildiğinden, NAC glutatyon depolarını doldurmak için gereklidir. Glutatyon hücrelerden serbest radikalleri uzaklaştırır ve detoks yollarını aktive eder.</p>

<p>Sistein ayrıca glutatyonun çalışması için gerekli olan kükürt içerir. Glutatyonu arttırmanın yanı sıra, NAC doğrudan serbest radikallerle savaşabilir.</p>

<p>Parasetamol (ateş düşürücü – ağrı kesici) zehirlenmelerinde kullanılan NAC, aynı zamanda mukus parçalayıcı ve balgam söktürücü olarak da kullanılmaktadır. Tabi ki NAC’ın daha pek çok faydası var ve özellikle solunum yollarını tutan COVID-19 ile mücadelede bu güçlü ve etkili olan antioksidan daha fazla bilinmelidir. <strong>(Kaynak: dremretopal)</strong></p>

<h2>NAC C 900 ne için kullanılır?</h2>

<p>&nbsp;<br />
14 yaş üzerindeki ergenlerde ve erişkinlerde; Solunum yollarını ilgilendiren hastalıklarda artmış sekresyonu azaltmak ve atılımı kolaylaştırmak amacıyla günde 1 kez efervesan tablet uygulanır. Parasetamol zehirlenmesinde, yükleme dozu; 140 mg/kg, idame dozu ise; 4 saatte bir 70 mg/kg (toplam 17 doz) olarak önerilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>NAC C 600 mg 200 mg ne ise yarar?</h2>

<p>&nbsp;<br />
Oluşan balgamları sulandırarak, öksürükle atılmasını kolaylaştırır.</p>

<p><img alt="NAC-C-900-300-efervesan-balgam-sokturucu-ilac_hekimim-yanimda" class="img-fluid" height="319" src="https://reformhabercom.teimg.com/reformhaber-com/uploads/2022/08/nac-c-900-300-efervesan-balgam-sokturucu-ilac-hekimim-yanimda.webp" width="399" /></p>

<h2>Efervesan tablet ne işe yarar?</h2>

<p>&nbsp;<br />
UDA eriyen ve suda çözünen tablet şeklindeki ilaç formlarına, “efervesan” adı veriliyor ve bu tabletler günümüzde çok sayıda hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Bunlar arasında; mide-bağırsak hastalıkları, gribal enfeksiyonlar, kemik erimesi, diyabet ve ağrı kontrolü gibi sorunlar bulunuyor. <strong>(Haberturk.com)</strong></p>

<h2>NAC 600 mg efervesan tablet nasıl kullanılır?</h2>

<p>&nbsp;<br />
Yemeklerden sonra bir bardak suda eritilerek içilir. Doktorunuz ayrı bir tavsiyede bulunmadıkça bu talimatları takip ediniz. İlacınızı zamanında almayı unutmayınız. EXTAL®'in balgam söktürücü etkisi sıvı alımıyla artmaktadır. <strong>(terrailac.com)</strong></p>

<h2>NAC 600 nedir nasil kullanilir?</h2>

<p>14 yaşın üzeri yetişkinlerde Günde 1 veya 2 defa 1 efervesan tablet (Günde 600 mg veya 1200 mg asetilsistein) bir bardak suda eritilerek içilir. • 14 yaşından küçüklerde Günde 1 defa yarım efervesan tablet 75 ml suda eritilerek içilir (1 efervesan tablet= 600 mg)</p>

<p><strong>DİKKAT! İLAÇLARI REÇETESİZ ASLA ALMAYINIZ! DOKTORUNUZA BAŞVURU YAPINIZ! REÇETESİZ İLAÇ ALMAK RİSKLİ VE TEHLİKELİDİR! DOKTOR ONAYI OLMADAN İLAÇ KULLANMAYINIZ!</strong></p>

<h2>NAC C&nbsp;yan etkiler nelerdir ?<br />
&nbsp;</h2>

<p>Tüm ilaçlar gibi NAC’in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.</p>

<p>Aşağıdakilerden biri olursa, NAC'ı kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:&nbsp;</p>

<p>• Alerjik reaksiyonlar (kaşıntı, kurdeşen, cilt kızarıklıkları, soluk alma güçlüğü, kalp atışında hızlanma ve kan basıncının düşmesi).</p>

<p>• Şoka kadar gidebilen aşırı duyarlılık yanıtları (anafilaktik reaksiyonlar). Ayrıca, çok seyrek olarak aşırı duyarlılık reaksiyonları kapsamında asetilsistein kullanımına bağlı kanama oluşumu bildirilmiştir.</p>

<p>Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.</p>

<p>Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin NAC'a karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir. Bu çok ciddi yan etkilerin hepsi oldukça seyrek görülür.</p>

<p>Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:</p>

<p>• Hırıltılı nefes alma, göğüs darlığı veya nefes almada zorlanma (özellikle astım hastalarında).</p>

<p>• Cilt kızarıklıkları veya tahrişleri (iritasyonları)</p>

<p>Bunların hepsi ciddi yan etkilerdir. Acil tıbbi müdahale gerekebilir. Ciddi yan etkiler çok seyrek görülür.</p>

<p><strong>Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz doktorunuza söyleyiniz:</strong></p>

<p>• Ağız iltihabı</p>

<p>• Karın ağrısı</p>

<p>• Bulantı</p>

<p>• Kusma</p>

<p>• İshal</p>

<p>• Baş ağrısı</p>

<p>• Ateş</p>

<p>• Burun akıntısı</p>

<p>Bunlar NAC'ın hafif yan etkileridir.<strong>&nbsp;(Kaynak: ilacrehberi.com)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.reformhaber.com/nac-ve-nac-c-efervesan-nedir-nac-c-900-ilaci-ne-ise-yarar-ve-fiyati-ne-kadar</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Aug 2022 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://reformhabercom.teimg.com/crop/1280x720/reformhaber-com/uploads/2022/08/nw.webp" type="image/jpeg" length="43496"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
