Savaşın merkezindeki Hürmüz Boğazı’nın kapatılması akaryakıt fiyatlarını oldukça artırdı. Savaş öncesi 60-70 dolar arasında değişen bir varil petrolün fiyatı bir anda 110-120 dolar seviyesine çıktı. Akaryakıttaki artış doğal olarak Türkiye’yi de etkiledi. Zaten akaryakıt ve doğalgaz ihtiyacı dış ülkelerden alımlarla karşılanıyor. Petroldeki aşırı fiyat artışı gıda başta olmak üzere tüm ürünlere zincirleme olarak yansıyor. Vatandaş çarşıya pazara ve markete gittiğinde bir gecede değişen etiket fiyatlarında bu artışları görüyor. Bir kilogram yeşil biber 200, patlıcan 170, domates 150, bir demet maydanoz 20 liraya satılıyor. Daha fazlasını söylemeye gerek var mı. Her şey ortada.
Hal böyle olunca milyonlarca emekçi ve emeklinin alım gücü daha geriliyor. Hayat pahalılığı altında ezilen asgari ücretli ve emekli savaşın olumsuzluğunu en çok yaşayan kitlelerin başında geliyor.Yılbaşında yüzde 27 artışla net 28 bin 75 liraya yükseltilen asgari ücret ilk kez açlık sınırının altında saptanmıştı.Türk-İş’in şubat ayı araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin gıda harcamasını oluşturan açlık sınırı 32 bin 365 lira oldu. Aradaki makas 4 bin 300 liraya ulaştı. Son günlerde iğneden ipliğe gelen zamla bu fark daha açılacak. 10 milyon emekçi bir yıllık olarak saptanan 28 bin TL tutarındaki ücretle önümüzdeki yılın şubat ayına dek nasıl geçinebilir.Temmuz’da ara zam yapılmazsa vay hallerine. Lakin “Temmuzda ara zam olacak ” diye açıklama yapılmamıştı.
17 milyonu aşkın emekli, dul ve yetimin durumu da asgari ücretliden farklı değil. Toplam emeklinin yüzde 90’ının 25 bin lira ve altında aylık aldığı dikkate alınırsa ara zammın onlar için de ne denli acil gereksinim olduğu ortaya çıkıyor. Dar ve sabit gelirli kitle temmuzda aylıklara yansıtılacak geriye dönük 6 aylık TÜFE oranının dışında seyyanen zam bekliyor. Temmuzda emekli, dul ve yetim aylıklarına savaşın körüklemesiyle 6 ayda oluşabilecek yüzde 15’i aşkın TÜFE oranında zam yapılması öngörülüyor. Hatta 6 aylık artışın yüzde 20’yi bulabileceğini savunanlar bile var. Hükümetin 2026 yılı için öngördüğü yüzde 16 ile yüzde 20 arası enflasyon oranının gerçekleşmesi olası görünmüyor.
Ocak ve şubatta TÜFE iki ayda birleşik yüzde 7.95 oranında gerçekleşti. Mart ayı beklentileri de hayli yüksek. Bu nedenle emekli aylıklarına temmuzda yüzde 15 ve üzeri artış söz konusu. Lakin yeterli olmaz. Sürekli düşen alım gücü karşısında 20 bin liralık en düşük emekli aylığına, çoğunluk olan 25 bin liralık emekli aylığına, hele hele 6-7 bin lira gibi son derece komik aylık alan dul ve yetime ne kadar katkısı olabilir yüzde 15’lik zammın. Tabii TÜİK temmuza doğru mayıs ve haziran aylarına ilişkin TÜFE oranlarını düşük duyurmazsa yüzde 15 çıkabilir. Enflasyon geçen yıl kasım ve aralık aylarındaki gibi düşük açılanırsa yüzde 15’i bile göremez milyonlarca dar ve sabit gelirli.
Memur sendikaları emekliye göre yüksek maaş alan kamu çalışanları için hükümete ara zam çağrısında bulunuyor. Hükümet ile yetkili konfederasyon olarak toplu sözleşme masasına oturan Memur-Sen’in yanı sıra aynı masada yer alan Türkiye Kamu-Sen ara zam istemlerini siyasi iradeye iletti. KESK, Birleşik Kamu-İş ve diğer konfederasyonlar zaten her gün “bu maaşlarla geçinemiyoruz” diyerek alanlarda haykırıyor. Memur maaşı ile memur emekli aylığına ocakta yüzde 18.60 oranında artış yansıtılmıştı. Hayat pahalılığı ve ardından başlayan İran savaşı bu zammı bir anda eritti. Üstelik memura temmuz 2023’te verilen 8 bin 77 liralık seyyanen zam memur emeklisine halen yansıtılmadı. Memur emeklisinin 2023 yılı temmuz ayından bu yana birikmiş seyyanen zam alacağı var. Emekli bir yargıç biriken paranın memur emeklisine ödenmesi için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Yüce Mahkeme başvuruyu esastan kabul etti. Önümüzdeki günlerde davanın sonuçlandırılması bekleniyor. Memur emeklisi gibi SSK ve Bağ-Kur emeklisi de emsal olacağından çıkacak kararı umutla bekliyor.
Bir yanda Ortadoğu’da ateşkes sağlanamayan savaş, bir yanda herkesin cebini alev alev yakan çarşı pazarın fahiş fiyatları , diğer yanda hızla gerileyen satın alma gücü ve yoksullaşma. Diğer yanda bu açmazlar içinde geçinmeye çalışan milyonlarca sabit gelirli. Doğal olarak maaş, ücret ve aylıklarına temmuzda ara zam istiyor. Öbür yanda sürdürülen sıkı para politikası ve mali disiplin. Milyonların istemleri karşılanır mı bilemem. Ama gerçek olan bir şey var ki alım gücünü çoktan yitiren bu paralarla artık geçinilemeyeceği.