İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) aldığı 85 bin dolar tutarında bursla ABD’de eğitim gören önceki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın emek harcamadan edindiği 2.2 milyar TL’yi Hazine ve Maliye Bakanlığı’na iade ettiği ifade ediliyor. Ancak Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatına göre iade etmesi gereken para fondan kazandığının iki katı olması gerekiyor. Yani 4.4 milyar TL’yi Hazine ve Maliye Bakanlığı’na vermeliydi. Ortada mevzuata aykırı bir ödeme var. “Sayan ve eşi, “Fondan edindiğiniz parayı ödedik, bu iş bitti” diyebilir mi. Kazanılan parayı iade etmekle “her şey tamamlandı” denilemez, soruşturmadan sıyrılamazlar.
Olayın bir de yargı yönü var. SPK, olayda adı geçen 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak. 455 bin 758 kişinin mağdur olduğu, 56 kişinin tutuklandığı fon soruşturmasında Kaya çiftiyle ilgili herhangi bir adli işlem yapılmadı. Sadece partiden istifa etmek yeterli mi karşılanacak. Kaya ve eşi elini kolunu sallayarak dışarıda gezecek mi. Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin para iadesiyle etkin pişmanlıktan yararlanıp soruşturmadan kurtulmaya çalıştığı ifade ediliyor. Asrın vurgunu olarak nitelendirilen fon soruşturmasında giderek derinlere inileceği ünlü siyasetçilerin de aralarında olduğu kamuoyunun yakından tanıdığı bazı kişilerin ortaya çıkarılması bekleniyor. YENİ Parti’nin iddiasına göre, görev başında olan bir bakan ile siyasi parti yöneticisi, bürokratlar, iş insanları ve eski siyasetçiler de işin içinde. İlerleyen günlerde bu işin arkası gelecek gibi. Eskilerin deyimi ile bu pilav daha çok su kaldırır. Bekleyip göreceğiz.
Türkiye bir haftadır fon soruşturmasına kilitlenmişken emeklinin, memurun, işçinin zor hayat mücadelesi sürüyor. Birileri kısa yoldan, emek harcamadan milyarlar kazanırken, milyonlarca dar gelirlinin geçinme sorunu katlanarak büyüyor. Birilerinin gözü doymazken, birilerinin midesi doymuyor. Bir avuç gözü doymayan her şeyi geçerli sayarak yumağını büyütürken, milyonlar akşam evine götüreceği ekmeğin hesabını yapıyor.
Toplumun en yoksun kitlesini oluşturan emekli, dul ve yetim düşük aylıkları ve artan yaşam maliyetlerinden ötürü banka şubelerine mahkum oldu. Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) verilerine göre ayakta kalma mücadelesi veren 56 yaş üzerindeki yaklaşık 1.8 milyon emekli, yılın ilk yarısında soluklanmak için 200 milyar TL tutarında ağır borç yükünün altına girdi. Ocak-Haziran 2026 döneminde 56-65 yaş grubundaki 1.3 milyon kişi 153.6 milyar lira, 66 yaş üzerindeki 483 bin kişi ise 46.8 milyar TL tüketici kredisi çekmek zorunda kaldı. Veriler, ilerlemiş yaşlarına rağmen 1.8 milyona yakın yurttaş çareyi banka şubelerinde aradı. Faizleri yüksek olsa bile banka kredileri emeklinin çözüm kapısı oldu. Lakin banka borcunu ödeyemeyen çok sayıda emekli haciz ile karşı karşıya kaldı. 23 bin 552 TL aylıkla yaşamaya çalışan emekli için bankalar umut kapısı haline geldi. TBB’nin acı ve düşündürücü verileri emeklinin ne denli yoksulluk içinde olduğunu bir başka boyutu ile bir kez daha kanıtladı.
İşte böylesine tezat bir görünüm var ülkede. Birileri fon vurgunu ile parasını büyütüyor, milyar dolarlık yat, kat ve uçak alıyor. Diğer yanda emekli kimseye muhtaç olmamak, tüketici kredisi çekebilmek için bankaların önünde kuyruğa giriyor.Gerçek ortada iken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, en düşük aylığın 2002 yılından bu yana reel olarak 648 kat arttığını söyleyebiliyor. Aylıkların 648 kat artmasına karşın çarşı pazar fiyatlarının ne kadar yükseldiğini görmezden geliyor sayın Bakan. Bir de olaya bu yönde bakabilse, emeklinin içinde bulunduğu durumu empati yapabilse keşke.
Milyonlarca emeklinin aylığı açlık sınırının altında kalırken, asgari ücret de açlık sınırına yetişemiyor. Memur maaşları da yüksek enflasyon karşısında eriyor. Buna rağmen iktidar, mevzuat ve toplu sözleşmelerde öngörülen artışlar dışında ücret, aylık ve maaşlarda iyileştirmeye gitmiyor. Her ne kadar fon vurgunu öne çıkıyorsa ülkenin asıl gündemi milyonların içinde bulunduğu hazin durumdur.