Enflasyon zammı yoksulluğu gidermiyor… Şükrü KARAMAN yazdı...

Memur ve emeklinin sabırsızlıkla beklediği zam oranı belli olacak. TÜİK’in haziran ayına ilişkin duyuracağı TÜFE verisi ile maaş ve aylıklara yılın ikinci yarısı için yansıtılacak artış netleşecek.

Beklentiler memur maaşı ile memur emekli aylığında yüzde 14 civarında, SSK ve Bağ-Kur emekli aylığında yüzde 18 civarında artış olması yönünde. Tabii TÜİK önceki dönemlerde olduğu gibi haziran ayı TÜFE verisini öngörülen rakamın altında açıklamazsa. Zira daha önce aylıkların artırılacağı dönem öncesi TÜİK çok düşük duyurduğu verilerle herkesi şoke etmiş, milyonlar mağdur olmuştu.

Aylık ve maaş artışlarının son 6 ayda gerçekleşen TÜFE oranında artırılması dar ve sabit gelirliye hiçbir katkı sağlamıyor. 5510 sayılı yasa uyarınca 6 ayda bir yapılan TÜFE zamları aslında bu sürede yitirilen maddi kaybın telafisi anlamına geliyor. Özellikle SSK ve Bağ-Kur emeklisi bu uygulamadan ötürü büyük hak kayıplarına uğruyor. Memur ve memur emeklisine toplu sözleşme zammının yanı sıra 6 aylık enflasyon farkı verilse bile hayat pahalılığı karşısında satın alma gücünü yükseltmiyor. Dar ve sabit gelirli kitlenin geçinebileceği i aylılara kavuşabilmesi için 6 aylık TÜFE zammının dışında refah payı ve seyyanen zam verilmesi zorunluluk ve insan haklarının gereğidir. Milyonların yüzünü güldürecek aylık bağlama ve artış yapılmasına olanak sağlayacak yeni yasal düzenlemeye acil ihtiyaç var.

Temmuz ayı ile birlikte köprüden benzine alkolde ve hastane ücretlerine zam yağdı. Özellikle emeklinin bütçesini zorlayan ve kaldırılması istenilen sağlıkta katkı payı ödemelerine yüzde 92,3 ile yüzde 285 oranında zam geldi. Katkı payı devlet hastanelerinde 26 TL’den 50 TL’ye, özel hastanelerde 60 TL’den 100 TL’ye, Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinde 26 TL’den 90 TL’ye çıktı. Sağlık gibi yaşamsal bir alanda yurttaşın, emeklinin katkı payını yüzde 287 oranında artırmak hangi vicdana sığar. 20 bin TL ile yaşamaya çalışan bir emeklinin cebinden hastanelere gittiğinde daha fazla para çıkacak. Eczaneden hekimin yazdığı ilacı alacak. Ona da ayrı para ödeyecek. Bu kesintilerden ötürü aylıkları iyiden iyiye kuşa dönecek. Diğer yurttaşlar da aynı katkı payını ödeyecek.

Yıllardır “sağlıkta katkı payı uygulamasına son verilsin” diye bağırıyor gariban emekli. Ancak iktidar bu çığlıkları duymuyor. Hastalanacaksınız önce cüzdanınızı kontrol edeceksiniz. Tek seferde iyileşemiyorsanız 10 gün acı çekecek ya da ücretini ödeyeceksiniz. Yeni uygulama ile birlikte aile hekimleri veya işyeri hekimleri tarafından sevk edilen hastalara katılım payında yüzde 50 indirim uygulanacak. Bu yeni düzenlemenin olumlu yönü. Lakin 1 Temmuz’dan itibaren vatandaşın sağlık hizmeti için cebinden çıkacak tutar önemli ölçüde yükseldi. Hiç olmazsa emekli sağlıkta katkı payı dışında bırakılmalı. O da gerçekleşmiyor. Sağlık hizmeti artık ticarileşti. Parası olan özel hastanelere gidiyor, olmayan günlerce randevusunu bekleyerek kamu sağlık kuruluşlarında tedavi oluyor

Emekliyi derin yoksulluğa iten mevcut durum ekonomik zorunluluk değil, siyasi bir tercih. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ısrarla savunduğu sıkı para politikasının bedelini düşük zam ve düşük aylık, maaş ve ücretlerle emekli, memur, emekçi ve asgari ücretli ödüyor. Bütçeden sermaye ve ranta ayrılan para milyonlardan esirgeniyor. Bu yılın başında asgari ücrete yüzde 27 oranında zam yapıldı. Oysa geçen yıl enflasyon yüzde 34.88 oranında gerçekleşti. Eğer haziran ayı enflasyonunu yüzde 1.2 olursa ilk altı ayda TÜFE yüzde 18 olacak. Yüzde 27’lik zammın yüzde 67’si ilk altı ayda erimiş olacak. Temmuzda ara zam yapılmayacak asgari ücret yıl sonuna dek daha eriyerek pula dönecek. Asgari ücretle çalışan emekçi yeni zamlı ücret için Şubat 2027’yi bekleyecek.

Yarın açılanacak TÜFE verisi ile olası yüzde 18’lik artışın günün koşullarında emekliye yetersiz kalacağı, yüzünü güldürmeyeceği aşikar.Umarım daha düşük olmaz. Aylıklara seyyanen zam, refah payı eklenmesi kaçınılmaz bir gerçek olarak ortada duruyor. Emekli sadece seçimden seçime hatırlanmayı hak etmiyor. Dört yılda bir anımsanan emekli düşük zammın, yoksulluğun faturasını elbette kesecektir.

{ "vars": { "account": "G-1REJ3H5V8B" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }