TÜİK mayıs ayına ilişkin TÜFE oranını yüzde 1.71 olarak duyurdu. Beş
ayda TÜFE birleşik yüzde 16.61 oldu. Haziran ayı TÜFE oranının yüzde
1.3- 1.5 arasında gerçekleşme öngörülüyor. Buna göre milyonlarca SSK
ve Bağ-Kur emekli, dul ve yetim aylığına temmuzda yılın ikinci yarısı
için yüzde 18-19 arası zam yapılması kuvvetle muhtemel.
Ocak ayında yüzde 12.19 oranında zamla büyük hayal kırıklığı yaşayan
işçi, esnaf ve çiftçi emeklisinin insanca yaşanır aylığa kavuşabilmesi
için aylıklara refah payının eklenmesi zorunlu. 20 bin TL tutarındaki
en düşük aylığın 35 bin TL’yi aşan açlık sınırının ancak yüzde
58.68’ini karşılayabilmesi gariban emeklinin içinde bulunduğu zor
durumu net olarak ortaya koyuyor. En çok ezilen kitlenin yüzlerinin
gülmesi, gelirlerinin artırılması toplumsal adalet adına son derece
önemli. Lakin toplumsal eşitlik, adalet unutulalı çok oldu. Ancak bir
seçim olacak da o zaman hatırı sayılır zam alabilecekler.
Memur ve memur emekli aylığında ise temmuzda yüzde 7’si toplu sözleşme
zammı olmak üzere 6 aylık enflasyon farkı ile birlikte yüzde 14-15
arasında artış olası. Memurun taban maaşlarına ocakta 1000 TL
eklenmişti. Memur emeklisinin gözü diğer yanda 2023 yılında memura
verilip kendilerinden esirgenen 8 bin 77 TL’lik seyyanen zamma ilişkin
Anayasa Mahkemesi’nin alacağı kararda. AYM, memur emeklisi lehine
karar verirse, bu SSK ve Bağ-Kur emekli, dul ve yetimi için emsal
olabilecek.
Ocak ayında yüzde 27 artışla 28 bin TL olarak uygulanan asgari
ücrete temmuzda ara zam yapılıp yapılmayacağı belirsizliğini koruyor.
Satın alma gücü hızla eriyen 28 bin TL ile 10 milyona yakın emekçinin
Şubat 2027’ye dek ayakta kalması olanaksız. Açlık sınırı 35 bin
lirayı aştı, asgari ücret yerinde sayıyor. Bundan ötürü emekçinin ara
zam istemleri her geçen gün artıyor. Lakin, İktidar bu konuda ne renk
veriyor, ne bir ses. Oysa asgari ücrete ar zam gün gibi aşikar. Geçen
yıl da ara zamdan yoksun bırakılmıştı asgari ücretli.
TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileri çarşı pazar fiyatlarından çok
uzak. Aynı bir cebe 5 lira girerken, diğer cepten 10 TL çıkması gibi.
Resmi enflasyon doğrultusunda ücret, maaş ve aylıklara yapılan zam dar
ve sabit gelirlinin ekmeğin artırmıyor, küçültüyor. Eriyen maaş ve
aylıkların yeniden güncellenmesi, ardından 6 aylık enflasyon
artışının eklenmesi gerekiyor. Yoksa makyajlanmış enflasyon verileri
milyonların hiçbir derdini çözmediği yıllardır görülüyor, yaşanıyor.
Verilen sadaka zamlarla “ bir ay geçinin” deniliyor. Yani gelir sabit,
gider sürekli artıyor. Cüzdan sessiz, hayat zamlı devam ediyor. Buna
can ne kadar dayanabilir.
Milyonlarca garibanın insan gibi yaşayabilmesi için emekli aylıklarına
gerçek oranda zam yapılması gerekir. Ki satın alma güçleri artmalı,
gönenç içinde yaşayabilmeli. Maalesef bu gerçek bir türlü hayata
geçirilemiyor, enflasyonu önleme adına geçirilmek istenmiyor. Sıkı
para politikasına rağmen enflasyonun rüzgarı dindirilemiyor. Dar ve
sabit gelirli kitle açıklanan resmi enflasyon zammına mahkum ediliyor.
Hali ile açlık sınırının gerisinde kalan aylıklarla bir ay geçinebilme
mucizesini gösteriyorlar. Aslında emekliye, asgari ücretliye bu
mucizeyi gerçekleştirmelerinden ötürü madalya verilmesi gerekiyor.
Şaka bir yana gerçekten ay sonunu zor getiriyorlar.
Hayat pahalılığı ve düşük ücret politikası yurttaşı canından bezdirdi.
Geçenlerde hali vakti yerinde olan, hatta orta sınıfın üzerinde gelire
sahip bir yakınımı ziyaret ettim. O bile yüksek gelirine karşın alav
alev yanan çarşı pazar fiyatları karşısında ilk kez harcamaları
kısmaya başladığını, hesap kitap yaptığını bildirdi. Varsıl
sayılabilecek kişi ve aileler de cebinden çıkan paranın hesabını
yapmaya başlamışsa memur, emekçi ve emekli kıt geliri ile ne yapabilir
cüzdan boşaltan hayat pahalılığında.
Milyonların tenceresi boş, cebi delik. Her şeye yüksek zam var, dar
ve sabit gelirliye kısıtlı. Gelir az, gider çok fazla. Temel sorun
esas bu. Toplumun gönenç düzeyi yükseltilmeden yakınmalar ve
haykırışlar bitmez.