Maden emekçilerinin unutulmaz lideri… Şükrü KARAMAN yazdı...

1991 yılında Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyen madencilerin unutulmaz önderi sendikacı Şemsi Denizer’in öldürülmesinin üzerinden 27 yıl geçti .

Kararlı ve mücadeleci tutumu ile Türk sendikacılığına damga vuran
Şemsi Denizer, 6 Ağustos 1999 ‘da Zonguldak’ta evinin önünde eski
koruması tarafından silahla vurularak hayattan koparıldı. 27 yıl
geçmesine karşın neden öldürüldüğü net olarak aydınlatılamadı.
Karanlık olay hala gizemini koruyor. Emekçi haklarını savunmasındaki
başarısının yanı sıra özel yaşamındaki tutumu nedeniyle de
eleştirilerin odağında olan sendikacıydı Şemsi Denizer.

Türkiye, onu 1991 yılında madencilerin Ankara yürüyüşü ile tanıdı.
Kararlı dik duruşu, işçi haklarından ödün vermeyen tavrı, emekçiler
üzerinde yarattığı coşku ile Türk sendikacılık tarihine adını yazdıran
az sayıdaki sendikacılardan biri idi. 4 Ocak 1991’de Yıldırım
Akbulut’un Başbakanlığı döneminde madencileri kapsayan toplu iş
sözleşmesinin uyuşmazlıkla sonuçlanarak grev kararı alınması üzerine
on binlerce yer altı maden emekçisinin önünde Zonguldak’tan Başkent
Ankara’ya yürüyüş başlattı.

Dünyaya örnek yürüyüşün önderi, alın terinin hakkını son kuruşuna
kadar almaya kararlı genç sendikacının tek amacı sorumluluğunu
omuzlarında hissettiği, yerin yüzlerce metre altında kazma sallayan,
saatlerce gün yüzü görmeyen emekçi kardeşlerinin hakkını korumak,
evlerine helalinden para girmesini sağlamaktı. Dönemin Türk-İş Genel
Başkanı Şevket Yılmaz’ın karşı çıkmasına karşın, dondurucu soğuk
havada kırıp dökmeden gerçekleştirdikleri yürüyüş Türkiye’nin yanı
sıra dünyada da büyük yankı yaratmıştı. Çankaya Köşkü’ne kadar yürüyüp
Cumhurbaşkanı Turgut Özal görüşerek toplu iş sözleşmesini
sonuçlandırmayı amaçlıyordu .

Çankaya Köşkü’ne ulaşılmasa da kara kışın egemen olduğu ayazlı
günlerde çeşitli engellere karşın Mengen’e kadar gerçekleştirilen
“Büyük Madenci Yürüyüşü” çalışma yaşamının unutulmazları arasında yer
aldı. Hiç kuşku yok ki, madencilerin eylemi Türk sendikal hareketine
genç, idealist, emekçinin güvenini kazanan sendika liderini, Şemsi
Denizer’i kazandırdı. Kararlı dik duruşundan ötürü Polonya işçi lideri
Lech Walesa’ya benzetilerek “ Zonguldaklı Walesa” adı verildi.

Büyük madenci yürüyüşü tek başına bir eylem değil, 1980 yılı sonrası
kamu emekçilerinin özelleştirme ve neoliberal politikalara karşı
koyuşun tepe noktasıydı. Büyük madenci yürüyüşü, 1980’li yılların
başından itibaren zayıflamaya başlayan sendikal hareketin en önemli
eylemiydi. Zonguldaklı maden emekçilerinin sergiledikleri dirençli
yürüyüş kazanımlarıyla dünya sendikal hareketinde önemli bir yer
almaktadır. Siyasetçisinden, sanatçısına, aydınına, gazetecisine,
bilim insanına ve sade yurttaşına kadar her kesimden insanların
Zonguldak’a gelerek destek verdiği büyük madenci yürüyüşü Türk
çalışma yaşamı ve sendikacılık tarihinin unutulmazları arasında yer
almıştır.

1992 yılında yapılan genel kurulda Türk-İş Genel Sekreterliği ‘ne
seçilen Şemsi Denizer, görevi süresince emekçilerin hakları için uğraş
verdi. Kamu sözleşmelerinde etkin tavır takınarak, işçilerin daha
fazla ücret, daha iyi sosyal haklar alabilmesi için çok emek harcadı.
Öldürülmeseydi Türk-İş genel başkanı olması kaçınılmazdı. Zira Türk-İş
tabanında ve işçiler arasında çok seviliyordu. Unutulmaz büyük madenci
yürüyüşü Türk sendikacılığına genç bir lider kazandırmıştı.

Özel yaşamındaki bazı gelgitlerden ötürü eleştirilse de her zaman
emekçi hakları için yürüttüğü mücadelesiyle “Büyük Madenci
Yürüyüşü”nün önderi olarak anımsanacaktır.Günümüzde eli kolu
bağlanan, edilginleştirilen sendikal harekete baktığımızda onun dik
duruşunu , kararlı sendikal anlayışını şimdi daha iyi anlıyoruz.

Şemsi Denizer’i anarken, onun gibi yer altı emekçisi olan madenciler
bugünlerde Ankara’da haklarını arıyor. Türkiye Maden-İş Sendikası’na
üye Eskişehir’deki Doruk Maden ocaklarında kazma sallayan işçiler
alacakları için günlerdir Ankara’da eylem yapıyorlar. Devletin
bakanının, milletvekillerinin çağrılarına rağmen patron köle gibi
çalıştırdığı madencilerin alacaklarını , kıdem tazminatlarını
ödememekte ısrar ediyor. Eşleri ve çocukları ile Ankara’nın yakıcı
güneşi altında hak mücadelesini sürdüren maden emekçileri yakında
açlık grevine başlayacak. Madencilik dünyanın en zor işçiliğidir.
Yerin yüzlerce metre altında ölümle burun buruna çalışan emekçilerin
haklarını ödememek en büyük vebaldir. Çalıştırdığı işçinin parasını
ödemeyen patronun vicdanı rahat mı…

{ "vars": { "account": "G-1REJ3H5V8B" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }