2026 yılının ilk dört ayında TÜFE oranı yüzde 14.64’e yükseldi. Pembe tablolar çizilmesine, iyimser açıklamalara rağmen milyonlarca dar ve sabit gelirlinin satın alma gücü hızla dibe doğru yuvarlanıyor. İşçi, memur, emekli, çiftçi, esnaf, dul ve yetim hayat pahalılığında boğuluyor. Yüzde 14.64 oranında gerçekleşen dört aylık enflasyon, yılbaşında memur ve memur emeklisine, işçi ve esnaf emeklisine, asgari ücretliye verilen zammı sildi süpürdü.
Asgari ücrete yılbaşında yapılan yüzde 27 zam, SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarına yansıtılan yüzde 12.19’luk artış, memur ve memur emeklisine enflasyon farkı dahil verilen yüzde 18.60 oranındaki zam, Hazine desteği ile 16 bin 881 TL’den 20 bin TL’ye çıkarılan en düşük emekli aylığı ilk dört ayda aşındı. Yılın ikinci yarı zammının verileceği temmuz ayına değin ücret, maaş ve aylıkların durdurulamayan enflasyon karşısında daha da eriyerek pula döneği belli.
Dört aylık enflasyona göre, en düşük emekli aylığının alım gücü 2 bin 554 lira eriyerek 17 bin 446 liraya, 28 bin 75 TL olan asgari ücretin alım gücü 3 bin 585 lira erime ile 24 bin 490 liraya geriledi. Aynı şekilde en düşük memur emekli aylığında da 3 bin 547 liralık kayıp oldu.
Dar ve sabit gelirlinin maaş, ücret ve aylığında ilk dört ayda belirgin şekilde erime olması, milyonların satın alma gücünün gerilemesi , hızla yoksulluğa doğru sürüklenmesi ülkenin ve ekonominin acı gerçeği. Memur ve işçi sendikaları bu tablo karşısında seyyanen zam ve enflasyon kaybının maaş , ücret ve aylıklara yansıtılması için aylardır çağrı yapıyor. Asgari ücretli de emekli de memur da işçi de “ara zam” diye bağırıyor. Ancak hükümetten bu taleplere ilişkin bir adım gelmedi. Gelmesi de zor. Zira çalışan ve emekli gündeme geldiği zaman hemen “mali disiplin, sıkı para politikası” öne çıkarılıyor, ara zam istemlerine kapılar kapatılıyor.
Türk-İş’in nisan ayı araştırmasına göre, dört kişilik ailenin aylık gıda harcamalarından oluşan açlık sınırı 34 bin 587 TL’ye, gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamaların oluşturduğu yoksulluk sınırı 112 bin 661 TL’ye yükseldi. Milyonlarca emekçinin bir aylık ücreti olan 28 bin 75 TL tutarındaki asgari ücret ve 20 bin TL tutarındaki en düşük emekli aylığı uzun süredir açlık sınırının altında kalıyor.Ortalama 23 bin TL olan işçi ve esnaf emekli aylığı da açlık sınırının çok gerisinde.
Bu tablo, asgari ücrete, en düşük emekli aylığına, işçi, esnaf, memur emekli , dul ve yetim aylığına, memur maaşına gecikmesizin ara zam yapılmasını kaçınılmaz kılıyor. Asgari ücretin yılbaşında bir yıllık için saptandığı göz önüne alınırsa onları durumu önümüzdeki aylarda iyiden iyiye içinden çıkılmaz hale gelecek. Şubat 2027’ye dek 28 bin 75 TL ile geçinebilmek için mucizeler yaratması gerekiyor asgari ücretlinin. Aslında dar ve sabit gelirli milyonlar ayakta kalmak için bu mucizeyi yıllardır gösteriyor.
Ekonomistler, savaş nedeniyle artan enerji ve dış ticaret kaynaklı yeni fiyat baskılarının önümüzdeki dönemde enflasyonunu daha yukarıya taşıyacağına dikkat çekiyor. İktidar 2026 yılı enflasyonu için yüzde 16’ı hedef koymuştu. Lakin ilk dört ayda yıllık enflasyon yüzde 32.37 oldu. Veriler ileri günlerde enflasyonun yukarıya yükselmesini kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,” enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu” savunuyor. Ne var ki hedef enflasyon bir türlü tutturulamıyor. Gariban memur, emekli, işçi ezilmeye devam ediyor. Ekonomistler, Mehmet Şimşek’in aksine nisan ayı enflasyonun yüksek çıkmasının savaştan ötürü olduğunu kabullense de “enflasyonun kronik sorun olduğu” gerçeğinin üstünü örtemeyeceğini belirtiyor.
Enflasyon ve hayat pahalılığı, ülke için, ekonomi için, özellikle de dar ve sabi gelirliler için en büyük sorun. Dileğimiz en büyük baş ağrısının bir an önce giderilmesi. Ancak öyle kolay görünmüyor. Hedef enflasyon gerçekleşmiyor. Umarım bir an önce defedilir bu bela. Hayat pahalılığı ile mücadele edebilmeleri için emekliye, emekçiye ve memura ara zam verilmesi görmezden gelinemeyecek kadar acil talep.