Türkiye'de her gün yeni bir hayvana yönelik şiddet suçu işlenirken, son birkaç yıldır çeşitli şekillerde gündeme gelen ancak ne zaman parlamentoya getirilip yasalaşacağı belli olmayan ‘hayvan hakları yasasının’ akıbeti merak ediliyor.
Hayvanlara karşı eziyet ve işkence suçlarına karşı alınacak tedbirleri belirlemek üzere kurulan Meclis araştırması komisyonu başkanı pandemiden ötürü hayvan hakları yasasının sekteye uğradığını ancak Ekim ayında başlayacak yeni yasama döneminde Meclis gündemine geleceğini söylüyordu.Yılın sonuna geldik, bi haber duyan var mı ?
Son birkaç günde Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde hayvana yönelik şiddet suçlar işlendi, yurttaşlar bir kez daha tepkilerini sosyal medyadan göstererek bir an önce hayvan hakları yasasının yürürlüğe girmesini talep etti.
"Av tüfeğiyle vurulan 3 kedi yaralandı, 1 köpek telef oldu", "Ayakları bağlanan kedi işkence edilerek öldürüldü", "Kaldırımda kafası kesilmiş kedi bulundu."
Sakarya'da bir ailenin altı buçuk yaşındaki engelli kedisi evlerinin bahçesinde silahla vurularak öldürüldü, Hatay'ın Samandağ ilçesinde ise Sinan A. isimli şahıs, yoldan geçerken bir evin bahçesinde tesadüfen gördüğü köpeği bıçaklayarak öldürdü.
Ankara'da arkadaşının köpeğine tecavüz ettiği iddia edilen Volkan Uzun'un hakkında 'mala zarar vermek' suçundan soruşturma başlatılması ve adli kontrol kararıyla serbest bırakılması sosyal medyada tepki çekti. Twitter'da Volkan Uzun'un tutuklanmasını isteyen yüz binlerce kişinin tepkisi ardından savcılık Uzun'un adli kontrol ile serbest bırakılmasına itiraz etti ve şahıs bu sabah tutuklandı.
Diyarbakır’da şeytan ayini için Melek’ adlı kedinin iki patisi kesildi, Melek kedi ne yazık ki kurtarılamadı.
Iğdır’da aracın arkasına bağlanarak zalimce sürüklenen ve patileri parçalanan çoban köpeğinin durumu hala hafızamdan gitmiyor, gözlerimden yaş geliyor. Kars’ta buz tutan Çıldır gölünde vahşice kırbaçlanarak koşturulan zavallı atlar. Size bu yazımda yüzlerce örnek verebilirim.
Fotoğraflarda yayımlayabilirim, inanın rahatsız olursunuz! Allah’ın yarattığı dili olmayan bu canlara bu eziyeti çektirmeye hiç hakkımız yok, Bu dünya değilse bile inananlar için öteki dünyada bunun hesabını ödersiniz !
Sadece Kasım ayında medyaya yansıyan haberlerden birkaç başlık, sokak hayvanlarına yönelik vahşetin boyutunu gözler önüne seriyor. İnsanların sokak hayvanlarıyla iç içe yaşadığı Türkiye'de bir yanda sokaktaki kedi-köpeklere sahip çıkan, kışın soğuktan, yazın sıcaktan korumak için çabalayan mahalle sakinleri ve esnafın çizdiği tablo, diğer yanda hayvanları bir canlı olarak kabullenmeyen, yaşam hakkını hor gören bir anlayış hakim.
Türk hukuk sistemi de mevcut haliyle hayvanları koruma işlevini yerine getiremiyor. Hayvanların "can" değil, "mal" olarak algılandığı Türk Ceza Kanunu, sadece "sahipli" hayvanlara verilen zararı cezaya tabi tutuyor. Bu ceza da malı zarar gören kişiye tazminat niteliğinde.
Hayvanların korunmasına dair 2004 yılında çıkarılan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu da sorunlu maddeleri nedeniyle yıllardır tartışma konusu. Hükümetin en son geçen yıl hazırladığı yasa tasarısı tepkiler üzerine geri çekilmişti. Hayvan hakları örgütlerine göre kanunun ve yasa tasarılarının en sorunlu noktası, hayvana yönelik şiddeti "suç" değil, "kabahat" olarak değerlendirmesi, sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı yapması ve öngörülen cezaların caydırıcılıktan uzak olması.
Hayvan hakları savunucuları, yani bizler Türkiye'de tüm hayvanları kapsayan, türler arasında ayrım yapmayan, hayvan haklarını koruma altına alan ve mevcut yasanın eksiklerini tamamlayan yeni bir hayvan hakları yasasına ihtiyaç duyulduğunu yıllardır dile getiriyoruz.
TBMM’de bir türlü sıra gelmeyen yasa neyi bekliyor? Anlamış değilim. Bir sonra ki yasama dönemi dediler, sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da konunun takipçisi… Biran önce çıkmasını talep ettiğini biliyorum.
Parlamentoda görüşülmesi planlanan hayvan hakları yasasının 'pandemi’ sebebiyle' bir sonraki yasama dönemine kaldığını ifade edilmişti. 'Başka yasalar çıkarılıyor, pandemi gerekçe olamaz'
Hafızam beni yanıltmıyorsa pandemi sürecinde infaz yasası, sosyal medya yasası ve çoklu baro yasasının görüşülüp yasalaştı. Demek ki istenirse oluyormuş !
Hayvan koruma örgütleri siyasi irade eksikliği ve karşı lobicilik faaliyetlerinin etkili olduğu görüşünde…
Oysa, halkın oylarıyla mecliste bulunan milletvekillerinin bizler gibi o ‘canları’ koruyup kollamak görevi, bu konuda kimsenin farklı düşünmediğine inanıyorum.
Vatandaşların ve hayvanların beklediği bu yasanın biran önce mazaretsiz çıkmasını dört gözle bekliyorum !
Türkiye'de hayvanların yaşam hakkını koruyabilecek en iyi kanunun bu meclisten yasalaşarak çıkacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum.
ONLAR MAL DEĞİL CANDIR !
Peki, hiç merak ettiniz mi Türkiye'de mevcut durum ne diyor?
2004 yılında kabul edilen ve halen yürürlükte olan ancak yetersiz bulunan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre hayvanlara karşı suç işleyenlere düşük idari para cezaları uygulanıyor. Çünkü hayvanlar "can" olarak değil "mal" olarak değerlendiriliyor.
"Kapalı alanda sigara içen ya da yere tüküren bir insana nasıl adli mekanizmalar tarafından ceza verilemiyor ve idari para cezalarıyla geçiştiriliyorsa; hayvanlara tecavüz etmek, öldürmek, zehirlemek de kabahatler kanunu kapsamında değerlendiriliyor.
Dolayısıyla kabahat olan herhangi bir şey mahkeme önüne gelmiyor. Hayvanlar mal olarak kabul edildiğinden sadece sahipli hayvanlar söz konusu olduğu zaman, o da sahibinin şikayet etmesi halinde adli mekanizma devreye giriyor.
Hayvanların bir "mal" olarak değil de "can" olarak kabul edileceği bir Türkiye hayal ediyorum. Kalın sağlıcakla…