SONSUZA KADAR YAŞAMAK İSTER MİSİNİZ ?

Yaşadığımız Pandemi ile birlikte aslında ölümünde o kadar uzağımızda olmadığını fark etti insanoğlu ! Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan günlük vefat sayısı akşam haberlerinde ise Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımlanan günlük defnedilenler listesi 'reformhaber’de ençok merak edilen ve tıklananlar arasında yer alıyor !

İnsanlar hergün kim öldü kim defnedildi bunu merak ediyor ! Yüzlerce verdiğimiz önemli haberler arasında bunu da önemli görüyor demek ki !

Peki insanoğlu bu kadar ölüme yakınken, sevdiğimiz insanların aramızdan çekip gitmesi geride kalanları derin acılara gark ediyor.

Her ne kadar üzerine kafa yormaktan kaçınsak da kaçınılmaz bir gerçeklik olarak kendini sürekli hatırlatıyor.

Bir yakınımızın cenazesine gitmişizdir mutlaka. Toprağa veriyoruz ! Üstünü örtüyoruz. Tıpkı annesinden doğduğu gibi tek başına bu dünyadan ayrılıyor, yanına hiçbirşey alamadan!

Diğer gerçekliklerin hiç birisine benzemiyor ölüm. Yaşadığımız kaybın ardından, yitirdiklerimizin hafızalarda bıraktığı anılar, içine düştüğümüz yas durumunu bazen harmanlayıp dayanılmaz hale getirirken, bazen garip bir teselliye dönüştürüp sakinleşmemizi sağlıyor!

Ne de olsa, ölenle ölünmüyor. Ölüyü cenaze erkânına göre çoğu zaman ağıtlar eşliğinde defnetmek, tutulan yasın bir parçası. Yüzyıllardan beri alışageldiğimiz düzen böyle.

Biz insanoğlu, dünya hayatının geçici ışıltısına aldanıp, istek ve arzularımızın peşinde yok yere tüketir ömrünü, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi, sonsuza kadar ! Bir yaprak misali savrulur dururuz yaşamın içinde. Birgün öleceğimiz gerçeğini hiç düşünmeden ölüm sonrası için kayda değer bir hazırlık yapmadan, değersiz ve anlamsız bir şekilde yaşarız hayatı. Aldığımız her nefesin kıymetini bile bilmeden.

Aslında bilmeyiz ki ; ölüm ve yaşam ikiz kardeş gibidir. Nasıl yaşam varsa ölüm de vardır, bu hayat bir gün sonlanacaktır ! Aldığımız her nefesin yarısı yaşam, diğer yarısı ölüm için alınır ölüm bize bu kadar yakındır aslında !

Ömür dediğin nedir ki aslında; anne karnına düşüş ve toprak altındaki iki karanlık arasında yakılan bir saman alevi gibi. Yanması ile sönmesi an meselesi. Göz açıp kapanıncaya kadar geçecek birgün son bulacak !

YAŞARKEN YAŞAYIN !

İnançlı insanlar için ölüm korkusu ve endişesi daha azdır.

Zira, inançlarına göre iyi insan oldukları müddetçe bedenen ölseler de, ruhen huzurla yaşamaya devam edecek ve mevcut dünyanın aksine, esas yaşama ahirette kavuşacaklardır.

Son zamanlarda yaşadığım genç ölümleri, genç intiharlar, tanıdığım bildiğim hayat dolu insanların aramızdan ayrılışı bana birkez daha yaşam ile ölüm arasındaki çok kısa zaman aralığını sorgulamama yol açtı…

Kaybettiğimiz değerler için, sevdikleriniz için, hayat dolu insanlar için tekrar düşünün…

Mutlaka bu ölümler sizleri derinden etkilemiştir. Ama onların yaşam enerjisi ve neşesi tüm sevdikleri nezdinde her daim hissedilecek, “güzel” anılarıyla hayatımızda sürekli yaşayacak, bundan zerre kadar şüphem yok.

Bu noktada Nietzsche’nin sözlerine de yer vermem gerekiyor:

“Yaşarken yaşayın! İnsan yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman, ölüm taşıdığı dehşeti yitirir. İnsan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez!

Sonsuza kadar yaşamak istediğini söyleyen bir insanın aklından şüphe ederim. Ölüm, hayatı gerçek kılan tek şeydir. Hem kim sonsuza kadar yaşamak isteye bilir ki ?

Öleceğini bilmeyen bir insan nasıl yaşayabilir ?

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp, hiç yaşamamış gibi ölebilirsiniz ! kaçınılmaz olan ölüm ile yüzleşmeden, kendimizle yüzleşmek!

Kalın sağlıcakla…

{ "vars": { "account": "G-1REJ3H5V8B" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }