Yeni bir yere gidersiniz, orayı öyle bir hissedersiniz ki benim vatanım, benim toprağım, benim insanım, benim canım, cananım. Tam da böyle bir duygu idi Urumçi hayatım.
UYGURLAR
Yüz yıl öncesinde 40 milyon nüfusa sahiptiler. 2010 nüfus sayımında 10 milyona 2020'de de tahminen 8 milyona düştüler. Neden mi? Yıllardan beri Çin'in uyguladıgı asimilasyon politikası Uygurların nüfusunu erite erite bu duruma getirdi. Şu anda Çin Halk Cumhuriyeti içinde en düşük nüfus artış oranına sahipler.
Çin her beş yılda bütün genç kızları toplayıp genelevlere gönderiyor, genç erkekleri kamplara, taş ocaklarına, kömür madenlerine köle olarak gönderiyor. Uygur Türklerinin çoğalmasını istemiyorlar ve bu yüzyılda bütün dünya bu vahşeti seyrediyor, Türkiye dahil.
15.06.2008 tarihinde Urumçi'de inanılmaz bir sessizlik vardı. Herkes evine kapanmış, perdelerini kapatmış televizyon seslerini kısmışlardı. Bütün şehir nefesini tutmuş, Türkiye Çekoslovakya Avrupa şampiyonası maçını seyrediyordu. Müthiş bir maç oldu 3-2 kazandık. Maçtan sonra duygu patlaması yaşandı şehirde, herkes sokaklarda pencerelerde idi. Elleri ile yaptıkları ay yıldızlı bayrakları sallıyorlardı. Şehir bir anda gelincik tarlası misali ay yıldızlı bayraklarımızla doldu. O gün milad oldu Uygurlar için, ertesi gün tutuklamalar, gözaltılar başladı ve 2009 un sonuna kadar devam etti.
Alınan bilgilere göre 6 milyonluk Urumçi'de 250.000 kayıp genç kız ve erkek vardı. Öldürenler sürgün edilenler, genelevlere satılanlar büyük bir kıyım yaşandı. Öyle örnekler vardı ki Urumçi'ye 15 km uzaklıkta bir oyuncak fabrikasında 400 Uygurun tamamı öldürülmüştü. Sokaklar cesetlerle dolu idi.
Günümüzde asimilasyona son hız devam ediliyor. Sonu belli bir filmi seyreder gibi bütün insanlık bakıyor.
Bilin istedim can Uygur'ları.
Ali K Şahin