Gaziantep’te otomobiliyle çarptığı ATV’de bulunan Hüseyin Akın ile Kerim Gündoğan’ın ölümüne sebep olduğu iddia edilen tutuklu sanık Prof. Dr. Volkan Kılınçoğlu’nun yargılanmasına başlandı. Sanık Prof. Dr. Volkan Kılınçoğlu’nun duruşmada, “Ameliyata girerken alkol ile ellerimizi ve kollarımızı dezenfekte ettiğimiz için kanımda 0,29 promil alkol tespit edilmiş” şeklindeki savunması ise dikkat çekti.

Gaziantep’te otomobiliyle çarptığı ATV’de bulunan Hüseyin Akın ile Kerim Gündoğan’ın ölümüne sebep olduğu iddia edilen tutuklu sanık Prof. Dr. Volkan Kılınçoğlu Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinde "Taksirle birden çok kişinin ölümüne sebep olmak suçundan " suçundan 18 yıla kadar hapis cezası talebiyle ilk kez hakim karşısına çıktı. Tutuklu sanık Volkan Kılınçoğlu, ilk duruşmaya SEGBİS’le bağlandı. Duruşmada, sanık Av. H. Mehmet Balcı ve Av. Mehmet Sait Bozhüyük ile Hüseyin Akın’ın aile avukatları Av. Mutlu Can Dağlı, Av. Doğan Canbolat, Av. Mustafa Edip İzol ve Av. Gizem Kaleoğlu, Av. Suat Genç yanı sıra tanıklar da hazır bulundu.

“Dikkatli ve kontrollü bir şekilde geldim”

Sanık Volkan Kılınçoğlu, duruşmadaki savunmasında, “Kazanın olduğu gün saat 17.00 gibi üniversiteden çıktım, evime doğru giderken kazanın olduğu kavşağa doğru yaklaşırken frene basarak hızımı azalttım. Ayağım frene basarak kavşağa kadar dikkatli ve kontrollü bir şekilde geldim. Kavşağa gelene kadar ayağım frendeydi. Sağ tarafta herhangi bir araç olmadığını görünce ayağımı frenden çektim ve kavşağa girdim. Kavşağa girince sağ tarafımdan çok şiddetli bir şekilde bir şeyin bana çarptığını hissettim. Bu çarpmanın etkisiyle arabada kafamı bir yere vurdum ve yine çarpmanın etkisiyle araç sol tarafta bulunan boş arsaya savruldu. Daha sonra bana ne çarptı diye bakmak için arabadan kendimi dışarıya attım. Bir ATV’nin bana çarptığını ve yerde de yatan iki tane çocuk gördüm. Ortopedi uzmanı olduğum için müdahale etmek istediğim için oraya doğru yöneldim ancak bilinç kaybı yaşayıp yere yığılmışım. Daha sonra 15-20 dakika geçtikten sonra bir ambulans geldi orda müdahaleyi yaptıktan sonra beni 25 Aralık Devlet Hastanesine götürdüler. Kaza bu şekilde olmuştur, suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

“Ameliyata girerken alkol ile ellerimizi ve kollarımızı dezenfekte ettiğimiz için kanımda 0,29 promil alkol tespit edilmiş”

Alkollü olduğu iddialarını kabul etmeyen Kılınçoğlu, “Kaza öncesinde alkol kesinlikle kullanmadım, alkolü ayda yılda bir, çok nadiren kullanırım. Olay günü öncesinde kesinlikle alkol kullanmadım, olay günü 25 Aralık Devlet Hastanesine götürdüklerinde kanımda 0,29 promil alkol tespit edilmiş, olay günü ameliyatlarım vardı. Biz ameliyata girerken alkol ile ellerimizi ve kollarımızı dezenfekte ediyoruz. Kullandığımız dezenfektanlar yüzde 80 oranında alkol içermektedir, bu işlemden sonra alkolün bir miktarı ciltten emilip kana karıştığını biliyorum, kanımdaki 0,29 promil alkol bu dezenfektanlara bağlı olduğunu düşünüyorum. Ben çocuk ortopedi uzmanıyım, bu Adli Tıp’ın alanıdır, bununla ilgili araştırma yapılmasını istedim. Ayrıca 25 Aralık Devlet Hastanesinde alınan kan tahlilinde bizim ldh emzimi bende yüksek çıkmıştır. Bende 330 çıkmıştır, ldh emziminin yüksek çıkmasına bağlı olarak hem alkolün hem ldh metololitanin yüksek ldh sebebiyle 0.1, 0.2, 0.3 oranlarında alkol sonucunun pozitif çıkma ihtimali olabiliyor. Buna ilişkin raporları avukatlarım sunacaktır. Kazanın olduğu gün benim ameliyatlarım da vardı, ayrıca rutin olarak öğrencilerimizle toplantılarımız olurdu. Her perşembe bu toplantıları yapardık. Toplantılarda vaka tartışması yaparız, ayrıca kaza günü genel akademik kurul toplantısı vardı. Bu toplantıya ben de katıldım yaklaşık 2,5-3 saat sürdü, o toplantıda ben profesör unvanını aldığımdan dolayı rektörün bana vermiş olduğu belgede bulunmaktadır. Bu günlük rutin içerisinde benim alkol almam mümkün değildir, kavşağa yaklaşırken hızım 45 km civarındaydı, kavşağa yaklaşırken yavaşlamıştım, kavşakta iken tahminen hızım 25-30 olduğunu düşünüyorum” dedi.

“Sağ sinyalimi yaktım hızımda düşüktü”

Tanık Emir Çelik ise beyanında, “Kerim ve Hüseyin benim sınıf arkadaşımdı. Olay günü ATV ile yanımda Ejder abi ve arkadaşım Kerem Bayer ile birlikte 3 kişi önce büfeye gidip bir şeyler alıp daha sonra çevik kuvvetin orda ATV ile gezip gelecektik. Büfeden çıkıp çevik kuvvetin oraya geldiğimizde Hüseyin ile karşılaştık. Bizim bulunduğumuz ATV’yi ben kullanıyordum. Arkada Ejder abi onun da arkasında Kerem oturuyordu. Hüseyin’in kullandığı ATV’nin üzerinde ise Kerim ve Hüseyin bulunmaktaydı. Kazanın olduğu sokağa doğru girdik, orayı geçip kavşaktan sağa dönüp bizim eve doğru gidecektik. Ben sağ sinyalimi yaktım hızımda düşüktü, kavşağa geldiğimde arabayı görmedim, soluma bakacaktım. Sonra bir anda olan oldu. Kaza sonrası ATV’den inip Ejder abi Kerem’in telefonu ile ambulansı aradı. Hüseyin ve Kerim’e baktım, Ejder abi beni çağırdı, babamı çağırmamı söyledi. Ben de evimize ATV ile gidip babamı çağırdım, babam evdeydi. Ondan sonra kuzenim Murat C. ATV ile kazanın olduğu yere gitti. Kerem B.’i bizim eve getirdi. Ben bir daha kaza yerine gitmedim. Ambulansın geldiğini görmedim, kaza sonrasında araba sürücüsünü görmedim. Ben Kerem ve Hüseyin’e baktım arabaya bakmak aklıma gelmedi” diye konuştu.

“Tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz”

Gaziantep’te tarihi eser operasyonu: 2 gözaltı Gaziantep’te tarihi eser operasyonu: 2 gözaltı

Murat Gündoğan, Zehra Gündoğan, Gülsima ve Sude Gündoğan’ın vekili Av. Mustafa Şimşek, “ATV motosiklete ait ruhsat fotokopisi eklenerek Gaziantep Emniyet müdürlüğüne müzekkere yazılarak hangi sınıf ehliyet ile kullanılabileceğinin sorulmasını ayrıca ambulansa alındığında kendisine hangi ilaçların verildiğinin sorulmasını, ayrıca sanığın kaza esnasında telefon görüşmesi yapıp yapmadığının sorulmasını istiyoruz. Dinlenmeyen tanıkların celbini talep ediyoruz, sanık ağır kusurludur, bu aşamada adli kontrolle serbest bırakılması da düşünülerek sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

“Farklı ifade verilmesi yönünde yönlendirmeye çalışmış”

Feci kazada hayatını kaybeden Hüseyin Akın’ın babası Mesut Akın ise tanık beyanına karşı, “Tanık beyanlarına bir diyeceğim yoktur. ATV’nin roket gibi mermi gibi geldiğini söylüyor, ancak süratli olmuş olsa ATV de pert olurdu. Bir motorda 2 kişi var bir motorda 3 kişi var yarışıyor olsa 3 kişi olan motorun 2 kişi olan motoru geçmesi mümkün değildir. Ayrıca süratli olsaydı aracın diğer tarafından çıkardı. Kaza sonrasında Emir Ç.,’nin babası Ahmet Ç.’nin üniversiteden artık rektör müdür başka bir görevli midir ne olduğunu bilmediğim birisi telefonla arayıp işte bir kazadır diyerek farklı ifade verilmesi yönünde yönlendirmeye çalışmış. Ben bu kişinin kim olduğunu yemin verdirerek Ahmet Ç.’den öğrenebilirim, gerekirse mahkemeniz de tanık olarak huzurda dinleyebilir. Daha henüz biz hastanedeyken bu telefon görüşmesi yapılmıştır. Sanık 25 Aralık Devlet Hastanesi’nden sahibinin arkadaşı olduğu kendisinin de daha önce çalıştığı özel bir hastaneye sevki sağlanıyor. Kendisinin alkol kullandığını ben biliyorum, ancak yemin edebilirim”ifadelerini kullandı.

“Sanığın aklanmasına yönelik bilirkişi raporu verilmiştir”

Baba Mesut Akın’ın avukatı Mutlu Can Dağlı ise, şöyle konuştu:

''İki tane küçük çocuğun yaptığı hatadan dolayı ölümüne sebebiyet veren birinin açıkça her şeyi anlatacağını beklemiyorduk. En azından bir baş sağlığı dilemesini bekliyorduk.  Ancak suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar dışında savunma yapmamıştır. Eğer sanık yüksek hızlarda hareket etmemiş olsaydı yapacağı ufak bir frenle duracaktı. Korona döneminde hepimiz dezenfektan kullanıyordu ancak kimse alkollü çıkmıyordu. Sanık olay yerine geldiğinde frene basıyor. Bu adam oraya geldiğinde kazanın olacağını bilmektedir ve bundan dolayı frene basıyor. Sonra ne olursa olsun deyip gaza basıp devam etmektedir. Sanığın muhtemel kasttan ceza alma ihtimali vardır. Bu nedenle sanığın tahliye olması halinde kaçma ihtimali olacaktır. Dosyamızda iki farklı bilirkişi raporu vardır. İkinci bilirkişi raporunda somut hiç bir delil bulunmamaktadır. Sanığın aklanmasına yönelik bilirkişi raporu verilmiştir. Bilirkişi raporu incelenmesinde bir bilirkişinin yapmaması gereken hukuki yorumda bulunduğu görülecektir. Çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ediyoruz. Dosyada eksikliklerin bulunması ve dosyada delil karartmaya gidebileceği göz önüne alınarak sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz.''

Mahkeme heyeti kusur oranının belirlenmesi için dosyayı Ankara’ya gönderildi

Avukatların talebini haklı bulan mahkeme heyeti, sanık Volkan Kılınçoğlu’nun tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Heyet, kusur oranının belirlenmesi için dosyanın tümünün Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığına gönderilmesine ve orada incelenmesine karar verdi.

Olayın geçmişi

Kaza, 13 Ekim 2023 tarihinde akşam saatlerinde Şehitkamil ilçesi 15 Temmuz Mahallesi’nde meydana geldi. Kerim Gündoğan (14) ile Hüseyin Akın’ın (14) bulunduğu 27 MST 04 plakalı ATV’ye, Prof. Dr. Volkan Kılınçoğlu idaresindeki 27 ARB 190 plakalı hafif ticari araç çarptı. ATV savrularak devrildi. Feci kazada ATV’nin üzerinde bulunan 2 çocuk ağır yaralandı. Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesine kaldırılan 2 çocuk, tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti. Feci kazada ATV’ye çarpan 27 ARB 190 plakalı aracın sürücüsünün Gaziantep Üniversitesinde görevli Prof. Dr. Volkan Kılınçoğlu ise sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İki çocuğun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan feci kaza anları ise çevredeki bir güvenlik kamerasına saniye saniye yansımıştı.