Konu ile ilgili büyük ekonomik proplemler yaşadıklarını belirten sektör temsilcileri Reform Haber'e konuştu,

Sektör, İhracat kısıtlamasıyla değil ihracatı ve üretimi desteklenmesiyle büyür.

Türkiye’nin yıllık piliç eti üretimi takriben 2 milyon 200 bin tondur ve Türkiye dünyada üretim sıralamasında ilk 7’de, 60 ülkeye ihracat yaparak dünya ihracatında da 13. sırada bulunan büyük bir ihracatçıdır. 
Sektör üretim planlaması yaparken iç piyasa talebi ve ihracat trendlerini göz önünde bulundurarak iki yıl öncesinden planlamasını yapar. Yani iç piyasa için planladığı üretimden ihracata vermez, ihracat için planladığı ürünün satışını yapar.
İhracata getirilen bu kısıtlamadan dolayı devlet teşvikleri ve firmaların özverili çabalarıyla bugüne kadar yakalamış olduğumuz 13.lük skorumuz sonlanacaktır.

Uluslararası arenada ülke itibarımız sıfırlanacak, fuar destekleriyle yakalamış olduğumuz müşterilerimiz mevcut taleplerini gönderemezsek yeni bir kontrat yapmayacaklardır. Bu sırada yurtdışındaki müşterilerimiz Brezilya ve Amerika gibi rakiplerimizle anlaşma yapıp yollarına devam edeceklerdir. İhracat yaptığımız ülkelerde devlet destekleriyle girdiğimiz süpermarket raflarından atılacağız ve belirttiğimiz rakip ülkeler bu pazarlara girmiş olacaktır. Bizler ise uluslararası arenada spotçu kimliğimizle yeniden pazara girmek için ilk günkü bedelleri tekrar ödememiz gerekecektir. 
Ayrıca yıllık yaklaşık 1 milyar dolar ihracatı olan sektörün kısıtlamalardan sonra ihracatı 250-300 milyon dolara düşecek ve ülkemizin 700-750 milyon dolar döviz girişi kaybı olacaktır.
Bu yasağın çıktığı tarihte piliç etinin entegreden satış fiyatı 70TL/kg iken bugün itibariyle entegre piliç eti fiyatı 80TL/kg’a yükselmiştir.
İhracatı hiç olmayan piliç kanat ürününün bugün entegreden çıkış fiyatı 120-140TL/kg iken süpermarketlerde 250-290TL/kg aralığında satılmasının bu uygulamayla ilgili olmadığının çok basit bir delilidir.
Bu şekilde ihracat yasağı getirilmesi yerine entegre çıkış sonrası diğer satış kanallarının sıkı denetimini tavsiye ediyoruz.
Sektörel önerimiz; firmaların finansal yapısına da çok büyük katkı yapan ihracat kısıtlamaları yerine tüm talepleri içeren üretim planlamasının yapılması, hatta mevcut üretimin artırılması sorunun gerçek çözümü olacaktır. 
Özetle, ihracat kotasını sonlandırmak ülke itibarı, ihracatçının sürekliliği ve daha da önemlisi vatandaşın daha ucuz protein kaynaklarına erişmesine imkan verecektir.

Ticaretin genel kuralı olan Arz-Talep dengesi gözetilmeden Beyaz et İhracat kısıtlaması kararı sonrası hem üretici, ihracatçı hem de nihai tüketici mağdur durumda. 

Kırmızı ete gelen zamların ardından vatandaş beyaz ete yönelirken tavuk eti fiyatlarına yıllık bazda yüzde 220’yi aşan zam geldi.

5 TL'lik madeni para tedavüle çıkıyor 5 TL'lik madeni para tedavüle çıkıyor

Son dönemde fiyatlarıyla tartışma konusu olan beyaz ete Ticaret Bakanlığı tarafından ihracat kısıtlaması getirilmişti. Tavuk eti ihracatı, 1 Mayıs’tan 31 Aralık’a kadar aylık azami 10 bin ton, toplamda ise yıl sonuna kadar 80 bin ton olacak şekilde sınırlandırıldı. Getirilen kısıtlamanın ihracatı nasıl etkilediğini belirten birlik temsilcileri, “Beyaz ete gelen kısıtlama, ihracatı olumsuz etkiledi. İhracatımızın 4’te biri azaldı” dedi. Sektör temsilcileri ise tavuk eti fiyatlarında yılın ikinci yarısında yüzde 20 artış beklediklerini dile getirdi.


“Fiyatların artmasından üreticiler sorumlu değil”

Fiyat artışlarıyla gündeme gelen beyaz et ile değerlendirmede bulunan yetkili, beyaz et üreticilerinin fiyat artışının 2023 yılında yüzde 50, 2 seviyesinde olduğunu, bu rakamın Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı yüzde 65 enflasyonun yüzde 15 altında kaldığına dikkati çekti.  “Geçmişte nihai tüketicinin alacağı beyaz etin fiyatını beyaz et üreticileri belirliyordu. Rekabet Kurulu kararıyla bu piyasa aktörlerinin eline bırakıldı. Beyaz et üreticilerinin 2023 yılındaki fiyat artışı yüzde 50,2’de kaldı. Tüketici daha pahalıya beyaz et tükettiyse bunun sorumlusu beyaz et üreticileri değil” diye konuştu.


“Biz ürettiğimiz takdirde fiyatlar daha dengeli oluşur”

İç piyasada gıda ürünlerinde fiyatların enflasyonun altında kalmasının yolunun üretimden geçtiğine dile getiren yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü; “Biz ürettiğimiz takdirde fiyatlar daha dengeli oluşur.

Biz üretmek yerine ithalata yönelirsek, ithal ettiğimiz ülkelerin enflasyonunu da satın almış oluyoruz. Bizim işçimizin istihdamı yerine yabancı işçinin istihdamına katkı sağlamış oluyoruz. İthalat yaptığımız zaman sadece ürün ithal etmiş olmuyoruz, onun sorunlarını da ithal etmiş oluyoruz. Biz, uzun soluklu sözleşmeler yapabileceğimiz, sözleşme yaparken ‘Bu ihraç ettiğimiz ürünü yükleyebilir miyiz?’ diye endişe duymadığımız serbest piyasa kurallarının tam işlediği, üreticilerimizin ürettiği ürünlerin sigortasının ihracat olduğunu peşin olarak kabul eden bir anlayışla sürdürülebilir bir ihracat yapabileceğimize inanıyoruz.”

Tavuk eti üretiminde %15-20 azalma

İhracata getirilen kısıtlamanın, belli bir oranda mal gidişini azalttığını vurgulayan Kanatlı Eti Üreticileri Birliği Sözcüsü , “Üretici satamayacağı malı üretmez. Dolayısıyla bu bizi de etkiliyor. Önceden hayvanları 45 günde büyütüp 15 gün ara veriyorduk. Şimdi ara verdiğimiz günler 20-25 günlere çıktı. Yakında bu 30-45 günlere kadar çıkacak.

Bu bize mali kayıp olarak yansıyor. Üretimimiz geçen seneye göre yüzde 15-20 azaldı. Kısıtlama kararından sonra daha da azalacak. Şu anki üreticideki fiyatlar çok kötü değil. Ama iyi fiyatlarında olduğunu söyleyemeyiz. Entegreler, üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 10’unu veriyorlar. Şu an maliyetlerimizde çok artış yok. Personel giderleri biraz arttı. Yılın ikinci yarısından sonra fiyatlarda artış bekliyoruz. En az yüzde 20 artış beklentimiz var” dedi.