banner29

Türkiye’ye göç eden beyaz Ruslar

1918 Rus İç Savaşı sonrasında Rus İmparatorluğu’ndan kaçan Beyaz Rusların Türkiye’ye göçünün 100. yıldönümü için yapılan konferans, İstanbul Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sputnik’e konuşan Prof. Dr. Türkan Olcay ve Türk-Rus Platformu Genel Sekreteri Ender Arat, göçün Türkiye'ye etkisini anlattı.

DÜNYA 13.12.2021, 11:58 13.12.2021, 12:00
Türkiye’ye göç eden beyaz Ruslar

Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarından biri olarak, 7 Kasım 1917 tarihinde Petrograd'ta (şimdiki St. Petersburg) başlayan silahlı ayaklanmanın Ekim Devrimi’ne dönüşmesiyle, ‘Beyaz göçmenler’ olarak da anılan, dönemin siyasi ortamına muhalif Rus zümreleri, iç savaşın ardından 151 gemi ile birlikte İstanbul’a sığındı.

Yurtlarından kaçmak zorunda kalan Beyaz Ruslar, o dönemde emperyalist güçler tarafından işgal altında olan Anadolu’yu kendilerine yeni bir yurt olarak görerek, başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi’nin çeşitli yerlerine yerleşti.

Türkiye'de kaldıkları dönemde cumhuriyetin kurulmasına da tanıklık eden Rus göçmenler, Cumhuriyet tarihinde birçok alanda sosyal hayata ve yaşama öncülük ederek yeni kurulan ülkenin entelektüel havuzuna katkıda bulundu.

Göçmenlerin izlerini hala çevremizde görmeye devam ederken, göçün 100. yılı için düzenlenen ve İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Topsakal’ın da katıldığı konferansta; profesörler, araştırma görevlileri, tarihçiler, Türkiye’de yaşayan Rus göçmenlerin torunları, diaspora temsilcileri ve Türkiye’de okuyan Rus üniversite öğrencileri bir araya geldi.

Açılış konuşmasını Rusya’nın İstanbul Başkonsolosu Andrey Buravov’un üstlendiği etkinliğin konuşmacılarından, Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi Prof. Dr. Türkan Olcay ve Türk-Rus Platformu Genel Sekreteri Ender Arat, Beyaz Rus göçmenlerin Türkiye’ye etkisini konunun tüm perspektifleriyle birlikte Sputnik’e değerlendirdi.

‘İstanbul'un nüfusu o dönemde 800 bindi, 200 bin de Rus göç ile geldi, şehrin nüfusu yüzde 30 arttı’

Bu göçün yapıldığında İstanbul’un işgal altında olduğuna dikkat çeken Arat, dönemin İstanbul’unda durumun ne olduğunu anlatarak, “İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar tarafından işgal edilmişti. Bu arada Balkanlardan harekete geçen 5 milyon insan da göç etmişti. Bunların çoğu istanbul'daydı. Üstelik İstanbul’da iki tane de yangın çıkmıştı; Fatih’te ve Balat'ta. İstanbul'un nüfusu o dönemde 800 bindi. 200 bin de Rus göç ile geldi. Bir gecede düşünün 115 tane gemi ile geldiler. Fransızlar bu gemilere el koymak karşılığında göçmenleri taşıdılar.140 bin asker, 60 bin sivil geldi. İlk gelenler asilzadelerdi ve onların paraları vardı. Istanbul'da lüks otellerde kaldılar. Tabi onlar çabuk döndüler, Paris'e Roma'ya gittiler. İkinci gelenler avamlar, sivil insanlar. En son gelen ise askerlerdi” dedi.

Ruslar, İstanbul'a göç ettiklerinde şehrin nüfusunun yüzde 30 arttığının altını çizen Olcay ise “Gelenler de çok hızlı bir şekilde Galata ve Beyoğlu civarında mesken edinirler. Ama gelen 150 bin kişinin 60 bini 3 farklı kamplara yönlendirilir. Bunlar da; Gelibolu, Çatalca ve Limni adasıdır. Daha hemen ilk günden 32 bin kişi Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan gibi ülkelere gönderilmiş. İstanbul'da geriye 70 bin civarında göçmen kalıyor. Onların büyük bir kısmı da Selimiye'ye, Florya’ya, Tuzla'daki kampa gönderiliyor. Ayrıca Büyükada ve diğer adalara da yerleştiriliyorlar” dedi.

Göçün Türk toplumuna etkisi ne oldu?

Beyaz Rusların, Türkiye’de birçok kültür sanat faaliyetine öncülük ettiğini ve pek çok öğrenci yetiştirerek sürdürülebilir bir anlayışın oluşmasına da katkı sağladıklarını belirten Arat şu şekilde konuştu:
‘Türkiye’ye baleyi getirdiler, Atatürk'e hizmet etmiş restoranlar açtılar’
“O zamanlar İstanbul'da bale yoktu. Baleyi Lydia Arzumanova (Leyla Arzuman) getirdi. Herkes Türkiye de zanneder ki baleyi Ankara’da 1938-40’larda Ninette de Valois kurdu. Halbuki Arzumanova gelip burada belediyede bir şeyler yapıyor. Bunun topluma bir etkisi var. Hali vakti iyi olan aileler çocuklarını belediyeye bale yapmaya gönderdiler. Sabancı Müzesi’nin müdiresi Nazan Ölçer, zamanında orada bale yapanlardan biriydi. Bu göçün topluma olan etkisinin devamına bakarsak; Restoranlar açtılar. Tabii gastronomiye de bir etkisi var. Bir pastane sabaha kadar açık. O dönemde istanbul'da sabaha kadar açık pastane yok. Rejans restoran da Rus yemekleri servis eden bir yer olarak hala açık kalanlardan biri. İstanbul’da Karpiç Lokantası, Süreyya Restoran; bunlar Atatürk'e hizmet etmiş restoranlardır. Bugün eğer Moda Kulübü’ne giderseniz, Süreyya’nın menüsünün olduğunu görürsünüz. Rus yemekleri bugün de hala servisteler. Bunun da topluma etkisi var. Benim belgeselimde de Ruslar daha çok kendilerini anlatıyorlar ama Tükleşmiş olan Ruslar var, burada kalmış olanlar var.”

Ayasofya’nın mozaiklerini restore eden Rus ressamdan, Türk vatandaşı olan sanatkarlara Göç ettikten çok kısa bir zaman sonra işyerlerini açıklarını belirten Olcay, “Aklınıza gelebilecek tüm mağazalar; kendi fırınları, kasapları, çamaşırhaneleri, avukat büroları, dişçi, doktor muayenehaneleri gibi yüzlerce işletme açıyorlar. Bununla birlikte restoranlar, kabareler, kafeteryalar açıldı.Tüm bunlar sosyal hayatta izler bıraktı. Daha sonra da zaten kültürel hayata bir etki başladı. Bunların ilki de 9 Ekim 1920’de açılan ilk sergidir. Akabinde de 1921 yılının Ocak ayında Rus ressamlar kendi birliğini kurdu. Bursa Sokağı 40 numarada Mayak adında bir kulüpte sergilerini düzenlediler. Orada 7 tane sergi yaptıktan sonra bir atölye daha açtılar. Bu doğrudan güzel sanatlara olan etkileri. O ressamlardan 4 kişi kalıyor burada, bunlar çok önemli ressamlar. Bir tanesi Nikolas Kluge’dir. Belki de adını bizim ülkemizde kimse bilmiyordur ama o burada kalmayı seçiyor, Türk vatandaşı oluyor ve 1932’den ölümüne kadar Ayasofya’nın bütün mozaiklerini Thomas Whittemore ile birlikte restore ediyor. Burada kalıp burada da ölüyor zaten. Başka bir ressam da Nikolay Kalmikoff. Türk vatandaşı olarak ismini Naci Kalmukoğlu diye değiştirdi. İbrahim Safi de aynı şekilde. 1930’lara geldiğimizde burada 1400 entelektüel kişi kaldı. Sanatla birlikte başka mesleklere de katkıları oldu. Mesela mühendislik alanında da bu insanların dokunuşlarını görüyoruz” dedi.
‘Mozart’ın Requiem’ini İstanbul’da ilk kez Rus kardeşler dinletti’

Bütün restoranlarda ve eğlence yerlerinde Ruslardan oluşan orkestraların sahne aldığını söyleyen Olcay, “3 dalga halinde göç ettiklerinde 19 Ocak, 20 Şubat ve en büyük dalganın olduğu 1919 Kasım ayında ilk kaptıkları şeyler enstrümanlarıymış. Onun için iş bulmak çok daha kolay oluyor. Oradaki entelektüel ailelerde herkes bir enstrüman çalabiliyormuş ama onun dışında St. Petersburg, Tiflis, Moskova konservatuarlarından mezun insanlarla, orkestra şefleri, profesörler geldi buraya. Mozart’ın Requiem’ini İstanbul’da ilk kez Rus kardeşler dinletti. Rus profesörler profesyonel müzisyenlerin yetiştirilmesine ve müziğin tanınmasına da çok büyük katkı sağlamış oldular” açıklamasında bulundu.

‘Kısa saç modasını ve plaj kültürünü Beyaz Ruslar başlattı’

O zamanlar Türk kadınlarında uzun saçın moda olduğunu hatırlatan Arat, “Ama Ruslar kısa saçla geliyorlar Türkiye'ye, temizlik problemleri de olduğu için burada daha da kısaltıyorlar saçlarını. Ve bu İstanbul sosyetesinin de moda oluyor. Ayrıca bir plaj kültürü geliyor. O dönemde kadınlar kapalı yerlerde suya girerlermiş. Halbuki Ruslar Ataköy gibi açık yerlerde denize girmişler” ifadelerini kullandı.
‘İşgalciler Rusların ordularını Atatürk'e karşı kullanmak istediklerinde Ruslar bunu kabul etmiyor’
Arat “İşgal sırasında olan Osmanlı’da İstanbul halkı, Ruslara kucak açıyor. Bunu Ruslar da anlayışla karşılıyorlar ve Fransızlar, özellikle de İngilizler, Rusların ordularını Atatürk'e karşı kullanmak istediklerinde Ruslar bunu kabul etmiyor. Aslında burada enteresan bir durum var. Atatürk ‘Kızıllarla’ işbirliği yapıyor ama Türkiye'de yaşayan Ruslar oldukları yere minnet duymaya devam etmişler” diye konuştu.

Ali Şahin

Yorumlar (0)
0
hafif kar yağışlı
Günün Anketi Tümü
Sitemizden memnun musunuz?
Sitemizden memnun musunuz?
Namaz Vakti 18 Ocak 2022
İmsak 06:11
Güneş 07:35
Öğle 12:46
İkindi 15:24
Akşam 17:47
Yatsı 19:06
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 20 39
3. Hatayspor 21 35
4. Başakşehir 20 34
5. Adana Demirspor 21 34
6. Fenerbahçe 21 33
7. Beşiktaş 21 32
8. Alanyaspor 21 32
9. Gaziantep FK 21 31
10. Sivasspor 21 30
11. Karagümrük 21 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Adanaspor 20 32
8. Samsunspor 19 30
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 22 43
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 20 28
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 20 34
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 20 17
19. Cadiz 20 14
20. Levante 20 11