Toplantının açılışında konuşan GTO Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, bölgemizin zor bir süreçten geçtiğini söyleyerek “ABD-İsrail-İran savaşı yalnızca bölgemizi değil bütün dünyayı ilgilendiriyor. Savaşın ekonomik etkileri gözle görülür bir şekilde hissediliyor. Pandemi ve depremin etkileri henüz atlatılamamışken şimdi de tüm bölgeyi ve dünyayı etkileyen savaşla karşı karşıyayız. Zor bir süreçten geçiyoruz. Temennimiz bir an önce ateşkesin sağlanıp, savaşın sona erdirilmesi.” ifadelerini kullandı.
Yıldırım: Gaziantep bu savaş sürecinin en hassas şehirlerinden biridir
Meclis toplantısında GTO’nun mart ayı faaliyetleri hakkında Meclis üyelerini bilgilendirip ekonomik gündemi ve ABD-İsrail- İran savaşını değerlendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, bu savaşın klasik bir çatışmadan öte enerji, su ve ticaret güvenliğini aynı anda tehdit eden çok katmanlı bir krize dönüştüğünü söyleyerek “Savaşın etkilerini görmeye başladık. Durgunluk net bir şekilde hissediliyor. Pandemi döneminde olduğu gibi kısa çalışma ödeneğinin tekrar gündeme alınması gerekli.” dedi.
Yıldırım, “Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksama, dünya enerji ticaretinin yaklaşık %20’sini etkilemektedir. Dünya ekonomisi artık çok net bir denklemle karşı karşıyadır: yüksek maliyet – düşük büyüme. Yani önümüzdeki dönemin riski sadece enflasyon değil, stagflasyondur. Avrupa ülkeleri, enerji bağımlılıkları nedeniyle daha temkinli ve dengeleyici bir politika izlerken, NATO doğrudan sahaya inmekten ziyade caydırıcılık ve kontrol stratejisi ile süreci yönetmektedir.” dedi.
Bu savaşın Türkiye’yi ve Gaziantep’i de yakından ilgilendirdiğini vurgulayan Yıldırım, “10 milyar doları aşan ihracatımızın %40’tan fazlasını Ortadoğu ve çevre pazarlara gerçekleştiriyoruz. Yani bu coğrafyada yaşanan her gelişme, Gaziantep ekonomisine doğrudan yansır. Bugün sahada gördüğümüz tablo nettir: Hammadde ve navlun maliyetleri artmış, teslim süreleri ciddi şekilde uzamıştır. Öte yandan tam da turizm sezonuna girerken, bölgemizin “riskli bölge” olarak algılanması, hizmet sektörümüz açısından da ayrı bir tehdit oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu.
Yıldırım: Belediyelerin görevi ticari işletmeler açmak değildir
Meclis toplantısında belediyeler tarafından gerçekleştirilen ticari girişimlerle ilgili değerlendirmelerde de bulunan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, belediyelerin ticari faaliyet yürütmesinin doğru olmadığını vurgulayarak Gaziantep’in baklava ile özdeşleşmiş bir şehir olduğunu, bu alanda faaliyet gösteren işletmelerin hem şehrin tanıtımına katkı sunduğunu hem de ciddi bir istihdam oluşturduğunu ifade etti.
Yıldırım, “Baklava bu şehrin alametifarikasıdır. Bu şehirde 275 liradan 2 bin liraya kadar baklava var. Bu çeşitlilik piyasanın doğasında var. Ancak bizim asıl itirazımız, belediyelerin ticaretin içine girerek özel sektörle rekabet etmesinedir. Belediyelerin görevi baklavacılık yapmak, ticari işletmeler açmak değil; düzenlemek, denetlemek ve desteklemektir. Herkes kendi işini yapmalıdır.” dedi.
Yıldırım: Herkes karavan alsın yol kenarında satış yapsın
Kamu gücü kullanılarak yapılan ticari faaliyetlerin adil rekabet ortamını bozduğunu dile getiren Yıldırım, “Benim üyem yüksek kira ödüyor, vergi veriyor, istihdam sağlıyor. Siz kamu gücünü arkanıza alıp aynı işi yaparsanız bu rekabet olmaz. Karavanda baklava satışıyla esnafın karşısına çıkmak doğru değildir. O zaman herkes karavan alsın, yol kenarında satış yapsın. Buna izin verilecek mi? Belediyeler sosyal destek amacıyla projeler geliştirebilir ancak bu doğrudan ticari faaliyet şeklinde olmamalı. Gönül isterdi ki dar gelirli vatandaşlarımızın baklavaya erişimini artıracak destek modelleri geliştirilmiş olsun. Bu kimseyi incitmez, kimseyi hedef göstermez. Ancak mevcut yaklaşım, sektör temsilcilerini hedef haline getirmektedir.” ifadelerini kullandı.
Yıldırım: Gaziantep 5’ten de makamlardan da büyüktür
Baklava sektörünün binlerce kişiye istihdam sağladığını hatırlatan Yıldırım, “Adı geçen işletmelerin yanında binden fazla çalışan var. Bu sektör bir bütün… Bu yapının 5 büyükler gibi yanlış bir ifadeyle hedef gösterilmesi doğru değildir. Herkes bilsin ki bu şehir elbette 5’ten de makamlardan da büyüktür. Bu şehirde üretim yapan, binlerce kişiye istihdam sağlayan, 100 yıllık 150 yıllık tırnağıyla kazıya kazıya marka değeri oluşturan hiçbir üyemizin, hiçbir firmamızın hedefe konulmasını asla tasvip etmiyoruz. Aksine onlara şehre kattıkları değerler için teşekkür ediyoruz. İlginç bir şekilde başka hiçbir şehirde görmeyeceğiniz bir yıpratma süreci yaşıyoruz. Özel sektörü yıpratma süreci…” dedi.
Yıldırım: Biz basiretli ve vicdanlı ticaretin tarafındayız
Fahiş fiyat artışlarına da değinen Yıldırım, bu konuda net bir duruş sergilediklerini belirterek, “Biz basiretli ve vicdanlı ticaretin tarafındayız. Kim fırsatçılık yapıyorsa, bayram öncesi fiyatları keyfi şekilde artırıyorsa onun da karşısındayız. Gerekli denetimler yapılmalı, kim yanlış yapıyorsa bedelini ödemelidir. Gaziantep Ticaret Odasının tarafı Gaziantep’tir. Üyelerimizdir. Türkiye Cumhuriyeti’dir. Yanlışı kim yaparsa yapsın karşısında oluruz. Ama doğru yapanı da sonuna kadar savunuruz.” dedi.
Yıldırım: Kendi ticari işletmelerini açsınlar ilk müşterileri ben olacağım
Konuşmasının sonunda da çağrıda bulunan Yıldırım, “Ticaret yapılacaksa kâr da zarar da o işi yapanın olmalı. Kamu kaynaklarıyla özel sektörle rekabet edilmesini doğru bulmuyoruz. Şehrin hukukunu korumak hepimizin sorumluluğudur. Kamu kaynaklarını kullanmadan kendi şahısları adına açacakları ticari işletmelerde ilk müşterileri ben olacağım. Hatta Odamıza üyelik işlemlerinin de tüm masraflarını ben karşılayacağım.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.




