Ankara'nın kalabalık ve hareketli caddelerinden biri, Kızılay'daki İzmir Caddesi'dir. İzmir Caddesi, GMK Bulvarı ile bölünür, 1 ve 2 diye ayrılır.

Caddenin İzmir'i çağrıştıran bir yanı olduğunu düşünmeyin. Göremezsiniz. Ne kumru ne boyoz ne İzmir söğüş... İzmir lokması satan yer bile yok.

Ben sizleri İzmir Caddesi 1'e götüreceğim. Caddeye girişte ilk hissedeceğiniz koku, simit kokusudur. Çünkü Kızılay'ın en çok simit satılan ve simit tüketilen mekânıdır.

Whatsapp Image 2026 02 04 At 20.20.22 (1)

Ankara simidi, coğrafi işaretli özel lezzet; çıtır çıtır, yoğun üzüm pekmezli, kavruk susamlı. Ona da İzmirliler gibi kimse gevrek demiyor.

Sözün özü, İzmir Caddesi'nde İzmir'den bir esinti hissedemezsiniz.

İzmir Caddesi 1, yıllardır emeklilerin buluşma yeri. Yazın güneşten, bahar ve kış aylarında yağıştan koruyacak bir gölgelik, bir kameriye yokluğuna rağmen, emeklilerin gözde mekânı olmayı sürdürüyor.

Whatsapp Image 2026 02 04 At 20.20.22 (2)

Cadde boyunca belirli aralıklarla sıralanan banklarda oturanların büyük bölümü emekliler.

Bir ayakkabı mağazasına komşu olan ve güzel çayıyla bilinen çay ocağını hariç tutarsak, kafe-büfelerin müşterileri arasında emekliler pek olmuyor.

Emekli için bir bardak çaya 40-60 lira ödemek ağır geliyor. Emekli ne yapsın? Bankta oturmaktan başka çaresi var mı?

Su Perisi

Havalar iyiyse, kar veya yağmur yoksa Su Perisi Havuzu'nun yakınındaki ahşap oturaklar ve çevredeki banklar erkenden doluyor. Cadde iki yönlü yeni düzenlendi. Ama güzel olmadı. Peyzaj başta, oturakların biçimi ve konumları hoş değil. İzmir2 berbat durumda.

İzmir 1'in müdavimleri sadece emekliler değil. Daha önce girişte ve Ülkealan Pasajı'nın önündeki alanda toplaşan güvercinler, son düzenleme ile mekân değiştirdiler. Su Perisi Havuzu'nun çevresine göç ettiler.

İzmir Caddesi'nde iki yerde uzun kuyruk var. İkisi de simit kuyruğu. Kuyruğun nedeni, simidin diğer yerlerden 5 lira ucuza satılması. Simit 15 lira yazıları çok büyük ve çok sayıda. Emeklilerin, eğer sigara içmiyorsa, tek harcaması simit için ödedikleri para diyebiliriz.

Bir iş yeri simitleri fırından çıkar çıkmaz bir tablaya istifleyip büfenin önüne çıkartıyor. Bol susamlı, karamelize sıcak simit kokusu çevreye yayılıyor.

Whatsapp Image 2026 02 04 At 20.20.21

Güvercinlerin atılan bir avuç yeme üşüştükleri gibi, daha çok yaşlılardan oluşan kalabalık, bir anda simit tablasının etrafını kuşatıyor. 150-200 kadar simit beş dakika içinde kapışılıyor.

Emeklileri güvercine benzettiğimi düşünmeyin. Güvercinler daha mı şanslı? Onlara simit, yem, su bedava.

Diğer simitçinin önünde ise uzun kuyruk oluşuyor. Fırından çıkan simitler kuyruktaki müşterilere kâğıda sarılıp veriliyor. Tek simit almak için bile bazen 15-20 dakika kadar beklemek gerekiyor.

Bugünün emeklileri dünün gençleriydi. Umut doluydular. Mesut düşler kurmuşlar, iş bulup çalışmışlar, eş bulup evlenmişlerdi.

Hayat, çabucak geçiyor. Bir gün emeklilik kapıyı çalıyor. Artık tatlı düşler yok, gerçekler var. Geçim derdi hep vardı. Şimdi iyice arttı. Simit parası bile hesaplanır oldu.

Yaşamımıza da karışamazlar ya!

Emeklilerin neler konuştuklarını bir bilseniz... Bir konudan girip bir başka konudan çıkıyorlar. Hangi konuyu konuşuyor olurlarsa olsunlar, söz dönüp dolaşıp emekli maaşları ile hayat pahalılığına geliyor. Bu iki ciddi konu, sağlık sorunlarını bile solladı.

Bir emekli, yanındakine yüksek sesle, adeta bağırırcasına "Yaşamımıza da karışamazlar ya!" diyor. Bu sözün sohbetin hangi noktasından çıktığını ve kim hedef alınarak söylendiğini duymadım. Ama tahmin ediyorum.

Diğeri karşılık veriyor:

-Nasıl karışamazlar? Simit kuyruğu neden var? Neden simit kuyruğuna giriyoruz? Çiçek Lokantası'nda, Aspava'da, Hosta'da karnını doyurmak istemez misin? Emekli maaşları biz emeklilerin yaşam şeklini belirliyor. Zor bir yaşam. Temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorsun.

"Yaşamımıza da karışamazlar ya!" diyenin sesi bu kez alçak perdeden ve hüzünlü çıkıyor:

-Ben böyle düşünmemiştim. Ayda bir hadi olmadı üç ayda bir Göksu'ya otursam, zeytinyağlılarla masayı dontsan.Ya da Karadeniz Lokantası'ndan sevdiğim yemeği yiyebilsem. Rumeli'ye gitmeyeli beş yılı geçti. Kelle paça olmuş 500 lira. Ayva tatlısı, ekmek, su en az bin lira.

Arkadaşı sözü ağzından alıyor:

-Yaşlı olunca hevesler ölmüyor. İhtiyaçlar azalmıyor. Hevesimizi, şevkimizi hatta keyfimizi kaçıran şey imkânsızlık, yani parasızlık.

Yaşam Kıvancı

Bunları konuşan iki yaşlının hayattan bıktığını sanmıyorum. Hatta yaşam kıvancıyla dolular.

Yaşamanın sevincini kaybetmeyen insanları sözlerinden, gözlerinden hatta yürüyüşlerinden tanırım.

Gözleri ışıl ışılsa, konuşması yormuyorsa, yürüyüşü kostaksa o insan yaşam kıvancıyla doludur. Onların gözleri güzel bakar, her şeyi güzel görür. Yaşam sevinci olmayan biri Kızılay'a iner mi? Kalabalığa, gürültüye, insan seline dalar mı?

Whatsapp Image 2026 02 04 At 20.20.22 (3)

Yeter ki kalpte yaşam sevinci, yaşam sevgisi olsun. O zaman öfke bile yumuşar, keyifler yerine gelir. Ah, bir de insan gibi yaşayacak, temel ihtiyaçları karşılayacak kadar para olsa. Yürek sıkışmayacak, yüzler daha bir gülecek. Bir pastane ya da kafede oturabilseler fena mı?

İnsanları seyretmek, konuşmalarına kulak misafiri olmak ilginç bir duygu. Tanımadığın kişilerin sohbeti, onların yaşamı hakkında ipucu veriyor. Birilerinin özel hayatına burun sokmak değil bu.

Onların sıkıntılarını görmezden duymazdan gelmiyorum. Yaptığım göz misafirliği değil. Daha farklı. Belki tecessüs. Önce gördüğüme dikkat kesiliyorum, sonra gönlümden geçenlere kulak veriyorum. Sohbet keyifliyse, sohbet yapanlar gülebiliyorsa bu hâl bana da bulaşıyor. Minnet duygusuyla dolu olmak, yüzü gülmek, gerginlikten uzak durmak gibisi yok.

Rakamlar ve Emekliler

Bir ince dilim pastırma 50 lira, bir kilo kıyma 700 lira, bir kilo hamsi 300 lira. Ramazan pidesi 250 gram için 25 lira. BES Araştırma Merkezi’nin güncel raporuna göre, sağlıklı beslenmenin günlük maliyeti 1.343 lira.

Sokağa çıkmayan emeklilerden kimin haberi var?

Sokağa çıkamayan emeklilerden kimin haberi var?

Soğuk ve ışıksız odalarda oturan emeklilerden kimin haberi var?

Ev kirası ödeyememe paniği yaşayan emeklilerden kimin haberi var?

Bir başına yaşayan, kapısı çalınmayan emeklilerden kimin haberi var?

Hayattan bıkmış emeklilerden kimin haberi var?

Kenar semtlerdeki otellerin rutubetli odalarında yaşayan emeklilerden kimin haberi var?

İleri yaşına rağmen çalışmak zorunda kalan emeklilerden kimin haberi var?

Geçinebilmek için iş arayan emeklilerden kimin haberi var?

Yirmili yaşlarda değiller ki sevinmek sebepsiz olsun. Yaşlı kişi, sevinmek için sebep arar, onun sevinmesi sebebe bağlıdır. Emekli sevinmezse kim sevinir? Emekli kendi sevinmezse başkasını nasıl sevindirir?

Zevk Yorgunluğu

Güvercinler çok şanslı. Sabahtan akşama kadar yem yiyorlar. Hiçbiri uzağa uçmuyor. Kargalar gibi toplaşıp toplaşıp şehrin üstünde tur atmıyorlar. Uçmaya bile üşeniyorlar. Çok çok tellere, heykelin tepesine tünekliyorlar. Martılar gibi döğüşçü, yırtıcı, gürültücü değiller. Güvercinin barışın sembolü olması boşuna değil. Güvercin hem barış hem muştu.

Eğer yorgun bir güvercin görürseniz bilin ki o gün dişisine çok kur yapmıştır. Anlayacağınız onlar zevk yorgunudur.

Yaşlı insanların bedensel ve ruhsal rahatsızlıklarının üstüne geçim derdini yükleyenler, yaşam sevincini törpüleyenler, keyiflerini kaçıranlar, kara kara düşündürenler yok mu? İki elim yakanızda. Hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum.

Çalışırken sıkıntı, emekliyken katmerli sıkıntı. Bu nasıl bir ceza? Dünyada cehennem azabı gibi bir şey.

Umberto Eco, "Ne yani; böylesi korkunç bir dünyanın, bir de cehennemi mi var? " diye sorarken kimbilir aklından neler geçiyordu?

Haydi Empati Yapalım!

Hz. Ömer'e atfedilen bir söz vardır: Dağlara buğdaylar serpin. Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler.

Ramazan ayına sayılı günler kaldı. Semavi dinler, can sahibi her varlığa yapılan iyiliğe sevap olduğunu söyler. Emekliler can sahibidir. İyilik, iyi olma halidir.

Var mısınız, empati yapmaya, emeklinin maaşlarıyla yaşadıklarını sadece bir ay deneyimlemeye?

Korkmayın, ölünceye kadar değil, sadece Ramazan ayı boyunca emeklinin para derdiyle dertleneceksiniz. Sözde değil, yaşam biçimiyle, gelir düzeyiyle. Bu çağrım emeklilerin derdini diline dolayan herkese. Siyasetçiler üzerine alınsın diyerek bir kenara çekilemezsiniz.

Korkmayın, yine evlerinizde oturacaksınız, iş yerlerinizin başında olacaksınız, malınız, mülkünüz elinizden çıkmayacak.

Ramazan boyunca harcama limitiniz, en düşük emekli maaşının iki buçuk katıyla sınırlanacak. Yani 50 bin lira. Oruç, "fakirin halinden anlamak içindir" diye kolaycılığa kaçanlara sesleniyorum.

Var mısınız, sadece Ramazan süresince en düşük emekli maaşının iki buçuk katından fazla para harcamamaya. Ramazan'dan bana ne diyenler! Sizler de yaz mevsiminin bir ayını seçebilirsiniz, emeklilerle empati yapabilmek adına.

Emeklilerin iyi olma taleplerine kulak verilsin. Gelişmiş bir ülkede emekliler sıkıntıda demesinler. Adaletsizliğin en çirkin hali, yoksullukta eşitliktir.

Sadi Şirazi'nin "Nobahari" ezgisiyle bilinen şiirinin meşhur dizelerini hatırlamanın vaktidir: İranlı yönetmen, senarist ve fotoğrafçı Abbas Kiyarüstemi'nin hastanede ölümünden birkaç saat öce dinlediği hüzünlü şarkının nakaratı şöyle:

Bir ömür daha lazım ölümümüzden sonra.

Çünkü bu ömrümüzü,

Sadece umutlanmakla geçirdik.