Çanakkale savaşının en kanlı günleriydi. Her gün vatan toprağı için binlerce şehit ve yaralı veriyorduk. Cephede olduğu kadar cephe gerisinde de tarifsiz acılar yaşanıyordu.
Doktorlar, hemşireler, sedyeciler, canlarını dişlerine takmış, gece gündüz yaralı askerlerimizi tedavi etmeye çalışıyorlardı.
İlaç sıkıntısı had saffada idi, özellikle morfin o kadar azalmıştı ki, sadece yaşama umudu olan yaralılara verilmeye başlanmıştı. Acıdan bağırmalar, inlemeler, çığlıklar yürekleri parçalıyordu.
Düşmanın top atışları ile saldırıya geçtigi, ağır kayıplar verdigimiz bir günde, sedyeciler yaralı askerlerimizi Sahra hastanesine taşımaya başladılar.

Doktor yaralıya bakıyor, yaşama umudu olana morfin verin diyor umutsuz gördüğüne kaldırın diyordu. Sedyeci yeni bir yaralı askeri, doktorun önüne koydu. Bacağı kopmuş bağırsakları dışarda idi. Kaldırın dedi.. Yaralı asker inleyerek "Baba" dedi. "Baba..". Herkes dondu diğer doktorlar, hemşireler. Doktor Tarık Nusret yaralı askerin yüzüne baktı; oğlu Ali. "Oğlum" dedi yüzünü sildi, dudaklarına su damlattı... Döndü sedyeciye bunu gölge bir yere kaldırın.

Biraz sonra koşarak yaralıların yanına gitti, hepsi şehit olmuştu. Ali'yi buldu, alnından öptü "affet beni oğlum, o morfin senin hakkın değildi sana veremezdim..."
Bu vatan yaralı oğluna dahi hakkı değildir diye bir morfini vermeyen, Doktor Tarık Nusret'lerin yüzü suyu hürmetine kuruldu.
Dr. Tarık Nusret’in fotoğrafını ve hikayesini devletin her kurumuna asmak lazım ki, eğer oğluna, kızına, akrabasına, çevresine iltimas geçmek isteyen her kamu görevlisi Dr. Tarık Nusret’in gözlerinin içine baksın... Belki utanır, belki ar duyar, belki vicdanı sızlar...
Ali K Şahin