Emeklinin aylığını ödeyen, sağlık giderlerini karşılayan Türkiye’nin en büyük kurumlarının başında gelen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2002 yılından bu yana ilk kez geçen yıl açık vermedi, hatta 35. 7 milyar lira fazla verdi.

SGK verilerine göre 2025 yılında kurumun toplam gelirleri yüzde 41.3 oranında artarken, toplam giderleri yüzde 40.6 oranında arttı. Geçen yıl emekli aylık ödemeleri yüzde 41.5 atarken, sağlık giderleri ise yüzde 38 oranında arttı. Bu rakamlara göre SGK 2025 yılında fazla verdi. Bir zamanlar bütçesi büyük açık veren, “Kara delik” olarak nitelendirilen SGK’nın zarar etmeyip, artıya geçmesi sevindirici.

SGK’nın artıya geçmesinin temel nedeni 17 milyonu aşkın emekli, dul ve yetim aylıklarına yapılan zamların çok düşük tutulmasıdır. Şöyle ki, emekliye verilen para kısıtlanınca devlet tarafından yapılan transferler de düşük kalıyor ve açık finansmanına ihtiyaç kalmıyor. Emekli aylığına çok düşük zam yapılıp giderler azalınca, prim gelirlileri de artınca doğal olarak “Kara delik” diye tanımlanan sorun ortadan kalkıyor. Kurum bütçesinden emekli aylıklarına ayrılan pay düştü, aylık bağlama oranları yüzde 30’lara kadar geriledi. Hal böyle olunca giderleri ciddi şekilde azalan SGK borçtan kurtuldu, emekli, dul ve yetim yoksulluktan kurtulamadı. Emekli yoksullaşırken, pastadan daha az pay alırken SGK en parlak dönemlerinden birini yaşıyor.

2002 yılında bir memur emeklisinin aldığı en düşük aylık, kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 82’sinden fazlaydı. 2025 yılında bu oran yüzde 32’ye düştü. 2002 yılında bir işçi emeklisinin aldığı en düşük aylık, kişi başına GSYH’nin yüzde 56’sından fazlaydı. 2025 yılında yüzde 28.5’e düştü. Veriler, altın çağını yaşayan SGK’nın neden kar ettiğini ortaya koyuyor.

SGK’nın temel amacının emekliyi refah içinde yaşayacak bir aylık vermek olmasına rağmen, siyasi tercihlerinden dolayı emekli yokluk içinde yaşamını sürdürüyor. 17 milyonu aşkın kitlenin yüzde 90’ı 25 bin lira ve altında aylıkla geçinmeye çalışıyor. 5 milyon kişinin aylığı ise 20 bin lira. Bu tablo ortada iken SGK’nın açık vermeyip, artıya geçmesinin ne anlamı olabilir ki. Siyasi iradenin tercihi düşük zamlara emekliyi alıştırmak. Büyük beklentilere rağmen bayram ikramiyesine bin lira bile zam yapılmadı. Seçim döneminde muslukları açarak emekliye bir parmak bal vererek gönüllerini almaya çalışacaklar. Çok kızgın olan emekli bir parmak balla ikna olur mu sanıyorsunuz.

Çare sosyal güvenlik ve emeklilik için yapılan harcamaların pastadaki ve bütçedeki payını artırmaktır. Gerekirse Hazine desteği ile bu sağlanabilir. Sosyal devlet olmak bunu gerektirir.Sosyal güvenliğe yapılan kamu katkısı artacağı yerine emekli aylıkları düşürülüyor, yetersiz zam yapılıyor, yoksullaşıyorlar. Böylece SGK bütçe fazlası veriyor. Aylığı yetmeyen, bir iki ay sonrasına hastane randevusu alabilen, dini bayramlarda yüzü gülmeyen, parklarda vakit geçiren , sosyalleşmeyi unutan emeklinin derdi öyle çok ki. Onların umurlarında değil SGK’nın açık vermemesi. Temel sorun artan emekli sayısına rağmen sosyal güvenliğe kamu katkısının azalması , emekliye ayrılan payın düşmesidir. Tabii bu siyasi tercihle ilintili.

Artan geçim sorunları, emeklinin hala çalışması, gençlerin işsizler ordusunda yer alması, ifade özgürlüğünün kısıtlanması toplumun psikolojisini bozuyor. Toplumun gerilmesine ekonomik sorunlar da eklenince adeta sinir küpüne dönüşüyor insanlar.Türkiye’de stres, kaygı ve kızgınlık düzeyleri küresel ortalamanın üzerinde seyrediyor.Toplumun gerilmesine her gün sokaklardaki kanlı çatışmalarla tanık oluyoruz. Dizilerdeki gibi çoluk çocuğun elinde silahlar, sağa sola ateş açıyor, masum insanları öldürüyor. Mafya tarafından,gençler tetikçi olarak kullanılıyor.Can yakan çocuk katil sorunu tez elden çözülmelidir.

İnsanların gönenç düzeyi yüksek olsa, emekli, emekçi yaşanabilir aylık maaş ve ücret alabilse maddi sorunsuz yaşayabilse daha umutlu toplum olmaz mı. SGK’nın artıya geçmesi üzen, can sıkan bu tablo karşısında ne kadar kıymetlidir.