Bin yıl geçsede Türk’ün karekterinin değişmeyeceğini gösteren en canlı örnektir, bayır bucak Türkmenleri. Ülkede iç Savaş’tan herkes kaçarken onlar savaşa ve Rus bombardımanına rağmen ellerindeki bir avuç vatan toprağı için can vermeye devam ediyorlar .

Bilindiği üzere Müslüman Oğuz boylarına genel olarak Türkmen denilmektedir. İlk olarak Kınık Türkleri’ne verilen bu isim, zamanla tüm Oğuz Türkleri için kullanılmaya başlanmış ve Türkmenler, daha çok tarih boyunca yaptıkları göçlerle ve göçebe hayat tarzlarıyla tanınmışlardır.

Günümüzde Suriye’de Amanos Dağları’nın devamı niteliğinde olan ve Lazkiye sınırına kadar uzanıp 60 km derinliğe sahip bir bölge sözünü ettiğimiz Bayırbucak Türkmenleri’nin bölgesi. Dolayısıyla bir tarafta büyük göç hareketleri yaşanırken, diğer tarafta yurt bildiği toprağı hâlâ terk etmeyen Oğuz Türkleri yaşamaktadır.
 
Bayır-Bucak Türkmenleri Suriye’ye Ne Zaman Geldiler?


Türklerin Suriye’ye yaptığı ilk göçler Abbasiler zamanlarına dayanmaktadır. Zira Türkler’e devlet yönetiminde önemli görevler veren ve Türklere özgü askeri şehirler kuran Abbasiler, Mısır ve Suriye gibi bölgelerin valiliklerini çoğunlukla Türklere vermişlerdir. Özellikle bu bölgede kurulan Tolunoğulları ve Ihşitler gibi devletler birer Türk Devleti olup, bu topraklardaki ilk Türk hâkimiyetini oluşturmuşlardır.

Suriye’ye özellikle 11.yy’da Malazgirt Savaşı’nı takip eden dönemde ciddi bir Türkmen göçü yaşanmıştır. Özellikle Avşar, Beğdili, Döger ve Bayat Boyu’na mensup Türkler Ensariye Dağları’nın batısına yerleşmiş ve bu bölgeyi yurt bellemişlerdir.
 
Sonrasında Suriye Selçukluları kurulmuş, dahası Nureddin-i Zengi gibi efsanevi Selçuklu atabeyleri, özellikle Haçlılara karşı bu bölgenin en büyük müdafii olmuştur. Dahası, 1243 yılındaki Kösedağ Savaşı’ndan sonra bu bölgeye ciddi bir Türkmen kitlesi gelmiştir ki, Bayırbucak Türkmenleri denilen kardeşlerimizin ataları, bu dönemde bu bölgeye yerleşen Karamanoğulları’na mensup kişilerdir.


Suriye,  Tolunoğulları zamanından beri sürekli olarak Türk hâkimiyetinde kalmış, Eyyubiler ve Memluklular gibi Türk Devletleri’nden sonta Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde 1516 yılında Osmanlı’ya bağlanmıştır. 1918 yılında Suriye’nin Osmanlı’nın elinden çıkmasına kadar yaklaşık 8 asır boyunca bu topraklarda yaşayan Türkmenler, Osmanlı parçalansa da asla bu bölgeyi terk etmemişler ve Türk’ün şanlı sancağını azınlık olarak kalasalar da dalgalandırmışlardır.

Özellikle Fransızlar’ın Suriye’yi işgal hareketlerinde en büyük direnişi Türkmenler göstermiş, Nüveyran Oğuz ve Sohta Ağa gibi Türk önderlerinin peşinde ciddi bir direniş vücuda gelmiştir. Öyle ki Suriyeli Araplar bile bu bir avuç Türkmenlerin direnişleriyle gayrete ve hamiyete gelip Fransızlar’a karşı koymuşlardır.
 


Yayladağı Bölgesi’nde halkı çoğunlukla tarım ve hayvancılıkla yaşayan Bayırbucak Türkleri, isimlerini bulundukları yerden almışlardır. Bu bölgenin deniz yakasına bucak, orman yakasına da bayır denilmiş ve bu bölge Bayırbucak olarak bilinmiştir. Özellikle Osmanlı döneminde Lazkiye’ye kadar uzanan bir alan Bayırbucak adıyla anılmıştır.

Suriye Savaşı’nda tekrar gündeme gelen Bayırbucak Türkmenleri, Baas Dönemi’nde çok ciddi bir asimilasyon politikasına tabi tutulmuşlar, Türkçe konuşmaları ve çocuklarına Türkçe isim koymaları bile yasaklanmış, pek çok baskıyla karşı karşıya kalmışlar ama buna rağmen ne özlerinden kopmuşlar ne de yurt bildikleri bölgeyi bırakmışlardır.


Özellikle Hatay’ın Türkiye’ye geçmesinden sonra hepsinin Türkiye’ye geçme şansı olduğu ve hatta hâlâ böyle bir şansları bulunduğu halde Türkiye’ye sığınmamışlar, bir anlamda ateş hattında Türk sancağını dalgalandırmak için Suriye’de kalmışlardır.

Suriye iç savaşı karşısında milyonlarca Suriyeli ülkelerinden kaçarken, bir avuç Bayırbucak Türk’ü hem Suriye zalimliğine hem de Rus bombardımanlarına karşı dimdik durmuşlar ve asla er meydanından kaçmamışlardır.