A Milli Futbol Takımımız, Paraguay’a da yenilerek 24 yılın ardından katıldığı 2026 FIFA Dünya Kupası’na veda etti. Grubun ikinci maçında kötü ve coşkusuz oyundan ötürü sahadan yenilgi ile ayrılarak eve erken dönüyoruz.
Oysa, ABD, Avustralya ve Paraguay’ın yer aldığı D Grubu’ndan rahatlıkla bir üst tura çıkacağımızı hesaplıyorduk. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Bizim Çocuklar’ın Avustralya ve Paraguay karşısında kendilerinden beklenmeyen temposuz ve yavan oyunu, futbolcularımızın yeterince sorumluluk üstenmemesinden dolayı iki yenilgi ile gruptan çıkamadık. 26 Haziran’da karşılaşacağımız ABD maçı formaliteden öte bir anlam taşımıyor. ABD karşısındaki olası yengi ancak teselli olabilir. Gerçekten yazık oldu. Diğerlerine göre kolay olan gruptan bir üst tura yükselebilseydik belki de düşünü kurduğumuz çeyrek finale kadar ulaşabilirdik. Ne var ki oyuncularımızın isteksiz ve durgun oyunu buna olanak tanımadı.
Hem Avustralya hem de Paraguay’ı rahatlıkla yenebilir, ABD ile birlikte bir üst tura çıkabilirdik. Olmadı. Yenildiğimiz iki takımdan birini yenebilseydik en iyi sekiz üçüncüden biri olarak 32 takım arasına kalabilirdik. Öngörüler de bu yöndeydi. Lakin beceremedik, başaramadık erkenden evin yolunu tutuyoruz. Avustralya maçında olduğu gibi uzun süre 10 kişi oynayan Paraguay karşısında da savunma hattını bir türlü aşamadık. Teknik direktör Vıncenzo Montella’nın hücum bölgesinde Kerem Aktürkoğlu inadı takımımıza gol yollarını açamadı. Kerem, Avustralya karşısındaki gibi Paraguay savunması arasında ezildi, varlık gösteremedi. Can Uzun ilk 11’de başlasaydı gol yollarında daha etkili olacağımız aşikardı. Montella bildiğini okuyarak Kerem Aktürkoğlu’ndan vazgeçmedi.
Umudumuz Kenan Yıldız, dünya düzeyindeki oyuncumuz Arda Güler’den, çalışkan Ferdi Kadıoğlu’ndan, deneyimli kaptan Hakan Çalhanoğlu’ndan çok şeyler bekledik. Lakin gerçekleştiremediler. Hakkını teslim edelim Mert Müldür ve Merih Demiral diğerlerine göre daha istekliydi. Mert’in direkten dönen kafa vuruşu gol olsaydı, belki bir ölçüde canlanırdı takım. Deniz Gül’ün karşı karşıya kaldığı pozisyonda net fırsatı gole çevirememesi olumsuz enerji oluşturdu. Avrupa’nın en üst düzey liglerinde top koşturan oyuncularımız ne yazık ki iki maçta da sahada döküldü. Oynadıkları liglerde her futbol tutkununu kendilerine hayran bırakıyorlar. Ama Dünya Kupası’nda sahada yoklardı. Tabii bunun faturası Montella ve teknik ekibe çıkar. Belli ki takımı maçlara iyi hazırlayamamış, havaya sokamamışlar.

Savruk şekilde karşıt takım sahasına havadan ve yerden yapılan ortalar duvar gibi sağlam Paraguay savunmasından döndü. İstediğimiz hızlı oyunu bir türlü sahaya yansıtamadık. Süper Lig’deki yan ve geriye top oynama alışkanlığı Paraguay karşısında da tekrarlandı. Oysa bizim mutlak yengiye, bunun için de dikine oyuna gereksinimimiz vardı. Daha coşkulu ve tempolu oynamamız gerekiyordu. Atak ve şut sayısında üstünlük sağlasak bile gol üretemedik. Topu ağlarla buluşturamayınca üç puanı edinemezsiniz. Futbolun yalın gerçeği bu. Karşıtına göre daha çok gol atan maçı kazanıyor. Yoksa 90 dakika çok atak yapıp da sayı kazanamayınca üç puanı da edinemiyorsunuz. Grup maçları aşamasında Brezilya ve Arjantin gibi dünya devlerini yenen Paraguay’ı kolay karşıt gibi görmemiz de etkili oldu yenilgide. Ne olursa olsun bu gruptan çıkmalıydık. Hiç olmazsa ABD karşısında kazanarak bir yengi ile yurda dönmeli Bizim Çocuklar.
İtalyan hoca Paraguay yenilgisini kader olarak nitelendirdi. Hocanın bu görüşüne katılmam olanaksız. Eğer sahaya çıkıp galibiyeti sağlayacak dişe diş, hırs dolu mücadeleyi, oyunu sergileyemezseniz alınan yenilginin adı kader değil, becerisizlik olur. Avrupa Şampiyonası ve dünya kupası maçlarında başarılı olan milli takım bu gruptan rahatlıkla çıkabilirdi. Demek ki önceki maçlarda sağlanan başarıdaki etmenlerden birçoğu bu turnuvada eksik kalmış. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmaya hazırlanan Vıncenzo Montella için kuşkusuz yoğun eleştiriler yapılacak ve tartışılacaktır. Bundan sonra ulusal takımın başında kalıp kalmayacağına kamuoyundan gelecek tepkiler karşında karara verilecektir.
Tabii her şeyin sonu değil Dünya Kupası’na erken veda etmek. Enseyi karartmaya da gerek yok. Bizim Çocuklar bu kupadan ders alarak önümüzdeki turnuvalarda başarılı olup ülkenin yüzünü yeniden güldürecektir kuşkusuz.