Asgari ücretli ile emekliye temmuz ayında ara ve seyyanen zam iktidarın gündeminde yok. Buna ilişkin herhangi bir çalışma da bulunmuyor. İktidar çevrelerinden gelen haberler, açıklamalar milyonlarca emekçinin umudunu kırıyor.
İktidar kaynakları ve ekonomi çevreleri ara zamma son noktayı koydu. Ekonomi yetkilileri asgari ücretin ocak ayında yüzde 27 artışla bir yıllık net 28 bin 75 TL’ye yükseltildiğini hatırlatarak, bu nedenle temmuz zammının söz konusu olmadığını belirtti. Bu açıklamalar ara zam bekleyen milyonlarca emekçinin umudunu kursağında bıraktı.
Enflasyonla mücadele adı altında yürütülen ekonomi programında üç yıl geride kalmasına karşın, istenilen sonuca ulaşılamadığı gibi, hedef enflasyon rakamları sürekli yukarı yönlü revize ediliyor. Ücret, maaş ve aylıklara hedef enflasyon oranı doğrultusunda artış yapılıyor, lakin gerçekleşmiyor. Verilen zam düşük, enflasyon yüksek olunca dar ve sabit gelirlinin satın alma gücünde sert düşüş yaşanıyor, milyonlar hızla yoksullaşıyor. Hal böyle olunca geçinemeyen asgari ücretli, memur, işçi ve emekli doğal olarak maaş ve aylıklarda iyileştirme talep ediyor. Her gün taleplerini çığırıyor.
Asgari Ücret İnisiyatifi, gerçekleştirdiği eylemde hükümetin geçim krizini oluşturulan yapay gündemlerle savuşturduğunu savunarak, milyonların burnundan soluğu durumun üzerini örtmeye çalıştığını duyurdu. Gerçekten CHP’ye yönelik mutlan butlan kararı, ardından partide yaşananlar ülke gündeminin birinci maddesi oldu, halkın geçim sorunları unutuldu. Aslında özellikle unutturulmaya çalışıldı. Eğer yargı mutlak butlan kararı vermeseydi Türkiye’nin ana gündemi milyonların yaşadığı derin ekonomik kriz olacaktı. Dar gelirli bu kaotik ortamda yine alanlara çıkarak temel gündem olması gereken geçinme ve hayat pahalılığını canlı tutmaya çalışıyor.
Sıkı para politikasının sıkı savunucusu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun gerileme sürecine girdiğini, ileri aylarda piyasada rahatlama olacağını, memur, emekli ve işçinin önümüzdeki aylarda bu rahatlamanın etkisini net şekilde hissedeceğini açıklıyor. Oysa 3 yıl geride kaldı hala amaçlanan gerileme sağlanamadı enflasyonda. Aksine hayat pahalılığı giderek içinden çıkılmaz hale dönüşüyor. Üç yılda gerçekleşmeyen gelecekte nasıl bir anda hayata geçebilir ki. Zira Merkez Bankası hedeflenen enflasyon rakamlarında sürekli yukarıya doğru değişime gidiyor. Mehmet Şimşek enflasyon revizelerini görmesine rağmen topluma sürekli umut pompalıyor.
Mayıs ayında yıllık enflasyon geçen yılın sonundaki yüzde 30.89’un yaklaşık 2 puan üzerinde gerçekleşti. Bu yılın sonunda enflasyonun yüzde 32’in üzerinde gerçekleşmesi yüksek olasılık. Merkez Bankası’nın yaptığı değişimler bunun işaretini veriyor. Yüksek enflasyon asgari ücret gibi maaş ve aylıklarda erimeye yol açıyor. Nitekim yılın ilk beş ayında 28 bin 75 TL olan asgari ücretin 4 bin 633 TL’si eridi. TÜRK-İŞ ’in araştırmasına göre mayıs ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için bir ay boyunca gıdaya yapması gereken zorunlu asgari harcama tutarını gösteren açlık sınırı 35 bin 174 TL oldu. Aynı dönemde yoksulluk sınırı da 114 bin 576 TL’ye yükseldi. 28 bin TL’lik asgari ücret açlık sınırının 7 bin TL altında kaldı. Dört asgari ücret yoksulluk sınırına eşit. Bir ailede dört kişi asgari ücret alabilse dahi o aile yoksul sayılıyor.
Hiç eğmeye, bükmeye gerek yok. Vahim tablo ayna gibi ortada. Veriler ortalama ücret haline gelen asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını gösteriyor. Bu durumda asgari ücrete ara zam yapılması kaçınılmaz hale geliyor. Eğer temmuzda ara zam yansıtılmazsa 10 milyon emekçi aralıkta saptanacak yeni ücretin cüzdanlarına gireceği şubat 2027’ye dek mevcut ücretle sefilleri oynamaya devam edecek.
Hükümetin ara zam konusunda olumsuz tutum takınmasında patronların itirazları önemli etken. İşverenler her dönemde olduğu gibi asgari ücrete ara zammın üzerlerindeki maliyet baskısını artıracağını, zorunlu olarak işçi çıkaracakların dile getiriyor. Bir anlamda hükümet üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyorlar. Oysa sağlanan teşvik ve vergi kolaylığı ile emekçi ücretini sorunsuz ödeyebilirler. Hem yanında çalıştırdığı emekçinin ürettiği ile milyon dolarlar kazanmıyorlar mı? Alışmışlar bir defa, “üzerimize yük biner, altından kalkamayız” diye feryat etmeye, ara zamma itiraz etmeye.
Memur ve emekliye de temmuzda 6 aylık enflasyon ve toplu sözleşme zammı dışında refah payı yok. Hükümet bu yöndeki taleplere de kulağını tıkadı. Ancak seçim ortamında yüksek oranlı zamlar gündeme gelecek, o zaman memur, emekçi, emekli, esnaf, çiftçi, dul ve yetim hatırlanacak.