Sırtımı bir kısmı yıkılmış kalenin duvarına verdim. Çok gün görmüş, çok acılar çekmiş bu şehri düşündüm bugün...

Köşede kır kahvesinin alt yanında, çeketi kendi bedeninden büyük, şapkası yana düşmüş bir amca 1 liranız varmı diye soruyordu. Ara sıra sağına soluna bakıp nemli gözlerle ben bu duruma nasıl düştüm diye sorguluyordu kendini. 

Gaziantep biraz da dilenciye benzer. Yoksul düşmüş bir asilzade misali herşeyini kaybetmiş ama toprağını, dik duruşunu kaybetmeyen!

Gözlerimi kapatmış Kavaklık'ta  yürürken kalbim yine ilk günkü gibi atıyordu. Elini ilk tuttuğum, yanağına ilk dokunduğum, biraz ürkek biraz korkak ilk öpücüğümü kondurduğum sevgili misaliydi...

Gaziantep biraz da aşka benzer. Aşk da hakedilmemiş bir armağan değil midir bize...

Yürüdüm biraz daha, hüzünle baktım duvarlarına... Kaç defa çığlık çığlığa bağırmıştım oysa. Ne kadar mutluydum , ama bu iliklerime kadar acı ve hüzün niyeydi, bu gözyaşı...

Gaziantep birazda Kamil Ocak‘a benzer ilk çocuğu Gaziantep sporu kaybetmiş bir babanın gülmeyen yüzü misali...

İşyerlerini yavaş yavaş kapatmakta olan esnaf, çocuklarına kavuşma telaşı içinde hazırlık yaparken, köşedeki tatlıcının sıcak kokusu yayıldı çarşıya.  Bir şerbetçi bağırdı yüksek sesle, "sebil" diye, herkes o yana doğru gitmeye başladı...

Gaziantep biraz da meyana benzer, önce anlamazsın tadını? İçine girdikçe damarlarında hissettiğin kan gibi...

Karşıyaka’nın dar sokaklarından geçip eski tekele dönerken Kahraman Çavuş çıktı karşıma, güler yüzü ile aldı götürdü beni Kebapçı Halil Usta’ya. Cemal’ini sordu bende anlattım...

Gaziantep biraz da kebaba benzer, tutku ile sevip sokak sokak peşinden koştuğun bir sevgili gibi...

Hava kararmıştı artık. Gazilerden sağa dönünce sarışın bir kadınla karşılaştım, makyajını tazeliyordu. Işıl ışıl süslü vitrinleri ile Mütercin Asım yine tıklım tıklımdı. Sarışın kadın elini kaldırıp çağırdı beni. Peşinden gittim o uzaklaştı. Görüyordum ama kavuşamıyordum...

Gaziantep biraz da hasrete benzer hep görürsün yanında yanıbaşındadır dokunamazsın...

Gecenin geç saatleri olmuştu, sokaklar tenhalaştı tek tük koşturan insanlar kaldı. Bey mahallesinin sokaklarına girdim, önce Şahin çıktı karşıma yanında Karayılan vardı, Kamil’i de yanlarına almış sokakları kontrol ediyorlardı...

Gaziantep biraz da namusa benzer, ölür onun için ama kahpeye dokundurtmaz...

Gelip kondu bir güvercin
Ellerime o gece
Kırmızı bir çelenk oldu
Bileğimde kelepçe

Gaziantep biraz da Ülkü Tamer’e benzer. Elleri kelepçeli, yüregi mühürlü bir sevdalı gibi...

Gaziantep biraz da bana benzer, sana benzer içinde yaşayanlara benzer...

Ali K. Şahin