Bu yıl 23 Nisan’ı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarının acısı ile kutluyoruz Kahrolası saldırılar sonucunda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirmesi Türkiye’nin yüreğini kor gibi yaktı, gözyaşları sel oldu.

Bazı kesimlerin bu saldırıları gerekçe göstererek “ Bu yıl 23 Nisan kutlanmasın” sözleri en az okuldaki cinayetler kadar üzücü ve düşündürücü idi. Nitekim bazı belediyeler kutlamaları iptal ettiğini duyurdu. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslenerek, “ 23 Nisan’da bütün kutlamalar ve resepsiyonlar iptal edilmeli” “ demesi şaşırtıcıydı.

Evet acımız büyük, minik yavrularımızı ve bir öğretmenimizi toprağa verdik. Bu acı da uzun yıllar unutulamaz. Lakin, daha güçlü yarınlar ve gelecek için Ulu Önder Atatürk’ün çocuklara armağanı olan 23 Nisan’ı bu yıl daha coşku ile kutlamalıyız. Kutlamalıyız ki bazı karanlık kafaların fırsattan yararlanarak dünyanın en güzel bayramlardan biri olan 23 Nisan’ı unutturma amaçlarına set çekmeliyiz. Zaten öğrenci velileri ve halk kutlamaların iptal edilmesine karşıdır. Bırakın iptal edilmeyi , daha sade biçimde yurt genelinde coşku ile kutlanacaktır. Bazılarının kötü niyetine karşı “ İnadına 23 Nisan” diyoruz. Zira dünyanın hiçbir ülkesinde çocuklara adanan bayram yoktur.

23 Nisan 2026 aynı zamanda emperyalist güçlere karşı başarı kazanan ulusun meclisi TBMM’nin 106. kuruluş yıldönümüdür. Ulu Önder Atatürk, TBMM’nin ilanından, yani 1920’den 9 yıl sonra 23 Nisan’ı çocuk bayramı olarak duyurarak onlara verdiği değeri, sevgiyi, geleceğin onlar olduğunu dünyaya göstermiştir.

Ne yazık ki günümüzde çocukların büyük bölümü, 23 Nisan’da Ulu Önder’in işaret ettiği gibi okul sıralarında değil, minik bedenleriyle çalışma yaşamında ter akıtıyor. Okul sıralarında eğitim alması gereken yüz binlerce çocuk, ailesine katkıda bulunmak amacıyla minik bedenleriyle para kazanmaya çalışıyor.

Çocuk işçiliği ülkemizin acı gerçeği, tedavi edilemeyen kanayan yarasıdır. ‘’Çocuk işçiliğine hayır’’ diye haykırılmasına, kağıt üstünde yasaklanmasına karşın, çocuk işçiliği her yıl artıyor, iş cinayetlerinin kurbanı oluyor minik bedenler. Yaşıtları ile sokaklarda oynaması, okullarda eğitim görmesi, çocukluğunu doyasıya yaşaması gerekirken küçük bedenleriyle ilkel koşullarda, aile bütçesine katkı sağlama, ya da iş öğrenebilme adına alın terinin son damlasına kadar kayıt dışı çalışıyor. Bedenleriyle orantılı olmayan zor işlerin üstesinden gelmeye, ustasının övgüsünü kazanmaya çalışan, minik emekçilerin birçoğu da yaşamın tadını çıkaramadan iş cinayetlerinde can veriyor.

Çocuk işçilik dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yaygınlaşıyor. Her yıl ‘ Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’’de toplantılar yapılıyor, kalıplaşmış sözler dile getiriliyor, çocukların yerinin okul ve sokaklar olduğu ifade ediliyor. Ancak değişen bir şey yok. Çocuk işçiliği her yerde kendini gösteriyor.

Dünyada 6-17 yaş arasındaki her 5 çocuktan biri, Türkiye’de ise bir milyona yakın çocuk çalışıyor. Ülkemizde İş cinayetlerinde yaşamını yitiren 20 emekçiden biri çocuk işçi. Yüzde 90’nına yakını kayıt dışı emek harcıyor. Vahşi istihdam yoğun olarak yaz mevsiminde tarım ve inşaat sektöründe kendini gösterirken, en fazla ölümler yine yaz mevsiminde meydana geliyor. Daha çok oto tamiri, kaporta, berber çırağı, gibi işlerde inşaat, depo, tarım işkollarında, esnafın yanında yardımcı olarak ter akıtıyor. Ülkemizdeki 1 milyona yakın çocuk işçinin çoğunluğu minik bedenlerine uygun olmayan, ağır ve tehlikeli işlerde emek harcıyor. Yaklaşık 400 bin çocuk da mevsimlik tarım işçiliği yaparak aylar boyunca okullarından ve evlerinden ırak yaşamını sürdürüyor.

Çocuk işçiliği, Türkiye’nin önlenemeyen acı gerçeği. Eğitim hakkından yoksun kaldığı gibi, fiziksel ve psikolojik gelişimin yavaşlaması, işe bağlı sakatlık, fiziksel zarar, istismar ve ihmal gibi sorunlarla karşı karşıyalar. Çocuk işçi çalıştırmak sıradanlaştı, kanıksanır hale geldi. Türkiye’nin kanayan yarası çocuk işçiliğinin önlenmesi için daha ne kadar beklenecek? Atatürk’ün çocukları bunu hiç hak etmiyor.