Dilin kemiği yok diye boşuna söylememiş büyüklerimiz. Ağızdan bir laf çıkmadan önce çok iyi ölçüp biçip, düşünmek gerek. Yoksa kalp kırıcı sözlerin ardından sonradan düzeltilmesinin, özür dilenmesinin hiçbir anlamı yok. İncinen kalbin onarımı mümkün değil.
Geçen hafta AKP’li iki vekilin ağızlarından çıkan sözler milyonlarca emeklinin, dar ve sabit gelirlinin onurunu incitti, büyük tepki topladı. Önce AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan çıktı sahneye. Aynı zamanda Tekirdağ’da üç köfte salonu olan iş insanı Mestan Özcan, milletvekili maşı olarak 273 bin 196 TL, emekli vekil aylığı olarak 177 bin 658 TL olmak üzere toplam 450 bin 854 TL gelirle “ geçinemediğini” açıkladı. Sadece devletten aldığı bu para değil, köfteci dükkanlarından gelen yüksek kazanç elde ediyor Mestan Bey. Yüksek gelirine karşın 20 bin TL aylıkla yaşama tutunmaya çalışan emekli ile adeta dalga geçti.
Tuzu kuru milletvekili gazetecilere, “maaşımı ve emekli aylığımı size vereyim, bir ay idare edin” diyerek şaşkınlık yarattı. TBMM lokantasında yemeklerin artmasından yakınan vekilin köfteci dükkanlarında fiyatlara iki yılda iki kez zam yapıldı. Bu sözler karşısında çıldırmamak elde değil. 450 bin TL aylık geliri, artı köfteci dükkanlarından gelen para ile geçinemiyormuş Mestan Özcan. Ya 20 bin TL’ye talim eden emekli, bu tutardan daha düşük aylık alan dul ve yetim ne yapsın çarşı pazarın ateş gibi dar gelirliyi yakan yüksek fiyatları karşısında.
Kamuoyundan yoğun tepki ve sert eleştiriler gelince “sözlerim çarpıtıldı, anlamı başka yerlere çekildi” mealinde ikinci açıklaması ile bir anda çark etti. AK Parti içinden de Mestan Özcan’a eleştiriler olduğu medyaya yansıdı. Emekli, dul, yetim, esnaf, çiftçi, işçi, memur fitil fitil burnundan solurken, Özcan’ın ağzından çıkanlar yenilir yutulur gibi değil. AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Başkanı Lütfü Bayraktar da milletvekili maaşlarının yetersizliğinden dem vurmuştu geçen yıl. Ayrıca FİSKOBİRLİK başkanı olarak ikinci geliri var. Nedense bu vekillere maaşları az geliyor. Ya milyonlar ne yapacak kısıtlı geliriyle.
Mestan Özcan’ın gafları gündemden düşmeden, bu kez geçen haftalarda AK Parti’ye katılan Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır sazı eline aldı. TBMM Grup Toplantısında düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği asker selamı ile belleklere yerleşen Hasan Ufuk Çakır, doğrudan emekliyi hedef aldı. “20 bin TL mi emekli aylığı diye tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre’de yaşamıyorsun” sözleriyle ikinci bombayı patlattı. Yani “emekliye 20 bin TL aylık fazla” demeye getirdi. Bu sözler karşısında ne denilir bilemiyorum.
Bu insanlar, uzun yıllar çalışmış, sigorta primini düzenli ödemiş. 20 bin TL ile hangi ihtiyaçlarını karşılar, nasıl geçinir. İnsanca yaşanabilir aylığı meydanlarda istemek, talepleri haykırmak niye çok görülüyor dar gelirliye. Demokratik hak olan protesto eylemini, “20 bin TL mi diye tepinip duruyorlar” diye eleştirmek emekliyi küçümsemek ve horlamaktır. Hasan Ufuk Çakır, tuzu kuru bir diğer milletvekili olduğundan emeklinin halinden anlamaz, içinde bulunduğu zor durumdan bilgisi olmaz tabii. Bir parça vicdan olsa ağzından böyle kırıcı sözler çıkmaz. O da Mestan Özcan, gibi sonradan çark ederek konuşmasının çarpıtıldığını açıkladı. Dedim ya, önceden ağızlarından çıkan sözleri duymuyorlar, ya da bilerek konuşuyorlar. Çok büyük tepki görünce de özür dilemeye çalışıyorlar. Tabii yersen.
AK Parti’nin önceki milletvekillerinden meslektaşımız Şamil Tayyar sosyal medyadan bu iki vekilin sözlerini oldukça sert eleştirdi. 20 bin TL’ye mahkum edilen emeklinin öfkesinin sandığa yansıyarak Hiroşima’ya atılan atom bombası gibi etkili olacağını ifade etti. Partisine uyarılarda bulundu. Emekli keyfinden sokağa çıkmıyor, çok düşük aylıklarla geçinemediği için bağırıyor, çığırıyor. Hiç olmazsa bu masum eylemleri karşısında onurlarını kırıcı söz edilmesin, “Ben de geçinemiyorum” denilmesin.