Soğuk ve sisli bir Gaziantep akşamında, yerde kurulan sofranız daha sıcaktı sanki. Abim bir hafta önce askerden dönmüş bir aracı vasıtası ile Hilal İplik Fabrikası'nda iş bulmuştu.

Daha sonraki yıllarda anladım; aslında o gün abim iş bulmamış hepimizin kaderine dokunan bir aile bulmuştu. Bundan sonra evimizde Sani baba oldu, Abdulkadir abi oldu, Adil abi oldu. Hayatımıza Bekçi Ökkeş girdi, Mehmet Er girdi Mustafa Akkuş girdi. Ve daha niceleri...



Bir gün duymadım abim ve arkadaşlarından maaşımız gecikti , sigortamız yatmadı. her doğan çocukları bizim ve diğerlerinin ailerine doğdu , her dügünleri bizim dügünlerimiz oldu.

Her yıl gönderdikleri bulgur, simit ler bütün yıl bitmedi. Bütün yıl iftar davetlerini beklediler, günlerce anlattılar. Ne kadar da mutlu idiler.

Onlar bilmedi ama kimlerin hayatlarına dokundular, kimlerin imgelerine kazındılar.

Bir gün eve geldi abim televizyon seyrediyorduk. Kapattı televizyonu ağladı, ağladı... Sordu anam yengem ne oldu diye? Sani baba öldü dedi... Anam da ağladı yengem de, hiç tanımadıkları görmedikleri bir hayal kahramanları için.

Sonra diğer arkadaşları geldi eş ve çocukları ile, onlarda ağladı, dua ettiler. Tekrar tekrar anlattılar hikayelerini. 3 gün televizyon açılmada evimizde. Sabah işe giderken yengeme şöyle dedi abim; "Bugün bir şeyler yap dağıt Sani babanın hayrına."
Bir kez daha anladım o gün, abim işe girmemişti.

Ali K şahin