Bu soru daha derin bir soru. Erkek mi, kadın mı değil aslında. Kim ne bekliyor? Ve neden?

01

Erkek: Onu görüyorum. Bir şey hissediyorum. Ama ne yapacağımı bilmiyorum. Ya reddedersem? Ya komik görünürsem? Bekleyeyim daha iyi.

Kadın: Bir şey hissettiriyor bana. Ama bir şey söylemesini bekliyorum. Neden söylemez? Belki hissetmiyordur. Belki ben yanılıyorumdur.

İkisi de bekliyor. İkisi de hissediyor. Kimse hareket etmiyor.


02

Bu bekleme neden?

Erkek tarafında: reddedilme korkusu. Modern dünyada 'saldırgan görünmek' korkusu. Yanlış okuma korkusu.

Kadın tarafında: görülmek isteği. 'Beni fark etsin, beni seçsin' isteği. Bu zayıflık değil köklü, gerçek bir ihtiyaç.

Her ikisi de anlaşılır. Her ikisi de meşru.

Ama sonuç: ikisi de beklemeye devam ediyor.


03

Bir kapı var. İkisi de önünde duruyor. Kadın diyor: "O açsın."Erkek diyor: "Ya açmak istemiyorsa?" Kapı kapalı kalıyor.

Ve zamanla her ikisi de başka kapılara yürüyor.

Oysa ikisi de aynı kapının önündeydiler.


04

Neden erkek atmalı ilk adımı?

Bu bir kural değil bir doğa.

Erkeğin biyolojisi, riski göze almak üzerine kurulu. Avlanmak, keşfetmek, talip olmak bunlar erkek enerjisinin özüdür.

Talip olmak, küçültmez. Tam tersi büyütür.

Çünkü talip olan insan şunu söylemiş olur: "Seni gördüm. Değerini biliyorum. Ve bunun için risk alıyorum."

Bu, en güçlü mesajdır.


05

Ama kadın tarafına da bakalım.

Kadın: Yıllarca bekledim. Doğru insan gelecek, beni görecek, adımı atacak diye. Kimse atmadı. Ya da atan yanlış biri oldu. Ve ben kendimi sorguladım: "Görülmüyor muyum?"

Bu acı gerçek.

Beklemek pasif değil çok aktif bir hal aslında. İçten.

Ve o bekleme yoruyor. Zamanla içi oyuyor.


06

Modern dünya şunu yaptı:

Erkeğe dedi ki: "Adım atmak saldırganlıktır. Bekle. Sinyal al. Emin ol."

Kadına dedi ki: "Sen de adım at. Eşitlik bu."

Ve iki taraf da kafası karışmış halde kaldı.

Erkek adım atmıyor çünkü emin değil, ürküyor. Kadın adım atıyor ama içinde bir şey eksik hissettiriyor. Seçilmek değil, seçmek.

Her ikisi de doğal rolünden uzaklaştı. İkisi de mutsuz.


07

Erkek ateş yakar.

Kadın ısınır ya da uzaklaşır.

Ateşi yakmak erkeğin işi.

Kalıp kalmamak kadının seçimi.

Ama ateş yanmazsa seçim de olmaz.


08

Erkeğe şunu sormak lazım:

Erkek: Adım atmıyorsun. Neden? Gerçekten hazır değil misin, yoksa sadece korkuyor musun? Korku, hazır olmamak değildir. Sadece adım atmayı ertelemektir.

Reddedilmek seni bitirmez.

Ama hiç denememiş olmak seni kemirer.

Yıllar sonra değil, şimdi söyleyeyim: pişmanlık, reddedilmekten çok daha ağırdır.


09

Kadına da şunu sormak lazım:

Kadın: Görülmek istiyorsun. Bu çok meşru.

Ama görülmeyi beklerken kendin görünüyor musun? Yani kendini tanıyor musun? Kim olduğunu biliyor musun? Çünkü seni gerçekten görecek biri seni sen de görmüyorken bulamaz.

Hazır olmak, beklemekten farklıdır.

Hazır olan kadın doğru erkeği hem çeker hem ayırt eder.


10

Talip olmak "seni istiyorum" değil.

Seni görüyorum.

Senin için buradayım.

Kalanı seninle konuşalım.

Bu, en dürüst davet.


11

Neden erkek atmalı?

Çünkü ilişkinin tonu, ilk adımdan belirlenir.

Erkek ilk adımı attığında ilişkiye bir yön verir.

Sorumluluk üstlenir. "Ben buradayım" der.

Bu sembolik değil. Gerçek bir zemin.

Ve kadın, o zeminin sağlam mı olmadığını hisseder. İlk adımda değil ama adımın nasıl atıldığında.

Cesaret, erkekliğin değil olgunluğun işaretidir.


12

Ve son olarak:

Erkek: Adım at. Mükemmel bir an bekleme. Hazır olmayı bekleme. Hayatın büyük kararları hazır gelmiyor alınarak hazır hale geliyor.

Kadın: Adım atılmasını beklerken kendini küçültme. Hazırlan. Büyü. Değerini bil. Doğru adım, değerini bilen bir kadına atılır.

İkisi de hazır olduğunda adım çok daha kolay atılır.

Ve çok daha sağlam yere düşer.


13

Hz. Ali, Fatıma'ya talip olmak için Hz. Peygamber'in kapısını çaldı.

Tek başına. Sessizce. Hazır olmadan belki. Ama gitti.

Talip olmak, büyük laflar değil.

Bir kapı çalmak. "Buradayım" demek. Cevabı beklemek.

Kabul de bir cevaptır, red de.

Ama hiç gitmemiş olmak cevapsız kalır. Sonsuza dek.


14

Kadın seçilmek ister.

Erkek seçmekten korkar.

Ama seçmek cesaret ister.

Ve cesaret korkmamak değil.

Korktuğuna rağmen kapıya yürümek.


15

Bugün birini görüyorsun.

İçinde bir şey var. Hissediyorsun.

Ve şu an iki seçenek var:

Erkek: Bekle. Belki bir işaret gelir. Belki doğru an olur. Belki...

Kadın: O da hissediyor. Ama bekliyor. Çünkü sen bekliyorsun.

Ya da adım at.

Mükemmel değil. Titrek de olsa. Tam cümleler olmadan da.

Kapıyı çal. Sadece çal.


İlk adım erkeğin işi.

Cevap kadının özgürlüğü. İkisi de yerli yerinde.

Talip olmak küçültmez.

Beklenmek değersizleştirmez.

Sadece — biri başlamalı. Ve o biri, erkek.