Kevin Carter 13 Eylül 1960'ta Güney Afrika'nın Johannesburg şehrinde doğdu. Çocukluğu beyazların yaşadıgı bir semtte geçti. Aslında eczacı olmak istiyordu, başaramadı. Askere gitti 4 yıl hava kuvvetlerinde görev yaptı.
1980'de barda bir kavga çıktı, askerler bir garsonu feci şekilde dövdüler, Kevin garson lehine tanıklık yaptı ve 5 asker tutuklandı. Artık hain gözüyle bakılıyordu burda duramazdı ve askerlikten istifa etti. Jonannesburg Star gazetesinde fotoğrafçı olarak işe girdi. Birleşmiş Milletler Yardım Gemisi Güney Sudan'a gidecekti, Kevin de aynı gemi ile fotografçı olarak gemiye bindi, aynı zamanda yardımların dagıtımına da eşlik ediyordu.

11 Mart 1993 günü işlerini erken bitirmişti. Yürüyüş yapmak için bir kaç km kampın dışına çıktı. Hayatını degiştirecek olayla karşılaştı.
Küçük bir kız çocuğu kampa doğru yürürken açlıktan bitkin düşmüş yere yığılmıştı, hemen arkasında bir Akbaba kızın ölümünü bekliyordu.

Kevin, Akbabayı ürkütmemek için sessizce yaklaştı ve fotoğraf makinasının deklanşörüne bastı. İki hafta sonra fotoğraf dünyada patladı, New York Times'ta yayımlandı. Bütün herkes fotoğraftaki küçük kızı merak ediyordu. Sudan'a görülmemiş yardımlar yapılmaya başlandı.

Nisan 1994'te dünyanın en prestijli gazetecilik ödülü Kevin Carter'a verildi.
Fakat tartışma başladı.
Çocuğa ne olmuştu, Kevin fotoğrafı çekip gitmişti. Çocuğun akıbetini bilmiyordu. Açıklama yaptı, yaptığı bu açıklama tepkileri daha fazla arttırdı.
"YARDIM GÖREVLİSİ DEĞİLİM SADECE FOTOĞRAFÇIYIM, ÜSTELİK BULAŞICI HASTALIK NEDENİ İLE HİÇ KİMSEYE DOKUNMAMAMIZ KONUSUNDA UYARILMIŞTIK’’
Dokunmadan da birşeyler yapılabilirdi mesela akbabayı kovmak gibi, Vahşet paparazzisi denildi. Vicdani rahatsızlığı mı bilinmez ama ruh sağlığı bozuldu.
27 Temmuz 1994

Arabasını park etti, kulağına walkmanını taktı, arabanın egzoz gazını içeriye verdi, intihar etti.
Hiç kimse küçük kız gerçeğini öğrenemedi...
Ali K. Şahin