ABD ve taşeronu İsrail’in İran’a karşı geçen cumartesi günü başlattığı hava saldırısı korkunç boyutta sürerken, Ortadoğu alev alev yanıyor.

Cenevre’de devam eden diplomatik görüşmelere karşın ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail’in eli kanlı başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sabaha karşı İran’a başlattığı füze saldırısı sonucu dini lider Ayetullah Hamaney ve çok sayıda üst yönetici hayatını kaybetti, yüzlerce İranlı bombaların hedefi oldu. Öylesine acımasız saldırdılardı ki bir okulda bulunan masum 165 minik yavru can verdi. Güya bu harekatla İran’daki rejim yıkılacak, yerine ABD ve İsrail’e yakın yönetim işbaşına getirilecek, ülkede barış ve özgürlük sağlanacaktı. Rejimin İran’da halka karşı baskı uyguladığı, özgürlükleri kısıtladığı sır değil. Lakin bir ülkede yönetimi ve rejim değişikliğini halkın kendisi saptar ve değiştirir, emperyalizm değil.

Nerede ve hangi zamanda görülmüştür aç gözlü emperyalizmin bombaları ve saldırılarıyla bir ülkeye özgürlük ve barış geldiği. Onların tek amacı kendi çıkarlarıdır. Bunun için yapamayacakları çılgınlık, kalleşlik yoktur. İran’a saldırıların görünen yüzü rejim olsa bile asıl amaç bölgeyi kontrol altına almak, petrol yataklarına sahip olmaktır.

Aradan geçen bir haftalık süreye, yoğun bombalamaya rağmen Hamaney ve üst düzey yöneticiler öldürülse bile İran’da amaçlanan rejim değişikliği gerçekleşmediği gibi, halk emperyalizmin bombalarına karşı tek vücut oldu. İran’ın da eli kolu bağlı kalamazdı bu saldırılar karşısında. Onlar da İsrail ile bölgede ABD askeri üsleri bulunan diğer ülkelere yoğun füze ve roket saldırıları düzenledi. ABD şimdi de bölgedeki Kürt grupları İran’a karşı kullanmayı planlıyor. Onlar sayesinde iç savaş çıkarmayı hedefliyor. Bölgede Kürt devletini oluşturma peşindeler.

Yanı başımızda komşumuz İran’a yapılan saldırılar, onların karşılık vermesi bölgeyi ateş çemberine çevirdi. Bu durum elbette Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiriyor. İran’da çıkabilecek iç savaştan kaçıp ülkemize sığınmak isteyenler Suriye’den kaçanlar gibi sınırlarımıza koşabilir. Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları olası göçe karşı gerekli önlemlerin alındığını açıkladı. Yine de ipi sıkı tutmak gerekiyor. Zira Suriye’den kaçan milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaptı Türkiye. Hala burada bulunanlar var. Onları barındırmanın ekonomik maliyeti var. Yeni bir göç dalgasını ne kadar göğüsleyebiliriz.

Durdurulamayan savaşın bir de ekonomik faturası var. Çatışma bölgeleri ve etkilenen ülkeler dünya petrol gereksinimin çok büyük bölümünü karşılıyor. İran, egemenliği altında olan ve tanker geçişlerinin sağlandığı Hürmüz Boğazı’nı kapattığını açıkladı. Hem savaşın yaygınlaşması hem Hürmüz Boğazı’nın tanker geçişlerine kapatılması petrol fiyatlarını bir anda fırlattı. Bu artış doğal olarak Türkiye’yi de olumsuz etkiliyor. Ortadoğu’daki çatışmalardan ötürü Kuzey Denizi’nden çıkarılan Brent petrol fiyatları yukarılara doğru seyir izliyor. Doğalgazda da durum böyle. İktidar, doğalgazda yeterli kapasitenin bulunduğunu açıkladı. Bu iyi haber. Ancak akaryakıtta fiyat artışları sürecek gibi. Eşel mobil sistemine geçilerek, ÖTV’den vazgeçilerek akaryakıttaki artışların büyük bölümü vatandaşa yansıtılmayacak.

Dünyayı felakete sürükleyen Trump’ın asıl amacı Venezuela’da olduğı gibi Ortadoğu’daki petrolü egemenliği altına almak, en büyük rakip olarak gördüğü Çin’e petrol sevkıyatını baskılamak. Taşeronu kasap Netenyahu ile birlikte dünyaya adeta meydan okuyorlar. Rusya’nın cılız karşı çıkışı dışında Çin ve Avrupa ülkelerinden çıt yok. Sadece İspanya kararlı şekilde ABD üslerinin İran’a karşı kullanımına izin vermeyeceğini açıkladı.

Türkiye doğru tutumla başından beri savaş karşısında yansız politikasını sürdürürken, İran’dan atıldığı ileri sürülen füze gerilime yol açtı. Neyse ki NATO tarafından düşürüldü. Hatay’a düşen füze parçalarından ötürü İran’a sert uyarıda bulunuldu. İran, füzeyi kendilerinin atmadığını açıkladı. Bu ortamda çok dikkatli ve uyanık olmak zorundayız. O füze Türkiye’yi savaşa çekmek için İsrail veya ABD tarafından bile atılmış olur. Emperyalist ülkeler çıkarı uğruna kışkırtma dahil her türlü hainliği yapar. Hele ruh hastası Trump ve eli kanlı Netenyahu iş başında ise . Ancak kışkırtmalara kanmayacak kadar tarihi deneyime sahiptir Türkiye. Türkiye’nin arabuluculuk girişimiyle kanlı savaş bir an önce bitirilmeli.