Terörsüz Türkiye süreci, iktidar ile muhalefet arasında karşılıklı atışmalar, oluşturulan yapay gündemler halkın, emekçinin ve emeklinin yaşadığı derin ekonomik sorunu, yoksulluğu geri plana düşürüyor.

Geçinmeyen, canının çektiğini iftar sofrasına koyamayan, en ucuz pideyi bile almakta zorlanan, belediyelerin iftar çadırlarının önünde bir tas çorba için kuyruğa giren, çıkma sebze ve meyve için akşamları pazara giden, her gün değişen market fiyatları karşısında cebi boşalan dar ve sabit gelirli adeta unutulmuşları oynuyor.

Yılbaşında memur ve emekliye verilen yetersiz zam eleştirilirken, emekli çeşitli illerde “geçinemiyoruz” diyerek haykırırken, işçe ve memur her gün sokakta hak ararken siyasi iradenin oluşturduğu gündem ve çıkışlar milyonları hayal kırıklığına uğratıyor. Ramazan ayının ortasına geldik, bayramda emekliye ödenecek ikramiyeden hala bir ses yok. Milyonlar umutla zamlı ikramiyeyi bekliyor. Bin lira artışla 5 bin TL olacağı veya 6 bin TL’ye yükseltileceği konuşuluyor. Can yakan hayat pahalılığında ezilen insanları hoşnut eder mi bu tutarlar.

Dar ve sabit gelirlinin yaşadığı ekonomik sorunlar konjektör gereği gündemde arka plana düşse bile bu durum uzun sürmeyecek. Ülke yine halkın, işçinin, memur ve emeklinin yaşadığı ekonomik krizleri, hayat pahalılığını, yüksek enflasyonu, yoksullaşmayı, varsılların servetlerini katlamasını , gelir adaletsizliğini konuşacak, bu sorunlara kilitlenecek. Zira halkın asıl gündemi hayat pahalılığı, açlık sınırının altında aylıklara mahkum olan emekli, dul ve yetimin içler acısı hali.

Eğer bir ülkede nüfusun yüzde 80’den fazlası aylık ve maaşından hoşnut değilse, cebindeki para market fiyatlarına yetmiyorsa, haftada bir ailesi ile dışarıda yemek yiyemiyor, sinemaya ve tiyatroya gidemiyorsa, sosyalleşemiyorsa asıl gündem budur. Elbette Terörsüz Türkiye süreci, gazetecilerin tutuklanması, CHP’li belediye başkanlarının hapiste olması demokrasi adına çok önemli ve üzerinde durulması , ıskalanmaması gereken önemli başlıklar.

Tüm bu gelişmeler konuşulurken , halkın asıl gündemi olan hayat pahalılığından uzaklaşılmamalı. Her gün sokakta bağıran emekli ve emekçi olmasa iyiden iyiye gündemden düşecek hayat pahalılığı, yetersiz maaş ve aylık zamları. Bu gerçek ortada iken yoksulluk hiçbir zaman ülke gündeminde gerileyemez. Arada bir unutuldu sanılır, lakin yine önceliği alır.

17 milyon emekli, dul ve yetim komik aylıkla bir ay geçinmeye çalışıyor. Beş milyon emekli 20 bin TL olan en düşük aylıkla ayakta kalmaya çalışıyor. Toplam emeklinin yüzde 90’ının aylığı 25 bin TL ve altında. Dul ve yetimlerin durumu tam bir facia. Emekli ve dar gelirli insanlarımızın yürek burkan durumu böyle iken sürekli yeni gündemlerle bu acı gerçek gündemden düşürülemez. Aylığı yetmediğinden 65-70 yaş üzerindeki emekli ikinci iş için İŞKUR’un kapılarını aşındırıyor. Kayıt dışılar dahil 17 milyon emekli, dul ve yetiminden en az yarısına yakını ileri yaşlarına karşın ekmek peşinde koşuyor.

Düşünebiliyor musunuz, evde oturması, ailesi ile sorunlardan arınmış sonbaharını yaşaması gereken Ahmet Amca, Fatma Teyze bulabilirse inşaatlarda çalışıyor, lokantalarda bulaşık yıkıyor. Neden, eline geçen aylık yetmiyor da ondan bu yaşlarda çalışıyor. Ak saçlı büyükler sağlığı elvermediğinden iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Eğer onlar insanca yaşanabilir aylık alsalar, rahat yaşasalar ikinci kez çalışma yaşamına atılır mı, her an ölümle burun buruna tehlikeli işlerde emek harcar mı. Elim bu tablo her şeyi açıkça söylüyor ve gösteriyor. Başka söze gerek yok. Onun için ülkenin birinci gündem maddesi her zaman emekçi ve emekli aleyhine işleyen ekonomideki olumsuzluk, hayat pahalılığı, milyonlarca emekli, dul ve yetimin iç yakan hali, yeri göğü inleten yakınmalarıdır.

Emeklinin heybesinde biriken yığınla sorunlar var. Ötelenmeden çözüme kavuşturulması gerekiyor. İlk olarak da bayram ikramiyesini bekliyor. İnsanın cüzdanı boş, karnı aç olursa çok da ilgilenmez diğer gündemlerle.