Toplumda yozlaşma, çürüme, çıkarcılık öylesine egemen hale geldi ki, dürüst olmak, etik değerlere bağlı kalmak neredeyse ”aptallıkla” eşdeğer” görülüyor. İnsan ve aile ilişkilerinde herkes birbirine kazık atmanın peşinde.

Son günlerde ülke gündemine yerleşen fon vurgunu çıkarcılığın, açgözlülüğün, toplumda ne denli yaygınlaştığının somut kanıtı idi. Ekonomiye 20 milyar dolar maliyeti olduğu belirtilen fon vurgunundan birileri doymak bilmeksizin ceplerini doldurdu. En büyük vurguncu paraları ile birlikte yurt dışına kaçtı. Küçük fon sahipleri ise paralarını kurtarmanın peşinde. TBMM’ye sevk edilen İlgili yasal düzenleme çıkarılsa bile batan fonlardaki paralarının ne kadarını alacakları belli değil mağdurların. Ülkeyi ve ekonomiyi sarsan krizin geleceği geçen yıldan bu yana belli idi. Lakin yetkili kurumlar krize karşı gerekli önlemleri almadı. Gözü doymayan azınlık grup milletin parasından kısa yoldan zengin oldu. Öyle isimler ortaya atılıyor ki toplum şaşırıyor. Kuşkusuz daha çok gündemde kalacak ve konuşulacak bu vurgun. Hırsızların, köpek balıklarının kökü kazınmadan yaygınlaşan yozlaşma ve çürüme bitmez.


Milletin parasını götüren soyguncular, vurguncular ellerini kollarını sallayarak ortada geziniyor. Ahlaksızların soygunlarını haber yapan gazeteciler ya tutuklanıyor, ya ev hapsi ile cezalandırılıyor. Gazetecilik suç değildir. Gazetecinin görevi kamu yararına haber yapmaktır. Gazeteciler kamuoyunu aydınlatma görevini yaparken artık kendinden korkar hale geldi. Milletin parasını haksız şekilde iç edenleri gazeteciler haberleri ile ortaya dökecek ki toplum o soyguncuları öğrenecek.


Milli gelir dağılımındaki eşitsizlik en çok memur, emekli, işçi, esnaf, çiftçi, dul ve yetimi vuruyor. Ülke nüfusun hemen hemen yüzde 80’nini oluşturan milyonlarca dar ve sabit gelirli kitle her gün sokaklarda “geçinemiyoruz” diye eylem yapıyor. Birileri fon vurgunu ile bir anda zenginleşirken, milyonlar kısıtlı gelirleri ile geçinebilme uğraşı veriyor. Emekli bir polis memurunun Anayasa Mahkemesi’nin önünde yaşamına son vermesi içinde bulunduğu ekonomik krizin son aşamasıydı. Yazık oldu o emekliye .

Bir yanda canına kıyacak aşamaya gelen emekliler, diğer yanda 85 bin emeklinin aylığını 6 ayda fondan kazananlar. Hak mu bu insanlara. İktidar bir türlü çığlıkları, yakınmaları görmüyor. Vurgunda yitirilen para bu kitleye zam olarak verilseydi rahat nefes alacaklardı. Enflasyonla mücadele adı altında sürdürülen ekonomik programdan ötürü emekçi ve emekli belini doğrultamıyor.


Asgari ücret 28 bin 75 , en düşük emekli aylığı 23 552 TL. Buna karşılık açgözlü biri fondan 20 milyar lirayı iç ederek kapağı yurt dışına atıyor. Neden emeklinin seyyanen zam isteği karşılanmıyor. Bu kadar zor mu garibana zam vermek. Niye 6 aylık enflasyon artışına mahkum olsunlar.

Ürünü para etmeyen çiftçi tarlada ağlıyor. Elma, üzüm, zeytin, fındık, çeltik üreticisi binbir emek ve maliyetle yetiştirdiği ürününün para etmemesi karşısında çaresiz kaldı. 100 TL’ye dayanan mazot fiyatları tarlayı yaktı. Üreticiler günü kurtarma derdine düştü. Artan maliyetler çiftçiyi de tarım işçisini de perişan etti. Tohum, gübre, mazot fiyatı arttı, alım fiyatı yerinde saydı. Ürünü tarlada kalan, geliri dibe vuran çiftçi Manisa’dan Samsun’a dek traktörlerini asfalta sürüp derdini haykırıyor. TMO fındık taban fiyatını 250 TL olarak açıkladı. Ancak randıman yetersizliği gerekçe gösterilerek bu fiyattan alım yapılmıyor. Üretici hali ile fındığını tüccara 160-170 TL arasında satmak zorunda kalıyor. Fındık üreticileri “Zararına satıyoruz. Holdingler kazanıyor, biz kaybediyoruz” diye bağırıyor. Çeltikçiler durumlarını “47’ye üretip, 32 liraya satıyoruz” diye açıklıyor. Devletin bu aşamada üreticiye, sahip çıkması gerekmez mi.


Bir yozlaşma da Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı tutuklanan, yönetim kurulundan 7 kişinin istifa ettiği TFF’de yaşanıyor. Hakem atamalarında kollama ve kayırmanın üst düzeye çıktığının saptanmasına karşın TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu koltuğunda oturmaya devam ediyor. “İstifa” istemlerini duymazdan geliyor. Oysa MHK’daki skandal üzeri öyle kolay örtülecek, kapatılacak gibi değil. İsteğe göre yapılan atamalar nedeniyle birçok maça hakem hataları damga vurdu, ligin sıralaması değişti. Buna rağmen mevcut yönetim iş başında. Lakin yönetimdeki istifalarla topal ördek durumunda TFF yönetimi. Ne kadar sürdürebilirler ki.

Sadece toplumda değil, en yakın arkadaş çevresi ve aile ilişkilerinde de çürüme, etik erozyonu yaygınlaşıyor. Paranın gücü her şeyin önüne geçti. Kadim dostluklar, sarsılmaz arkadaşlık, aile bağları kalmadı . Her şey bireyselliğe, çıkara dayanıyor. Yazık oluyor topluma.