Yıl sonu yaklaşıyor, memur ile emeklinin maaş ve aylıklara yapılacak zam oranına ilişkin merakı artıyor. Ancak TÜİK verileri milyonlarca dar ve sabit gelirliye yine umut vermiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre eylül ayı TÜFE oranı kamuoyu beklentilerinin çok altında yüzde 1.84, yıllık enflasyon ise yüzde 29.73 oldu. TÜİK, bilinen ezberini yineleyerek enflasyonu düşük duyurdu. Oysa dar gelirlinin gıda ve diğer temel tüketim maddeleri için cebinden çıkan para, hele hele haftada bir değişen market raf fiyatları hiç öyle demiyor. İnsanlar harcadığı para ile TÜİK’in enflasyonunu karşılaştırdığında şaşkınlığını gizleyemiyor. Cüzdandan eksilen nakit para yaşamın gerçek enflasyonunu gösteriyor. Bir türlü uyum yok TÜİK verileri ile ceplerden çıkan para arasında.

Bağımsız Akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise eylül ayı TÜFE oranı yüzde 2.10, yıllık enflasyon yüzde 46.61 oranında gerçekleşti. İstanbul Ticaret Odası (İTO) harcamaların en çok yapıldığı İstanbul’da eylül enflasyonunu yüzde 2.11, yıllık enflasyonu yüzde 33.55 olarak açıkladı. Her iki kurumun kamuoyuna duyurduğu TÜFE oranları her zaman olduğu gibi TÜİK’i solladı. Memur, emekli, asgari ücretli TÜİK’in verilerine kuşkulu yaklaşıyor. Zira çarşı pazara gittiklerinde yaptıkları harcama onları kuşkuya itiyor.

Memur maaşı ile emekli aylığına yapılacak artışta esas alınan TÜİK verilerine göre temmuz, ağustos ve eylül aylarını içeren üç aylık dönemde TÜFE oranı birleşik yüzde 5.57 oldu. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 9- 10 dolayında gerçekleşmesi bekleniyor. Eğer seyyanen zam verilmezse yıl başında 17 milyon 200 bin emekli, dul ve yetim aylığına yüzde 9-10 arasında zam yapılması söz konusu. Üç aylık yüzde 5.57’lik enflasyon oranı memur maaşı ile memur emekli aylıklarına temmuzda yapılan yüzde 7 oranındaki toplu sözleşme döneminin gerisinde kaldı. Yani memur ile memur emeklisi enflasyon farkını şimdilik edinemedi. Ancak ekim, kasım ve aralık aylarına ilişkin duyurulacak TÜFE oranları ile memur ve memur emeklisinin alacağı enflasyon farkı belli olacak. 2027 yılı başında memur maaşı ile memur emekli aylıklarına yüzde 5, temmuzda ise yüzde 4 oranında toplu sözleşme zammı yansıtılacak.

Emeklilerin çoğunluğunu oluşturan SSK ve Bağ-Kur emeklisi şimdiden yüzde 5.57 oranında artışı garantiledi. Bu kitlenin aylıklarına yıl başında yapılacak zam oranı son üç aydaki TÜFE oranları ile netleşecek. Orta Vadeli Program’a (OVP) göre 2026 yılı enflasyonu yüzde 28.4 oranında gerçekleşirse SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları yüzde 9.04, memur maaşı ile memur emekli aylıkları enflasyon farkı dahil yüzde 7 oranında artacak. Merkez Bankasının son piyasa katılımcılarının anketlerine göre yıl sonu enflasyonunun yüzde 29.61 oranında gerçekleşmesi bekleniyor.Buna göre SSK ve Bağ-Kur emekli aylılarına 2027 yılının ilk yarısı için yüzde 10.06, memur maaşı ile memur emekli aylıklarına yüzde 8 oranında zam yapılacak. Tabii bu rakamlar gerçekleşirse. Her iki hesaplama ve öngörülere göre memur ve emeklinin yüzü yeni yılda da gülmeyecek.

Memur maaşı, emekli aylığı ile asgari ücretin TÜİK’in verileri doğrultusunda artırıldığı sürece dar ve sabit gelirli kitlenin satın alma gücünün yükselmesi, hayat pahalılığı ile mücadele edebilmesi, biraz soluklanabilmesi, insanca yaşam olanaklarına ulaşabilmesi zor. 2008 yılından bu yana uygulanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası bugün milyonların içinde bulunduğu yoksullukta önemli rol oynadı. Aslında dar ve sabit gelirli kitleye asıl darbe 1999 yılında çıkarılan 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Yasası ile vurulmaya başlandı. 2008‘ de AKP iktidarı döneminde hayata geçirilen 5510 sayılı yasa yoksulluğu ve açlığın kökleşmesine ivme kazandırdı. Hem 4447 hem 5510 sayılı yasalar çalışanın ve emekliyi kımıldayamaz hale getiren boynuna takılan halkalardan başka bir şey değil.

Önümüzdeki yıldan itibaren ülkenin seçim atmosferine girmesi bekleniyor. Hele bir de erken seçim kapıya dayanırsa belki o zaman memur ve emekli hatırlanabilir, kesenin ağzı açılabilir. Milyonların insanca yaşayabilmesi için seçimden seçime hatırlanmak yerine, aylık, maaş ve ücretlerde göreceli iyileştirme yapılması kaçınılmaz. Ayrıca dar ve sabit gelirli kitleyi cendere altına alan her iki yasada kökten değişiklik yapılmazsa milyonlar bağırmaya, yakınmaya devam eder.