Gaziantep sanayisi alarmda... Gaziantep’te ekim ayının ilk 10 gününde gündeme gelen konkordato kararları, kentin sanayisinin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmayı yeniden tartışmaya açtı. Özellikle finansmana erişim, yüksek faizler, üretim maliyetleri, ihracat pazarlarındaki rekabet ve tahsilat sorunları, Gaziantep sanayisinin geleceği açısından üzerinde durulması gereken başlıklar.


Bu konuyu yalnızca konkordato ilan eden şirketler üzerinden değil; Gaziantep’in üretim gücü, istihdamı, ihracatı ve sanayicinin ayakta kalma mücadelesi üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Konkordato rüzgârı dinmiyor, üretim şehri ekonomik darboğazla mücadele ediyor!

Bir zamanlar Türkiye’nin üretim gücüyle övünen, fabrikalarının bacası tüten, ihracat rekorlarıyla adından söz ettiren Gaziantep’te bugün sanayicinin en önemli gündemlerinden biri konkordato!

Ekim ayına da peş peşe gelen konkordato kararlarıyla girdik.

Peki, ne oluyor Gaziantep sanayisine?

Daha düne kadar yatırım yapan, istihdam sağlayan, dünyanın dört bir yanına ürün satan işletmeler neden finansal darboğazla karşı karşıya kalıyor?

Sorun sadece birkaç şirketin borcunu ödeyememesi mi, yoksa üretim ekonomisinde giderek derinleşen yapısal bir sıkışma mı?

İşte asıl tartışılması gereken mesele budur.

EKİM AYINDA YİNE KONKORDATO DOSYALARI!

Ekim ayının ilk 10 gününde Gaziantep’te sekiz konkordato dosyasına ilişkin gelişmeler gündeme geldi.

Talia grubuna bağlı üç şirket ve iki kişi için alacak bildirme davetleri yayımlandı. ASK Yağ ve Lojistik ile Ahmet Kaya hakkında bir yıllık kesin mühlet kararı verildi. Fıstık Tekstil ve bazı diğer başvuru sahipleri hakkındaki konkordato talepleri ise reddedildi.

Burada önemli bir ayrıntının altını çizelim: Konkordato, doğrudan iflas anlamına gelmez. İşletmenin borçlarını yeniden yapılandırarak faaliyetini sürdürebilmesi için hukuki bir imkândır. Ancak bu süreçlerin art arda gündeme gelmesi, finansman ve ödeme dengesi açısından ciddiyetle incelenmesi gereken bir işarettir.

Üstelik konkordato yalnızca başvuran şirketi ilgilendirmez.

O şirkete hammadde satan tedarikçiyi, nakliye yapan esnafı, alacağını bekleyen küçük işletmeyi ve çalışanları da etkileyebilir.

Bir şirketin ödeme güçlüğü, başka şirketlerin nakit akışını bozabilir.

Gaziantep sanayisinin asıl korkması gereken de bu zincirleme etkidir.

FABRİKALAR ÇALIŞIYOR AMA PARA KAZANABİLİYOR MU?

Gaziantep hâlâ Türkiye’nin önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri.

Ancak ihracat yapmakla para kazanmak aynı şey değildir.

Sanayici yüksek finansman maliyetleriyle mücadele ediyor. İşçilik, enerji, hammadde ve işletme giderleri üretim maliyetlerini artırıyor. İç piyasadaki talep baskısı ve dış pazarlardaki fiyat rekabeti kâr marjlarını daraltabiliyor.

Üretici bir taraftan fabrikasını çalıştırmak, diğer taraftan bankaya, tedarikçiye ve çalışanına karşı yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda.

Özellikle tekstil, halı, plastik, gıda ve makine sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler açısından finansman ve rekabet koşulları hayati önem taşıyor.

Bugün Gaziantep’te sorulması gereken soru şu:

Sanayici üretimden mi kazanıyor, yoksa çarkları döndürebilmek için sürekli yeni finansman mı arıyor?

Çünkü üretimin devam etmesi, her işletmenin mali açıdan sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.

GAZİANTEP’İN EN BÜYÜK SERMAYESİ ÜRETİM GÜCÜDÜR!

Gaziantep sanayisi kolay kurulmadı.

Bu şehirde insanlar yıllarca gece gündüz çalıştı. Küçük atölyeler fabrikalara dönüştü. Aile şirketleri uluslararası pazarlara açıldı. Gaziantep markaları dünyanın birçok ülkesinde kendisine yer buldu.

Ama bugün o birikimi korumak da en az oluşturmak kadar önemli.

Bir fabrikanın kapanması yalnızca sanayicinin kaybı değildir.

İşçinin işsiz kalmasıdır.

Esnafın müşterisini kaybetmesidir.

Nakliyecinin işinin azalmasıdır.

Kent ekonomisindeki gelir ve güvenin zayıflamasıdır.

Bu nedenle konkordato haberlerini yalnızca mahkeme kararlarından ibaret görmek büyük bir eksiklik olur.

GAZİANTEP SANAYİ ODASI, GAZİANTEP TİCARET ODASI VE SİYASETÇİLER NE YAPIYOR?

Şimdi Gaziantep Sanayi Odası’na, Ticaret Odası’na, organize sanayi bölgelerinin yöneticilerine ve Gaziantep milletvekillerine bazı sorular sormak gerekiyor.

Gaziantep’te kaç işletme ciddi finansman sıkıntısı yaşıyor?

Kapasite kullanım oranları ne durumda?

Son bir yılda kaç işletme üretimini azalttı, kaç işletme çalışan sayısını düşürdü?

Küçük ve orta ölçekli sanayicilerin krediye erişiminde yaşanan sorunları çözmek için hangi somut girişimler yapıldı?

Konkordato süreçlerinin tedarikçilere ve istihdama etkisi ölçülüyor mu?

Elbette oda yöneticilerinin ve siyasilerin tek başlarına faizleri ya da küresel ekonomik koşulları değiştirmeleri mümkün değil.

Ancak sanayicinin sorunlarını Ankara’ya taşımak, çözüm önerileri geliştirmek ve kamuoyuyla şeffaf veriler paylaşmak onların sorumlulukları arasında.

Gaziantep’in artık yalnızca başarı hikâyelerini değil, sanayisinin yaşadığı sıkıntıları da açıkça konuşmaya ihtiyacı var.

BUGÜN TEDBİR ALINMAZSA YARIN DAHA ZOR OLABİLİR!

Gaziantep sanayisinin ayakta kalabilmesi için üretici işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, ihracatçının rekabet gücünün korunması ve özellikle KOBİ’lerin nakit akışını destekleyecek mekanizmaların güçlendirilmesi gerekiyor.

Bunun yanında konkordato süreçlerinin nedenleri de doğru analiz edilmeli.

Her şirket aynı nedenle sıkıntıya düşmez. Yanlış yatırım, kötü finansal yönetim, aşırı borçlanma veya piyasa koşulları farklı işletmelerde farklı sonuçlar doğurabilir.

Dolayısıyla bütün sorumluluğu ekonomik şartlara yüklemek de bütün sanayicileri başarısız ilan etmek de doğru değildir.

Ancak bir gerçek var:

Gaziantep üretim gücünü kaybederse bunun bedelini yalnızca sanayiciler değil, bütün şehir öder.

Bugün konkordato dosyalarıyla gündeme gelen şirketlerin yarın yeniden sağlıklı üretim yapabilmesi önemlidir. Aynı zamanda alacaklıların, çalışanların ve tedarikçilerin haklarının korunması da unutulmamalıdır.

SON SÖZ: GAZİANTEP’İN BACALARI TÜTMEYE DEVAM ETMELİ!

Gaziantep, Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olma özelliğini hâlâ koruyor.

Nitekim Gaziantep Sanayi Odası’nın açıkladığı verilere göre şehir, yalnızca Ağustos 2026’da 910,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Bu önemli bir ekonomik güçtür.

Ancak ihracat rakamlarının arkasındaki kârlılığı, borçluluğu, istihdamı ve işletmelerin finansal dayanıklılığını da konuşmak zorundayız.

Çünkü bir şehrin gerçek ekonomik başarısı yalnızca ne kadar ihracat yaptığıyla değil, üreten işletmelerini ve çalışanlarını ne ölçüde koruyabildiğiyle de ölçülür.

Gaziantep’in gündemi konkordato ilanları değil, yeni yatırımlar, yeni fabrikalar, yeni istihdam ve sürdürülebilir ihracat olmalı.

Ve son olarak soralım:

Gaziantep sanayisi gerçekten ne durumda? Fabrikaların bacaları tütüyor ama sanayicinin kasası ne durumda?

Ve herkes aynı ağızla bir. Kasım, Aralık ve Ocak 2027 aylarının çok daha zorlu geçeceği konusunda hem fikir...

Bu sorulara artık rakamlarla, açık yüreklilikle ve somut çözümlerle cevap verilmesinin zamanı gelmedi mi?