Herkes gidiyor, herkes hesap veriyor… Peki Türk futbolunun patronu neden sorumluluk almıyor?
Türk futbolunda son bir ayda yaşananlara bakın!
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu hakkında tutuklama kararı verildiği bildiriliyor. Hakem Yasin Kol hakkında ciddi adli iddialar gündemde. A Millî Takım, Uluslar Ligi’nde dört maçta sıfır çekti. Vincenzo Montella ile yollar ayrıldı. Türkiye Futbol Federasyonu yönetiminde istifalar peş peşe geldi.
Peki bütün bunlar yaşanırken federasyonun en tepesindeki isim ne yapıyor?
İbrahim Hacıosmanoğlu görevine devam ediyor!
İşte Türk futbolunun bugün tartışması gereken asıl mesele budur.
Sayın Hacıosmanoğlu!
Bu federasyonun başkanı siz değil misiniz?
MHK’nın oluşturulmasında, kurulların çalışmasında, futbolun yönetilmesinde en üst düzey sorumluluk sizin başkanlığınızdaki federasyona ait değil mi?

Öyleyse sormak gerekiyor:
MHK’da kriz varsa sorumlusu kim?
Hakemlik sistemine güven sarsılmışsa hesabını kim verecek?
Millî Takım başarısızsa bunun bütün faturası Montella’ya mı kesilecek?
Federasyon yöneticileri istifa ediyorsa neden seçim seçeneği kamuoyunun önüne getirilmiyor?
Bir ülkede futbolun bütün kurumları aynı anda tartışma konusu oluyorsa orada yalnızca kişiler değil, yönetim anlayışı da sorgulanmalıdır.
Üstelik mesele yalnızca sahadaki sonuçlar değil.
Hakemlere güven azalıyor. Federasyonun kararları tartışılıyor. Millî Takım’daki başarısızlık taraftarın sabrını zorluyor. Kulüplerle futbol yönetimi arasındaki gerilim dinmiyor.
Futbol kamuoyu artık açıklama değil, somut adım bekliyor.
Burada önemli bir ayrımın da altını çizelim: Bir kişi hakkında soruşturma yürütülmesi veya tutuklama kararı verilmesi, suçun kesinleştiği anlamına gelmez. Yargı kendi görevini yapacaktır.
Ama yönetsel sorumluluk için mahkeme kararını beklemek gerekmez.
Sorumluluk yalnızca başarıyı sahiplenmek değildir. Başarısızlığın hesabını da verebilmektir.

Sayın Hacıosmanoğlu!
Türk futbolunun bugün ihtiyacı olan şey koltuk kavgası değil, güvenin yeniden tesis edilmesidir.
Bunun yolu da bağımsız denetimden, şeffaflıktan, kurumsal hesap verebilirlikten ve gerektiğinde seçim iradesinin ortaya konulmasından geçer.
Bir teknik direktörü göndermek kolaydır.
Bir kurul başkanını değiştirmek kolaydır.
Birkaç yöneticinin istifasıyla gündemi değiştirmek de mümkündür.
Ama çöken güveni yeniden inşa etmek o kadar kolay değildir!
Türk futbolunun artık yeni bahanelere tahammülü yok.
Bugün Hacıosmanoğlu’nun cevaplaması gereken en önemli soru şudur:
Bu kadar ağır kriz yaşanırken federasyon yönetimi hangi sorumluluğu üstleniyor ve Türk futbolunu bu tablodan çıkarmak için ne yapıyor?
Çünkü futbolseverler artık kimin koltuğunu koruduğunu değil, Türk futbolunu kimin ayağa kaldıracağını görmek istiyor.
SON SÖZ
Türk futbolunda herkesin hesabı sorulurken federasyonun en tepesindeki makam hesap verme sorumluluğunun dışında tutulamaz.
Unutulmasın:
Makamlar kimsenin tapulu malı değildir. Türk futbolu da hiçbir yöneticinin koltuğundan daha değersiz değildir!