Hükümet yıllardır enflasyon zammına mahkum ettiği emekliyi sonunda hatırladı. Seçim yaklaşırken siyasi irade emekli aylıklarının iyileştirilmesini gündemine aldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta başı yapılan Kabine toplantısının ardından emeklilerin durumunun iyileştirilmesine yönelik yasal düzenlemenin yılsonuna kadar tamamlanacağını duyurdu. Erdoğan’ın duyurusu karşısında bir ölçüde sevinen emekli, dul ve yetim önceki uygulamaları dikkate alarak yüksek zam beklentisine girmedi. Zira “müjde” diye duyurulan önceki artışlarda hep hayal kırıklığı yaşadı, beklentileri karşılanmadı.Aileleri ile birlikte 30-40 milyon arasında kitleyi oluşturan emekli 2027 yılında da aynı düş kırıklığını yaşamaktan kaygılanıyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarının 23 bin 552 TL tutarındaki en düşük aylık başta olmak üzere tüm emekli aylıklarının iyileştirilmesine ilişkin çalışma yürüttüğü medyaya yansıdı. Zamma ilişkin çeşitli seçeneklerin ele alındığı belirtiliyor. Aylıklara 6 aylık enflasyon artışının yanı sıra yüzde 10-15 arasında refah payı eklenmesi, seyyanen zam verilmesi, 65 yaş üzeri ve altı emekli aylıklarına farklı zam yansıtılması gibi formüller üzerinde tartışıldığı haberleri kamuoyuna düştü. Aylıkları iyileştirmeye ilişkin hazırlanacak yasal düzenlemenin temelini refah payı oranları, taban aylıklara kademeli seyyanen artış veya sosyal destek paketlerinden biri oluşturacak gibi.
Emeklinin ocak 2027’de alacağı enflasyon zam oranının yaklaşık yüzde 10 civarında olması bekleniyor. Bu artışa ek olarak yüzde 10-20 arasında refah payı verilse bile bu hayat pahalılığında emekliyi güldürmez. Zira olası yüzde 10 oranındaki refah payı düşük aylıklara düşük tutarlı zam olarak yansırken, yüksek aylıklara yüksek tutarlı artış olarak yansıyacaktır. Hali ile aylıklar arasındaki makas daha açılacak. Emeklinin temel talebi herkese eşit tutarda seyyanen zam verilmesi, 2000 sonrası SSK ve Bağ-Kur emeklisini kapsayacak intibak yasasının çıkarılmasıdır. Eğer 6 aylık enflasyon artışının yanında belirli oranda refah payı verilirse emekliye geçici soluk aldırır, sorunları bütünü ile ortadan kaldırmaz. İntibak yasası emeklinin olmazsa olmazıdır.
Geçici çözümler yerine kalıcı ve kapsayıcı yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Yapılacak düzenlemenin çok çalışanın, çok prim ödeyenin ve uzun yıllar hizmet edenin hakkını gözeten adil bir sistem üzerine kurulması kaçınılmazdır. Uzun yıllar yüksek prim ödeyenle düşük prim ödeyen düşük aylıkta eşitlenmemelidir. İyileştirmede kök aylık üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Aylık bağlama oranları yeniden yüzde 70’ler düzeyine çıkarılmalıdır. Ülkeyi yönetenler, ekonomideki milli gelir artışından övgü ile bahsediyor. Lakin, emekli aylıkları yıllar içersinde 2.5-3 kat eriyerek bugünkü sefil düzeyine geriledi. Yerlerde sürünen aylıkların satın alma gücünün yükseltilmesi için övünülen büyüme ve milli gelir artışından emekliye hak ettiği pay verilmelidir. Memur emeklisine anasının ak sütü gibi helal olan memura ödenen seyyanen zam verilmelidir. En düşük aylık ve bayram ikramiyeleri yürürlükteki net asgari ücret kadar olmalıdır.
Bu temel taleplerin yanı sıra sağlık hizmetinden ötürü aylıklardan yapılan kesintilerin sonlandırılması zorunludur. Hastaneye ve eczaneye giden emeklinin aylığından hatırı sayılır tutarda sağlık hizmeti kesintisi olmakta aylıklar iyiden iyiye kuşa dönmektedir. Aylıklara eklenen ek ödeme tutarının yüzde 4-5’den yüzde 8-10’lar düzeyine çıkarılması emeklinin diğer istemleridir.
Aslında emekli aylıklarında düşüş ve bozulma 2008 yılında hayata geçirilen 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile başladı. Yasa ile aylık bağlama oranlarının yüzde 70’lerden yüzde 35’lere düşürülmesi, büyümeden emekliye yeterince pay verilmemesi gibi temel etmenler bugün milyonlarca emekliyi açlıkla boğuşur hale getirdi. Yani kantarın ayarı 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı yasa ile bozuldu. 2008 yılında bozulan kantarın ayarını düzeltmeden milyonlarca emeklinin sorunlarına kalıcı çözüm bulmak mümkün değil.
Emeklinin insanca yaşanabilir bir aylığa kavuşması, taleplerinin bütünü ile karşılanabilmesi için radikal bir sosyal güvenlik reformuma gereksinim var. Seçim yaklaşırken günü kurtarmak için hayata geçirilecek yapay çözümler , emekliye verilecek bir parmak bal geçici olur. İleri aylarda emekli yine unutulur, açlıkla boğuşmaya devam eder.