Türkiye’de emekli, dul ve yetimin düşük aylıklarla sefil yaşam sürdüğü, açlıkla boğuştuğu uluslararası araştırma ile de teyit edildi.

İstanbul ve Ankara’da ofisleri bulunan uluslararası araştırma projesi Marsh CEFA Enstitüsü’ne göre, Türkiye, 2026 Küresel Emeklilik Endeksi’nde 46.60 puanla 19 Avrupa ülkesi arasında son sırada yer aldı. Artan yaşam süresi, düşen doğum oranları ve çalışan nüfusun emekli sayısına oranındaki gerileme sosyal güvenlik sistemleri üzerindeki mali baskıyı artırıyor.

Marsh CFA Enstitüsü tarafından hazırlanan ve dünya nüfusunun yüzde 66’sını kapsayan 55 emeklilik sistemini inceleyen 2026 Küresel Emeklilik Endeksi yayımlandı. Endeks, dünya nüfusunun yüzde 66’sını kapsayan 55 emeklilik geliri sistemini karşılaştırdı. İncelenen 19 Avrupa ülkesi arasında Türkiye genel sıralamada son sırada yer aldı. Türkiye, emeklilik gelirlerinin yeterliliği, finansman yapısı ve sistemin sürdürebilirliği başlıklarında değerlendirilen Avrupa ülkeleri arasında en düşük puanı alan ülke oldu. Özellikle aktif çalışanların ödediği primlerle mevcut emekli aylıklarının finanse edildiği dağıtım esaslı sistemlerde çalışan-emekli dengesinin bozulmasının uzun vadeli mali yapıyı zorlaştırdığına dikkat çekildi.

Türkiye’de çalışan ile emeklilikler arasındaki oranı ifade eden aktif-pasif oranı 1.64. Yani 1.64 çalışana karşılık 1 emekli bulunuyor. Bu oranın 4’e karşılık 1 olması gerekiyor ki sosyal güvenlik sistemleri açık vermesin.Ancak bunun sorumlusu düşük aylık alan, ay sonunu zor getiren ı emekli değil, kayıt dışı istihdamı, üretimi, ekonomiyi yeterince önleyemeyen, prim alacakların bütününü tahsil edemeyen iradedir.

Endeks sonuçlarına göre Hollanda 100 üzerinden 85.8 puanla dördüncü kez Avrupa sıralamasında birinci sırada yer aldı. Türkiye’nin puanı ise 46.60’da kaldı. Türkiye yeterlilikte 46.50 puan, sürdürülebilirlikte ise 29.40 puan edinebildi. Türkiye, düşük puanları ile “Emeklilikte Avrupa sonuncusu” oldu, dibe vurdu.

Enstitünün dikkat çektiği gibi ülkemizde çalışırken SGK’ya ödenen prim ile emekli olunduğunda ödenen aylık arasında dağlar kadar fark var. Çalışırken yüksek tutarlı ödediği primin karşılığı olan yüksek aylık verilmiyor emekliye. Hatta 2008 yılında hayata geçirilen 5510 sayılı yasa ile en yüksek primi ödeyenle en düşük primi ödeyen neredeyse aynı tutarda emekli aylığı almaya başladı. Kısa süre sonra iki kesim arasında fark kalmayacak milyonlar en düşük emekli aylığında eşitlenecek. Yasanın emekliye vurduğu en büyük darbelerden biri de aylık bağlama oranlarının yüzde 70’lerden yüzde 30’lara dek gerilemesi. 1999 yılında Marmara depreminin hemen öncesinde çıkarılan 4447 sayılı yasa ile emeklilerin yoksullaşmasına ilk adımı atılmıştı. Her iki yasa bugün emeklinin içinde bulunduğu derin yoksulluğun sebebidir.

Avrupa’da dibe vurduğumuz emeklilik sisteminin düzeltilmesi, cebindeki parası temel gıda ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen emekli, dul ve yetimin ekonomik durumunun düzeltilmesi için sosyal güvenlik sisteminde kökten değişime ihtiyaç var. 4447, özellikle 5510 sayıl yasada değişiklik yapılarak yüksek tutarda prim ödeyene yüksek aylık, düşük tutarda prim ödeyene düşük aylık ödemek sosyal güvenlik sisteminin olmazsa olmazıdır. Yanı sıra aylık bağlama oranlarının 2008 yılı öncesi gibi yeniden yüzde 70’ler düzeyine çıkarmak kaçınılmazdır. Eğer her emekliyi en düşük aylıkta eşitlerseniz ne sosyal adaletten söz edilebilir, ne de Avrupa sonuncusu olmaktan kurtulabiliriz.

Emekli aylıklarına 6 ayda bir gerçekleşen TÜFE oranında artış yapmanın hiçbir işe yaramadığı, emekliyi yoksulluktan kurtaramadığı, boynu bükük parklarda günü geçirdiği 2008 yılından bu yana net olarak görüldü. Eğer bu sistemde ısrar edilecekse emekli aylıklarına eşel-mobil sistemine bağlı, yani her ay açıklanan TÜFE oranında zam yapılmalı. Hiç yoktan 6 aylık uygulamanın kayıplarını bir ölçüde önleyebilir. Aslında 6 aylık TÜFE artışı zam değil, 6 aylık enflasyon kaybının karşılanmasıdır. Yüksek tutarlı seyyanen zam verilmediği sürece milyonların gönenci sağlanamaz, yüzü gülmez.

YENİ Parti Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, 23 bin 552 TL tutarındaki en düşük emekli aylığının 28 bin 75 TL tutarındaki net asgari ücret düzeyine çıkarılması, bayram ikramiyesinin de asgari ücret kadar olmasını içeren yasa teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Lakin teklif AKP-MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi. Yeri geldiğinde hem AKP hem MHP milletvekilleri emekli aylığının yetersizliğini dile getiriyorlar, feryatlara hak veriyor. Sıra aylığın artırılmasına geldiğinde “Hayır” diyorlar. Tabii bu konuda karar verecek tek yetkili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Sanırım seçim yılına girildiğinde emekliye zam haberini bizzat duyuracaktır.