Gaziantep FK'nın yaşadığı kriz artık yalnızca kötü futbol ve alınamayan galibiyetlerle açıklanabilecek bir mesele değil. Ortada sportif başarısızlık, ağır borç yükü, yönetim belirsizliği ve şehrin kulübüne yeterince sahip çıkmaması gibi birbirini besleyen sorunlar var.

Gaziantep FK'nın yaşadığı kriz artık yalnızca kötü futbol ve alınamayan galibiyetlerle açıklanabilecek bir mesele değil. Ortada sportif başarısızlık, ağır borç yükü, yönetim belirsizliği ve şehrin kulübüne yeterince sahip çıkmaması gibi birbirini besleyen sorunlar var.


Bana göre en önemli soru, kongrede kimin başkan seçileceği değil, Gaziantep FK'nın nasıl bir mali ve sportif kurtuluş planıyla ayağa kaldırılacağıdır.

GAZİANTEP FK NASIL KURTULUR?


Bu vebalin altından kim kalkacak?


Gaziantep FK için tehlike çanları artık çok daha yüksek sesle çalıyor!


Bir zamanlar Süper Lig'de ortaya koyduğu mücadeleyle şehrine heyecan yaşatan, rakiplerine kolay teslim olmayan Gaziantep FK, bugün hem sahada hem de yönetim masasında ciddi bir varoluş mücadelesi veriyor.


Sahada kazanamayan, puan cetvelinde alt sıralardan kurtulamayan, taraftarına umut vermekte zorlanan bir takım var. Saha dışında ise borçlar, kongre tartışmaları, başkan arayışları ve geleceğe ilişkin belirsizlikler konuşuluyor.


Peki, bu şehir takımını göz göre göre kaybetmeye razı mı?


Gaziantep, Türkiye'nin önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri. Üreten, ihracat yapan, ekonomiye katkı sağlayan büyük bir şehir. Ancak iş Gaziantep FK'ya geldiğinde aynı birlikteliği ve kararlılığı görmekte zorlanıyoruz.


Futbol kulübü yönetmek artık yalnızca başkanın cebinden para çıkarmasıyla sürdürülebilecek bir iş değil. Hele ki milyonlarca liralık borçların konuşulduğu, futbolcu maliyetlerinin sürekli yükseldiği bir ortamda!


Olağanüstü kongre kararı alınması, aslında yaşanan krizin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.


Eski milletvekili Ahmet Uzer'in başkan adaylığı gündeme geliyor. Ancak kendisinin de ağır borç yüküne dikkat çekerek ortak akıl ve ortak sorumluluk anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini ifade ettiği belirtiliyor.


Haksız mı?


Kim, önünü göremediği, borçlarının nasıl ödeneceğini bilmediği bir kulübün başına geçmek ister?
Diğer tarafta mevcut başkan Memik Yılmaz ve yönetim kurulunun alacakları meselesi var. Konuşulan rakam tam 350 milyon lira!


Bu iddia edilen alacakların hukuki niteliği, vadeleri ve ödeme koşulları açıklığa kavuşturulmadan yeni bir yönetimin sağlıklı biçimde göreve başlaması kolay görünmüyor.


Şimdi soruyorum:


Gaziantep FK'nın başına gelecek yeni yönetim, önce geçmişin borçlarını mı ödeyecek, yoksa geleceğin takımını mı kuracak?

İşte asıl çıkmaz burada!


Gaziantep FK'nın geleceği 350 milyon liraya mı bağlı?


25 Ekim tarihli yerel basın haberlerinde, mevcut yönetimle bağlantılı 350 milyon liralık kredi yükünün kapatılmasının istendiği, futbolcu ve personel ödemeleriyle birlikte yeni yönetimin önündeki mali ihtiyacın 600 milyon liraya ulaşabileceği ileri sürülüyor. Ancak bunlar henüz bağımsız denetimle doğrulanmış kesin rakamlar değil.


Memik Yılmaz ise kulübü 40 milyon avro borçla devraldığını, borcu 15 milyon avroya indirdiğini söylüyor ve yeniden aday olmayacağını açıklıyor.

Kulübü en zor dönemde Cevdet Akınal'dan devir alan ve Akınal'ın bıraktığı borç borç yüküyle boğuşan Memik Yılmaz'ın Olağanüstü Kongre kararı aldığı açıklamanın sitem dolu satır araları aslında bize herşeyi anlatıyor:

Gaziantep FK’da olağanüstü seçimli genel kurul süreci başlarken, kulüp başkanı Memik Yılmaz’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Yönetim kurulunun olağanüstü kongre kararı almasının ardından sessizliğini bozan Yılmaz, başkanlık görevine yeniden aday olmayacağını duyurdu.

Görev süresi boyunca kulüp için üzerine düşeni yaptığını belirten Memik Yılmaz, sezon başında kendisine verilen destek sözlerinin yerine getirilmediğini ifade ederek başkanlığı bırakma kararının gerekçesini açıkladı.

“Ben artık yokum”


Memik Yılmaz, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Ben üzerime düşeni fazlasıyla yaptım. Sezon başı verilen destek sözleri tutulmadı. Ben artık yokum. Kongrede aday olmayacağım.”


“40 milyon avro borçla aldım, 15 milyon avro borçla devrediyorum”


Gaziantep FK’nın göreve geldiği dönemdeki mali durumuna da değinen Yılmaz, kulübün borç yükünü önemli ölçüde azalttıklarını savundu.

Yılmaz, kulübü 40 milyon avro borçla devraldığını ve mevcut borcun 15 milyon avro seviyesine indirildiğini belirterek, “40 milyon EURO borç ile aldığım takımı 15 milyon EURO borç ile devrediyorum” dedi.


O halde yapılacak ilk iş belli:


Kulübün bütün borçları, alacakları, banka kredileri, temlikleri ve gelecekteki gelirleri bağımsız denetimden geçirilerek açıklanmalı.


Kim kulübe ne kadar para vermiş? Bu paralar bağış mı, borç mu, kredi mi? Hangi tarihte ödenecek? Yeni yönetimin önüne nasıl bir mali tablo konulacak?


Bunları bilmeden kimseye başkanlık teklif etmek, gözleri bağlı şekilde uçurumun kenarında yürümeyi istemekten farklı değil.

Bana göre çözüm, yalnızca yeni bir başkan bulmak değil. Şehrin bütün dinamiklerini kapsayan bir kurtuluş seferberliği başlatmak.

Memik-1
Birincisi: Borçlar yeniden yapılandırılmalı. Mevcut yöneticilerin belgelenmiş alacakları varsa ödeme takvimi müzakere edilmeli. Kulübün yaşamasını sağlayacak bir formül bulunmalı. Çünkü kulüp ekonomik olarak çökerse herkes kaybeder.


İkincisi: Sanayi dünyası sorumluluk almalı. Gaziantep Sanayi Odası, Ticaret Odası, organize sanayi bölgeleri ve büyük şirketler şeffaf bir sponsorluk modeli etrafında buluşmalı. Bu şehirde Gaziantep FK'nın yaşamasına katkı sunabilecek ekonomik güç var. Mesele bu gücü sürdürülebilir bir yapıda birleştirmek.


Üçüncüsü: Saha içindeki kötü gidişat hemen durdurulmalı. Yönetim tartışmaları sürerken takımın kaybetmeye devam etmesine seyirci kalınamaz. Teknik heyet, oyuncuların fiziksel durumu, savunmadaki kırılganlık, orta sahadaki yetersizlik ve gol yollarındaki üretimsizlik masaya yatırılmalı. Kısa vadede hedef gösterişli futbol değil, puan toplamak ve ligde kalmak olmalı.

Dördüncüsü: Yeni yönetim güçlü ve hesap verebilir olmalı. Başkanın yanında finans, hukuk, sponsorluk ve futbol yönetimini bilen insanlar bulunmalı. Kulübün kaderi bir kişinin ekonomik imkânlarına bırakılmamalı.


Beşincisi: Taraftar yeniden tribüne dönmeli. Bu noktada taraftarların da kendilerini sorgulaması gerekiyor. Gaziantep FK, yalnızca birkaç bin kişinin değil, bütün şehrin takımıdır. Tribün desteği olmadan futbolcuların üzerindeki baskıyı azaltmak kolay değil.


Küme düşersek ne olacak?


İşte herkesin üzerinde düşünmesi gereken asıl mesele bu.


Gaziantep FK'nın Süper Lig'den düşmesi yalnızca bir sezonluk sportif başarısızlık anlamına gelmeyecek.
Yayın gelirleri azalacak. Sponsorluk değeri düşecek. Oyuncu kadrosunu korumak zorlaşacak. Borçların çevrilmesi daha da ağırlaşacak.


Daha da önemlisi, yeniden Süper Lig'e çıkmak için belki bugünkünden çok daha büyük ekonomik fedakârlıklar gerekecek.
Gaziantepspor'un yaşadığı acı süreç hâlâ hafızalarımızda. Bir dönem Türk futbolunda önemli bir yere sahip olan o kulübün gerileyişinden yeterince ders çıkarmadık mı?


Aynı şehrin ikinci büyük futbol kaybına tahammülü var mı?


Bu vebali kim üstlenecek?


Şimdi Gaziantep'in milletvekillerine, yerel yöneticilerine, iş dünyasına, kulüp yöneticilerine ve taraftarlarına seslenmek gerekiyor:


Bu kulüp düşerse kim çıkıp sorumluluk alacak?


Kongre salonlarında yapılan konuşmalar, verilen birlik beraberlik mesajları, fotoğraf karelerine sığdırılan destek açıklamaları Gaziantep FK'yı kurtarmaya yetmeyecek.


Somut bir mali plan, güçlü bir yönetim ve sahada kazanmayı bilen bir takım gerekiyor.
5 Kasım'da yapılması planlanan olağanüstü kongre, çoğunluk sağlanamazsa 12 Kasım'a ertelenecek. Bu tarihler yalnızca yeni yönetimin seçileceği günler olmamalı. Gaziantep FK'nın geleceğinin kurtarılacağı bir dönüm noktası olmalı.

Son sözüm şu:

Gaziantep Fk Başkanı Memik Yılmaz, Taraftarlardan Destek Bekliyor:
Gaziantep FK'nın kurtuluşu ne yalnızca Ahmet Uzer'in başkan olmasına ne de Memik Yılmaz'ın görevden ayrılmasına bağlıdır. Kurtuluş, geçmişin hesabının şeffaf biçimde verilmesine, bugünün borçlarının yönetilmesine ve geleceğin birlikte kurulmasına bağlıdır.


Bu şehir Gaziantep FK'yı kaybederse yalnızca bir futbol takımını kaybetmiş olmayacak. Süper Lig'deki temsil gücünü, önemli bir tanıtım değerini ve ortak heyecanını da kaybedecek.

Artık herkes elini taşın altına koymalı.

Çünkü yarın çok geç olabilir.

Ve unutulmasın: Gaziantep FK küme düşerse bunun vebali yalnızca başkanın, teknik direktörün veya futbolcuların değil; sorumluluk üstlenmesi gerekirken kenarda bekleyenlerin de omuzlarında olacaktır.

Gaziantep FK sahipsiz kalmamalı